Millî Görüş hareketi, siyasi alanda ilk çalışmalara başladığı günden beri dünyadaki sömürü sisteminin beyni olan Siyonizm’e dikkat çekti. Cennet mekân Erbakan Hoca’mız bunu “Siyonizm timsaha benzer. Bu timsahın üst çenesi Amerikan ise alt çenesi Avrupa Birliği'dir. Beyni İsrail, gövdesi ise işbirlikçilerdir” şeklinde formüle ederek anlatmıştır. Bu anlatım dönemsel olarak “komünizm” gibi ifadeleri içerse de nihayetinde dünyayı sömüren ideoloji Siyonizm’dir. Ve Millî Görüş’ün kurumsallaştığı tüm partilerin kapatılma sebebinin en temel birinci sebebi ne o ne bu olmuş dünya Siyonizm’ine karşı duruşu sebebi ile olmuştur. Millî Nizam Partisi, Millî Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisi resmi olarak açıklanan kapatılma sebeplerinden dolayı değil, bütün insanlığın emeğini sömüren, kanını emen Siyonizm’in kurmuş olduğu sistemi yeryüzünden kaldırmak için çalıştığı için kapatılmıştır. Millî Görüş’ün tüm partileri haksız bir şekilde kapatılmış; Millî Görüş mensupları çeşitli baskılara, işkencelere, yok sayılmalara maruz kalmıştır. Şimdi de Saadet Partisi’nin yaşadığı engellemeler, zorluklar, durmadan içeriden karıştırılmaya çalışılması, medyada yer verilmemesi, çalışma alanlarının kısıtlanmaya çalışılması, Genel Merkez binasına el koyulması gibi olayların temelinde yatan husus; ülkemizde Siyonizm’e karşı olan tek kurumun Saadet Partisi olması yatmaktadır.

Günümüzde batılın temsilcisi olan Siyonizm’e karşı Hakk’ın temsilcisi olarak en sistemli ve teşkilatlı bir şekilde çalışma metodu kuran tek hareket ülkemizde, Millî Görüş hareketidir. Millî Görüş, ilk günden itibaren Siyonizm’in topraklarımız üzerindeki emellerini, Arz-ı Mev’ud’u gerçekleştirmek için dünyayı ateşe vermek için çalıştığını anlatmıştır. O zaman dalga da geçilen bu görüşler, bugün yaşadığımız gerçekler haline gelmiştir, maalesef ki!

Şunu rahatlıkla ifade edebiliriz ki; dünyadaki emperyalist, sömürücü, faizci Siyonizm’e karşı başta ülkemiz olmak üzere Müslüman toplumlarda kamuoyunu oluşturup bilinç kazandıran Millî Görüşçülerin Bağımsızlar Hareketi’nden Saadet Partisi’ne gelinen süreçtir. Şimdilerde tüm dünya Siyonizm’in dünya ve insanlık için büyük bir tehdit olduğunu konuşuyor. Artık Yahudiler bile Siyonizm’in kendileri için bir tehdit olduğundan bahseder hale geldi.

Geçtiğimiz hafta Amerika, Brooklyn’de, New Yorklu Yahudiler ve müttefikleri Fısıh Bayramı'nın ikinci gecesinde "İsrail'i Silahlandırmayı Durdurmak İçin Sokaklarda" etkinliği için bir araya geldi. Yüzlerce protestocunun tutuklandığı eylemde konuşmacılardan Yahudi, “Şok Doktrini” kitabının yazarı Naomi Klein, "Halkımızın çoğu sahte bir puta tapıyor” ve “O sahte putun adı da Siyonizm” dedi.

Amerika Senatosunun İsrail'e yaklaşık 17 milyar dolar silah ve güvenlik finansmanı içeren 95 milyar dolarlık dış yardım paketini ezici bir çoğunlukla onaylamasından sadece birkaç saat önce gerçekleşen gösterideki Klein’in konuşması, “Siyonizm’den çıkışa ihtiyacımız var” başlığı ile The Guardian gazetesinde yayımlandı.

İşgalcinin işgal ettiği topraklarda da bazı Yahudiler Siyonizm’e karşı duruyor ve onlar da Filistinliler gibi işgalci teröristin saldırılarına uğruyorlar. Dünyanın başka coğrafyalarında da artık Yahudiler bile Siyonizm’in durdurulması gerektiğini savunuyor. Klein gösterideki konuşmasında, “Bu Fısıh, Siyonizm’in sahte idolüne ihtiyacımız yok ve istemiyoruz. Adımıza soykırım yapan projeden kurtulmak istiyoruz. Musa'yı ve dağdan inip İsrailoğulları’nı altın bir buzağıya tapınırken bulduğunda duyduğu öfkeyi düşünüyordum. İçimdeki eko-feminist bu hikâyeden her zaman tedirgin olmuştur: Nasıl bir tanrı hayvanları kıskanır? Nasıl bir tanrı, dünyanın tüm kutsallığını kendine saklamak ister? Ancak bu hikâyeyi anlamanın daha az gerçek bir yolu var. Sahte putlarla ilgili. İnsanın dünyevi ve parlak olana tapma, büyük ve aşkın olandan ziyade küçük ve maddi olana bakma eğilimi hakkında.

