Merhum Necmettin Erbakan Hoca tarafından kurulan ve 12 Ocak 1973’teki ilk sayısında “Yahudi Kongresi”ni eleştirerek başlayan Millî Gazete, defaatle Siyonizm’in sinsi hedeflerinden bahsetmiştir. Biz de Siyonizm’in sinsi hedeflerini öğreten Erbakan Hocamızın yolunda yürüme azmindeyiz. Fırsat buldukça, Siyonizm’i yazmaya devam edeceğiz inşallah.
TV5’te “Fikri Takip” programını hazırlayıp sunan değerli dostum Oğuz İlgiç Bey’in geçen hafta “Siyonizm” dosyasını gündeme getirmesi, dosyayı Siyonist ABD-İsrail rejimlerinin Müslüman coğrafyaya musallat olduğu bir döneme denk getirmesi önemliydi.
27 Mart 2026 Cuma günkü Fikri Takip programında Siyonizm’i, Yahudi Siyonizm’i ve Hristiyan Siyonizm’i (Evanjelizm) olmak üzere iki başlıkta inceledik. Zira, Allah-u Teâlâ’nın yarattığı arzda fesat yaygın, Müslüman coğrafyada kan ve gözyaşı hâkimse; yeryüzü türbülansa girmiş, her geçen gün kaotik ortam artarak devam ediyor, dünya her geçen gün daha yaşanmaz hale geliyorsa, müsebbipleri “Yahudi Siyonistler” ile “Hristiyan Siyonistler (Evanjelikler)”dir.
SİYONİZM
Siyonizm, dünyanın değişik yerlerinde dağınık şekilde yaşayan Yahudileri örgütleyip vadedilmiş topraklarda devlet kurmak amacıyla bir araya getirilmesi fikridir ki, bu “Siyasi Siyonizm”dir. Theodor Herzl’in 1897 yılında 1. Siyonizm Kongresi’ni toplamasıyla fikirden eyleme dönüşmüştür. Bir de mistik temellere dayanan, Yahudilerin kendilerini seçilmiş ırk görmesi ve vadedilmiş topraklar masalıyla bağlantılı hayallerin kutsal metinlerine sokuşturulması yani dini temellere dayandırılması vardır ki, bu da “Dini Siyonizm”dir. Dini Siyonizm, Siyasi Siyonizm’in fikir kaynağıdır, temelidir.
Bundan dolayı Siyonizm denilince, sadece Amerika’daki Yahudi lobiler ve İsrail bağlantılı güç merkezi akla gelmektedir. Bu eksiktir, zira İsrail, Müslüman coğrafyada yaptığı bütün katliamları aslında ABD yönetimine dayanarak gerçekleştirmektedir. ABD’deki yönetim de iki yönde beslenmekte, iki yönden yönlendirilmektedir: Birisi, Yahudi Siyonistler, diğeri Hristiyan Siyonistler.
YAHUDİ SİYONİZM’İ
Siyonizm düşüncesi her ne kadar Theodor Herzl’in 1897 yılında 1. Siyonizm Kongresi’ni toplayarak dünyanın değişik yerlerinde dağınık şekilde yaşayan Yahudilerin bir devlete sahip olması fikriyle sistemli hale gelmiş olsa da, bu düşüncenin dini altyapısı Yahudilerin tahrif ettikleri Tevrat’ta üstün ırk inancı ve Arz-ı Mev’ud inancıyla şekillenmiştir.
Yahudiler, kendilerini üstün kabile, diğer milletleri ise insan görünümlü hayvan yani “goyim” olarak gördüğünden yeryüzünü kendilerine verilen mülk, diğer milletleri de kendi mülklerini ele geçirdiğine inanmaktadır. Bu inanç, tahrif ettikleri Tevrat’ta şöyle anlatılmaktadır: “Siz Rabb’in oğullarısınız. Çünkü sen, Rabb’e mukaddes bir kavmisin ve Rabb, bütün kavimlerden üstün olarak, kendine has bir kavim olmak üzere seni seçti” (Tesniye, 14/2); “Ve Rabb’in sana teslim edeceği bütün kavimleri bitireceksin. Gözün onlara acımayacak” (Tesniye, 7/16).
Üstün ırk inancını gibi kendilerine “Arz-ı Mev’ud”un da verildiğine inanan Yahudiler, söz konusu inançlarını tahrif ettikleri Tevrat’ta şöyle temellendirilmektedir: “O gün Rab, Abram’la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: ‘Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları... senin soyuna vereceğim” (Yaratılış 15:18-21).
Yahudiler, tahrif edilmiş Tevrat’ta üstün ırk ve vadedilmiş topraklar gibi hayallere inansa da söz konusu hayalleri gerçekleştirmeleri mümkün olmamıştır. Yahudiler, tarih boyunca birlik olamamış, dağınık şekilde dünyanın farklı bölgelerinde yaşamaya devam etmiştir.
Büyük Osmanlı Devleti’nin güçlü şekilde Müslümanların hamisi konumunu muhafaza etmesi ve Yahudilerin, dünyanın farklı bölgelerinde dağınık şekilde yaşaması hedeflerini gerçekleşmesini mâni olmuştur. Bu yüzden Yahudilerin bir araya gelip devlet kurma hayali hep metinlerde kalmış, Dini Siyonizm’den Siyasi Siyonizm’e geçişleri mümkün olmamıştır.
