İçinde bulunduğumuz dönmede kitlelerin ve insan
teklerinin psikolojilerini çok rahat görebiliyoruz. Paylaştıkları birkaç cümle
durumu yeterince anlamaya yetiyor. Siyasal gerilimin boyutları sadece belli bir
yerde kalmıyor. En alt katmanlara, uçlara kadar yansıyabiliyor.
Nefretin boyutları çok büyük, uçurumlar giderek
derinleşiyor. Bu, sadece kavmî yani ırkî boyutları çoktan aştı. Birine bir
yenisi ekleniyor. Mezhep gerilimi, siyasî parti gerilimleri, tarikat
mensupları, tarikat dışındakiler, yeni yeni oluşan grupların gerilimleri,
selefisi, IŞİDcisi, cemaatçisi [sonradan adı paralel], marjinalleri,
sosyalistleri, komünistleri, anarşistleri de bu listeye dahil etmek gerekiyor.
Sürekli bir yenisine biri daha ekleniyor. Artık isimlerini bile aklımızda tutamıyoruz.
Bu grupları kimler yönetiyor, yönlendiriyor, hangi güçler
etkiliyor bunları kestirmek de zor. Uluslararası servisler, çıkarcılar,
bağlantısı olanlar bu gerilimli ortamı tetikliyor. Kaos ve karmaşa çıkarıyor.
Sosyal medyada nefret, küfür, aşağılama, ötekileştirme
başını almış gidiyor. En mülayim kesimler bile bu dalgalara kendilerini
kaptırıyorlar. İnsanlar hiçbir zaman yarın ne olacağını düşünmüyor. Yarın bir
gün ortamın durulacağını, bu kesim insanlarının bir araya gelebileceklerini
içinde bulundukları ortamda hiç de dikkate almıyorlar. Kimi kavramlar
zihinlerde kemikleşiyor ve çözülemez duruma geliyor, putlaşıyor. Artık o
insanlara bir şey anlatmanız olası olmuyor.
İnsanların kusurları göz ardı oluyor. Kendilerine idol
olarak belirlediklerini tam bir put haline getiriyorlar. Onun etrafında ütopik
bir dünya kuruluyor. Alabildiğine abartılıyor. Kavramlar da putlaşıyor ve asla
aşılamıyor.
Sosyal medya, bilgisayarlar, cep telefonları ve bunlara
bağlı unsurlar devreye girdiğinden beri ne diller tutulabiliyor ne sözler
sınırlanabiliyor ne de davranışlar. Her adım ve eylem bir gerilim doğuruyor.
Biri diğerini tetikliyor. Sosyal medya üzerindeki kimi paylaşımlar birkaç
beğeni alınca birden kişiler kendilerini bir başka görüyorlar. Bu da gerilimin
tırmanışını arttırıyor.
Bir ülke insanının gelişen kimi olaylardan sonra
psikolojisini anlamak istiyorsanız hemen sosyal medyaya koşun ve gözlemleyin.
Nelerin olup bittiğini orada görebiliyorsunuz. Kimi zaman bir yalan veya
abartılı bir haber sosyal medyada yer alınca haberin doğruluğu bilinmeden,
araştırılmadan paylaşımla gündeme hızla giriyor. En sıradan bir durum
abartılabiliyor. Bilinen bir meşhurun ölüm haberi yayımlanıyor ve bu dolaşıma
giriyor. Çok geçmeden haberin yalan olduğu ortaya çıkıyor.
Psikolojik savaşın boyutları çok derin. Kitleri çok çabuk
etkileyebiliyor. Dalga dalga yayılıyor. Dünyanın bir ucundan ötekine
etkileyebiliyor.
Şu yakın zamanda Arap Amerikan Baharı nın yüz milyonları
nasıl etkilediği ortada. Sonuçlarına bakılmaksızın, ne olup biteceği düşünülmeksizin
hemen her kesim bu dalgaya kapılıyor. Buna sadece halkın alt katmandakiler
kapılmıyor en beklenmedik kesimler bile buna kendilerini kaptırıyorlar.
Bilinç dışı bir hayattır yaşanan. Ne yazık ki insan
güdülen bir varlığa dönüşüyor. Kitap, düşünce, önderler, düşünce insanı
hayattan çıkıyor. Onun yerini ne olduğu bilinmeyen dalgalar alıyor. Bilgelerin
ve bilenlerin bu hayatta yeri yok. insan edilgen bir varlığa dönüşüyor ve
etkisini yitiriyor.