Bir “iş insanı” düşünün!

Yıllardır bu ülkede “iş yapıyor” olsun!

Aynı “iş insanı” bir partinin iktidarda olduğu dönemlerde 300’e yakın ihale alırken bir başka partinin iktidar olduğu dönemde de 100 küsur ihale kazansın!

İlk dönemde aldığı 300’e yakın ihalede hiçbir rüşvet, yolsuzluk iddiası ortaya atılmazken sonradan aldığı 100 küsur ihalenin çoğunda rüşvet ve yolsuzluk iddiaları alıp başını gitsin!
Böyle bir durum size göre normal mi? Akla yatkın mı?

Kısacası mantıklı mı?

Bu “iş insanının” ilk dönemde oldukça dürüst davranırken sonraki dönemlerde yoldan çıktığı düşünülebilir mi?

Eğer kimi ihaleleri alabilmek için rüşvet vermek ya da yolsuzluğa imza atmak gerekiyorsa bunun her dönemde geçerli olması daha mantıklı, daha normal ve daha akla yatkın değil mi?

Böyle bir “iş insanının” itirafları siyaset dünyasını allak bullak bir hale gelmiş bulunuyor.

Demiyoruz ki “bu itiraflar gerçek” değil.

Haşa böyle bir iddiamız yok!

Bizim dikkatleri üzerine çekmek istediğimiz konu aynı “iş insanının” farklı dönemlerdeki tutumu?

İlk 300 ihaleye hiçbir şekilde “fesat” karışmazken son 100 ihalenin hepsinin “fitne fesada” boğulmuş olmasını anlamakta güçlük çekiyoruz.

Soruşturmalar kapsamında ilk 300 ihaleden de birkaçı yer almış olsa gönlümüz daha rahat edecek!

Ve “her türlü yolsuzluğun üzerine büyük bir kararlılıkla gidiliyor” diyeceğiz.

Ama şimdi böyle bir imkânımız yok!

Aynı “iş insanının” sadece son dönemde yoldan çıkmış olacağına ihtimal veremiyoruz.

Temiz bir siyaset için elbette soruşturmalar yapılmalı ama akıllarda hiçbir soru işareti bırakılmamalıdır.

Ortaya çıkan tablo, son dönemlerdeki tüm ihalelere fitne ve fesadın karışmış olduğunu gösteriyor.

Bu durum önceki dönemler hakkında şüpheler oluşmasına yol açıyor.

Ekonominin niçin belini bir türlü doğrultamadığını şimdi daha iyi anlıyoruz.

Bu kadar fesadın karıştığı ihalelerin yaşandığı bir ortamda ekonomi nasıl belini düzeltsin?