Bu gece sokaklardaki bu devrimci ve tarihi Seder'de size söylemek istediğim şey, insanlarımızın çoğunun bir kez daha sahte bir puta taptığıdır. Onun büyüsüne kapılıyorlar... Onun tarafından kirletildi. O sahte putun adı Siyonizm’dir” dedi.

Klein kendince Siyonizm’i şöyle anlatmaya devam ediyor:

“Siyonizm, vaat edilen toprak fikrini alıp onu militarist bir etno-devletin satış senedine dönüştüren sahte bir puttur.

Bu, İncil'deki en derin adalet ve kölelikten kurtuluş hikâyelerimizi (Fısıh Bayramı'nın hikâyesi) alıp onları sömürgeci toprak hırsızlığının acımasız silahlarına, etnik temizlik ve soykırımın yol haritalarına dönüştüren sahte bir puttur.

Bu, aşkın vaat edilen toprak fikrini (birden fazla inancı aşıp dünyanın her köşesine seyahat eden insan kurtuluşunun bir metaforu) ele alan ve onu militarist bir etno-devlet için bir satış senedine dönüştürmeye cesaret eden sahte bir puttur.

Siyasal Siyonizm’in kurtuluş versiyonunun kendisi dünyevidir. Başlangıçtan itibaren Filistinlilerin Nakba'daki evlerinden ve atalarının topraklarından kitlesel olarak sürülmesi gerekiyordu.

Başından beri kurtuluş hayalleriyle savaş halindeydi. Bir Seder'de bunun Mısır halkının kurtuluş ve kendi kaderini tayin etme hayallerini de içerdiğini hatırlamakta fayda var. Siyonizm’in bu sahte idolü, İsrail'in güvenliğini Mısır diktatörlüğü ve yandaş devletleriyle eşitliyor.”

Yahudi yazar konuşmasının devamında Filistin’deki soykırımın 7 Ekim’de HAMAS’ın saldırıları ile başlatıldı muamelesi yapan, HAMAS’a ve diğer direniş gruplarına “terörist” muamelesi yapanlara cevap verir mahiyette: “Başlangıçtan bu yana, Filistinli çocukları insan olarak değil demografik tehdit olarak gören çirkin bir özgürlük üretti; tıpkı Mısır'dan Çıkış Kitabı'ndaki firavunun İsraillilerin artan nüfusundan korkması ve bu nedenle oğullarının öldürülmesini emretmesi gibi.”

Klein konuşmasında Siyonizm’in ne olduğunu anlatmaya devam ediyor: “Bu, Yahudi özgürlüğünü Filistinli çocukları öldüren ve sakat bırakan misket bombalarıyla eşitleyen sahte bir puttur.

Bugün bu sahte idol, Gazze'deki tüm üniversitelerin bombalanmasını meşrulaştırıyor; sayısız okulun, arşivin, matbaanın yok edilmesi; yüzlerce akademisyenin, gazetecinin, şairin öldürülmesi, Filistinlilerin eğitim araçlarının öldürülmesi anlamına gelen okul katliamı dediği şey bu.

Konuşmasında Klein, “Siyonizm’in sahte idolüne ihtiyacımız yok ve istemiyoruz. Adımıza soykırım yapan projeden kurtulmak istiyoruz. Robot suikast teknolojilerini dünyaya satarken, yan komşusu kanlı teokratik petro-devletlerle uğraşmaktan başka barış planı olmayan bir ideolojiden, özgürlükten kurtulmak istiyoruz. Sahte idol budur.

Ve sadece Netanyahu değil, onun yarattığı ve onu yaratan dünyadır; Siyonizm.

Biz neyiz? Aylardır bu sokaklarda olan bizler, göçüz. Siyonizm’den çıkış.” dedi.

Dünyada Filistin’e destek protestoları göstermektedir ki Siyonizm, insanlık tarafından sorgulanmaya başlandı. Fakat ülkemizde bu seviyede protestolara rastlayamıyoruz. Ülkemizdeki protestolar ne kendi ülkemizdeki olanlarla yüzleşmeye götürüyor bizi ne de dünyadaki sömürü sistemini sorgulamaya. Arz-ı Mev'ud’un hedefinde olan bir ülke olarak bu dikkat eksikliği ve gerçeklerle yüzleşmeden kaçma neye ve nelere mal olacak, gelecekte göreceğiz.