Artık ilgili herkes biliyor ve itiraf ediyor ki, sosyal güvenlik sistemimiz SOS veriyor, adeta çökmüş durumda. Son yıllarda sisteme yönelik çalışmalar yapılıyordu.

Sonunda sisteme müdahale edildi ve bir şeyler yapıldı. Bu müdahalenin iyi ve kötü, faydalı ve zararlı, olumlu ve olumsuz sonuçlarını zamanla hep beraber göreceğiz.

Sosyal güvenlik sistemine müdahale edilmese ve yapılabildiği kadarıyla reform yapılmasaydı, bir süre sonra sistem zaten içinden çıkılmaz bir hâle dönüşecekti.

Her yıl sosyal güvenlik kurumlarının tamamının (TC Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK) açıklarına devlet tarafından 13-14 milyar dolar (USD) aktarılmaktadır.

Bizimki gibi bir ülke bütçesi buna ne kadar dayanıp müdahale edebilir

Hemen hemen herkesin üzerinde birleştiği konu şudur ki, sosyal güvenlik reformu yapılması gereklidir, elzemdir, geciktirilmemelidir. Geciktirildiği sürece problem daha da artacak ve zamanla içinden çıkılmaz bir hâl alacaktır.

Son yılların en önemli gündem maddelerinden birisi olan sosyal güvenlik reformu konusunda çok şey yazıldı. Ancak, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile, TC Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve SSK tek çatı altında birleştirilmesinin önündeki en büyük engel olan kurum başkanlığına atamanın yapılmamış olmasıydı. Sosyal güvenlik reformuna ilişkin düzenlemelerin 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girecek olması, konunun önemini ve aciliyetini daha da artırmaktaydı.

*

Geçen ay, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşar Yardımcısı Birol Aydemir, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı na atandı.

Birol Aydemir, sosyal güvenlik uygulamalarını bilen, SSK, Bağ-Kur ve TC Emekli Sandığı nı yakından tanıyan ve bürokrasi deneyimi çok fazla olan bir bürokrat.

Onun Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı na atanmasıyla birlikte sosyal güvenlikte yeni bir dönem başlamış oluyor...

Bu arada sosyal güvenlik reformuna ilişkin düzenlemeler 01.01.2007 tarihinde yürürlüğe gireceğinden, reformun uygulamasını gösterecek yönetmelikler, tebliğler ve genelgelerin bir an önce çıkarılması gerekiyor.

Artık ülkemizin sosyal güvenlik ile ilgili yarınları şimdilik yeni bir başkana ve onun ekibine emanet. Eğer sosyal güvenlik sistemimiz tamamen çökerse hepimiz sıkıntı yaşarız, hattâ altında ezilip perişan oluruz. Özellikle, hâlen sosyal güvenlik kurumlarında yöneticilik yapanların bunun farkında olması gerekir.

Bu gelişme meselenin bir bölümünü ihtiva ediyor.

*

Yine geçen ay sonunda ülkemiz sosyal güvenliğinde önemli dönüm noktalarından birisi yaşandı. "Tek çatı" olarak adlandırılan "Sosyal Güvenlik Kurumu"nun 1. Olağanüstü Genel Kurulu yapıldı. Böylece, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı nın tüzel kişilikleri sona erdi.

24.11.2006 günü gerçekleştirilen Sosyal Güvenlik Kurumu nun Olağanüstü Genel Kurulu ile Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu nun seçimle gelen üyeleri belli oldu.

Seçimler sonucunda, 1- İşveren sendikalarını temsilen Sadık Oğuz (Yedeği: Tandoğan Tokgöz), 2- İşçi sendikalarını temsilen Fikret BARIN (Yedeği: Bedrettin Kaykaç), 3- Kurumdan aylık ve gelir alanları temsilen Kazım Ergün (Yedeği: Gazi Aykırı), 4- Kamu görevlileri sendikalarını temsilen Hasan Hayır (Yedeği: Yusuf Yazgan), 5- Kendi nam ve hesabına çalışanları temsilen Selahattin Biçer (Yedeği: Necat Avcı) yönetim kurulu üyeliklerine seçildiler.

Böylece ülkemizdeki sosyal güvenlikte yeni bir dönem başlıyor...

Herkese eşit sosyal güvenlik ve sağlık hakkı için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanına ve yeni ekibine yani bütün yönetimine, bu arada Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu na büyük görevler düşüyor.

Sonuç olarak başarılı olmalarını dileyelim. Onlar başarılı olsunlar ki, emeklilerimiz ve yaşlılarımız rahat etsin. Emeklilerimiz rahat ederse, elbette onlara bakmak veya en azından ilgilenmekle yükümlü olanlar rahat ve huzurlu olacaklardır.

Yarın meselenin daha başka, önemli ve çözüme yönelik bir yönünü yazmış olacağım.