Theodor Herzl’in 1897 yılında 1. Siyonizm Kongresi’ni topladığı yıllar, Büyük Osmanlı Devleti’nin zayıfladığı, İngiltere’nin güçlü olduğu bir döneme tesadüf etmektedir. Ayrıca Yahudi sermaye sahiplerinden Rothschild ailesinin Avrupa’da, Rockefeller ailesinin Amerika’da güçlenmesi, devlet kurma fikrinin hayata geçirilmesini kolaylaştırmıştır. Zira, Rothschild ailesi İngiltere’de yönetime etki etmeye başlamıştır.
Büyük Osmanlı Devleti’nin yıkılma sürecine girmesiyle beraber 1916-17 yıllarında Sykes-Picot Antlaşması ve Barfour Deklarasyonu’yla Osmanlı Devleti, Filistin bölgesinden çekinmek zorunda kalmış; söz konusu topraklar İngiltere tarafından işgal edilmiştir. İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur Barfour, Rothschild’in telkinleriyle bu bölgede Yahudilerin devlet kurulmasının temelleri atılmış; gerek Rothschild ailesinin toprak alımları, gerek bölge halkına yapılan baskılar gerekse İngiltere’nin işgal ettiği topraklara Yahudileri yerleştirmesiyle Filistin toprakları işgal edilmiş, 1948 yılında da burada işgalci İsrail rejimi kurulmuştur.
Yahudi Siyonizm’inin başarısı gibi görünen bu hadise, aslında başarı değil, Hristiyan İngiltere’nin himayesinde gerçekleşen işgaldir. İşgal, şimdi de ABD’nin himayesiyle devam etmektedir.
HRİSTİYAN SİYONİZM’İ (EVANJELİZM)
Hristiyan Siyonizm’i yahut Evanjelizm, temelde “İncil’e dönmek” (öğretmek ve yaymak) fikriyle ortaya çıkan, geçirdiği evrelerle ve günümüzde ABD dış politikasındaki etkisiyle dikkatleri üzerine çeken hareketin adıdır.
Evanjelizm adını ilk kullanan kişi, Reform hareketinin lideri Martin Luther’dir. Bundan dolayı Lutheran Protestanlar grubu bünyesinde barındıran bu kitle, Reform hareketleriyle birlikte ortaya çıkan, Hristiyanlıkta temel referans olarak kiliseyi yahut ruhban sınıfını değil, kutsal kitap İncil’i ve onun mesajını dikkate alan, “sola scriptura” yani “sadece kutsal kitap İncil” anlayışıyla yola çıkarak iman ve tövbe konusunda kilisenin, ruhban sınıfının kişilerle tanrı arasında aracı olmasını reddederek, dinde tek kaynağın kutsal kitap olduğu fikrini benimseyen bir hareket olarak ortaya çıkmıştır.
Evanjelizm, sadece ABD’de değil dünyadaki tüm Hristiyan toplumun en radikal kanadıdır. Evanjelikler, Eski Ahit’te savunulan Yahudilerin Tanrı’nın seçilmiş halkı olduğu, kutsal toprakların vadettiği Arz-ı Mev’ud’un Yahudilerin malı olduğu, Yahudilerin Mesih’in gelmesiyle dünya egemenliğine kavuşacakları gibi sapkın kehanetlere inanırlar. Bundan dolayı da Büyük Ortadoğu Projesi yani Büyük İsrail Projesi ile Yahudilerin dünya egemenliği projelerine destek verirler.
Bundan dolayı Evanjelizm’i “Hristiyan Siyonizm’i”; Evanjelikleri ise “Hristiyan Siyonistler” şeklinde tarif etmek yerinde bir tanımlamadır. Hristiyan Siyonizm’i kavramının kullanımı 1990’lardan sonra yaygınlaşmış, bazen geniş manada İsrail’i herhangi bir sebepten dolayı destekleyen tüm Hristiyanları tanımlamak için, bazen de dar anlamda İsrail’i İncil’deki kehanetlerin gerçekleştirilmesindeki yeri sebebiyle destekleyen Protestan fundamentalistleri tanımlamak için kullanılmaktadır.
Hristiyan Siyonistler yahut Evanjelikler, inanç olarak Protestan Hristiyan olsa da Yahudileri desteklemekte ve Siyonist idealler için mücadele etmektedir. Hristiyan Siyonistler, Tanrı’nın Hz. İbrahim’le yaptığı ahit neticesinde Filistin coğrafyasını Yahudi halkına verdiğine ve Yahudilerin seçilmiş ırk olduğuna inanır.
Bu inanç sahiplerine göre Siyonist İsrail’i gerek ekonomik, gerek siyasi gerekse dini açıdan destelemek bir görevdir, tanrının emridir. Günümüzde Amerikan fundamentalist Protestanlar arasında yaygın hale gelen bu inanç, ABD’nin iç politika dengelerini ve dış politikasını hayli etkilemektedir.