İslam alemi, 1434 Hicri yıla acı ve göz yaşıyla girdi. Siyonistler 14 Kasım günü Gazzeye saldırarak bombalar yağdırdı. İlk saldırıda, başta HAMASın yiğit komutanlarından Ahmet el-Caberi olmak üzere, bebek ve çocukların da bulunduğu 15 kişi şehit oldu. İlk 6 günlük saldırılarda ölenlerin sayısı 115e çıkarken yüzlerce kişi de yaralandı.
Siyonist saldırılar tam bir vahşet haline dönüşmüş durumdadır. TVlerde gördünüz, Siyonist asker 40 günlük bebeğin kafasını kopararak karşısında zafer işareti yapıyor. İnsan olma özelliğini yitirmiş böyle bir kişiye kim kahraman diyebilir Asıl kahraman kafası koparılmış, 40 günlük o masum bebek! Gözüne kan ve intikam duygusu bürümüş olanların hangi derekeye düştüğüne dikkat ediyor musunuz
Zalimler korkak oluyor. İsrail Başbakanı Netanyahu, saldırı sonrası Filistin mücahitlerinin füze saldırısından korunmak için başbakanlık sarayının sığınağına kaçtı. Milli Gazete olayı "Fare deliğine kaçtı" (17. 11. 2012) manşetiyle duyurdu.
Son Gazze saldırısı İslam dünyasını yeniden harekete geçirdi. Cuma namazı sonrası ve hafta sonu, dünyanın pek çok yerinde İsraile lanet yağdı. Her vicdan sahibi insan, masum Filistin halkının yanında yer aldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak "İsrail acımasız. Bütün birimleriyle İslam Birliği kurulmalıdır. Değilse katliamın arkası kesilmez. Siyonistler İslam topraklarına ayak basmamalı. Nereye gitseler, kan döküyor, ırza tecavüz ediyorlar" derken; İHH Başkanı Bülent Yıldırım da, "İsraili işgal ettiği topraklarda hapsedeceğiz" dedi.
BM VE NATO BARIŞ SAĞLAYAMAZ
ABD Başkanlık Seçimleri sırasında yapılan yorumlar dikkatinizi çekti mi: "Seçimler sonrası işgal, katliam ve sömürü kaldığı yerden devam edecek "
Son Gazze saldırısının ABD seçimlerinin hemen sonrasında meydana gelmesi tesadüf müdür Ya saldırı sonrası Başkan Obamanın İsraile tam destek vermesine ne dersiniz : "İsrail kendini savunuyor." Kime karşı sayın Obama Bebek, çocuk ve masum halka karşı mı Ne kadar talihsiz bir açıklama! ABDnin de gerçek yüzünü ortaya koyan ibretlik bir söz!
Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, daha saldırının ilk saatlerinde İsraili kınayarak Filistinin yanında olduğunu belirten net bir tavır ortaya koymuştu. Çok geçmedi, ABD Başkanı Obama Türkiye Başbakanını telefonla aradı. Hemen arkasından, Tayyip Erdoğan bazı bakan, milletvekili, basın ve iş adamlarıyla önceden programlanmış iki günlük Mısır gezisine çıktı. Böyle bir atmosferde, "üst düzey görüşmeler ve anlaşmalar yapmak, Gazzeye destek vermek için" yapıldığı söylenen bu ziyaretin başka bir amacının olup olmadığı merak konusu.
BM ve NATO, dünyanın huzur ve barışını sağlayamaz. Gazze saldırısı sonrası ciddi bir çözüm ortaya koyamamaları bunun en belirgin örneğidir. BM, bu güne kadar İsraile karşı bir yaptırım uygulamış değildir. BM, içindeki 5 daimi üyenin menfaatlerinin korunduğu bir kuruluş olma özelliğindedir.
Müslümanlar, şeref ve izzeti ancak Allahın yanında aramalıdır. Hiç kimse, AB, ABD ve İsrailin yanında yer almayı akıllılık ve kahramanlık sanmasın. Bu olsa olsa, zalimlerle işbirliği yapmaktır. Bilinsin ki, işbirlikçiden kahraman olmaz.
TEK ÇÖZÜM İSLAM BİRLİĞİ
Bir Fıkıh kuralı şöyledir: "Küfür bütün şubeleriyle tek millettir." Rabbimiz şöyle uyarıyor:
"Ey iman edenler! Yahudiler ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. (Birbirinin tarafını tutarlar.) İçinizden onları dost tutanlar onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." (Ali İmran, 51)
"Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allahtır, Rasülüdür, iman edenlerdir. Onlar ki Allahın emirlerine boyun eğerek namazı kılarlar, zekatı verirler.
Kim Allahı, Rasülünü ve iman edenleri dost edinirse, (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allahın tarafını tutanlardır." (Ali İmran, 55-56)
Biz, baştan beri İslama sarılarak varlığını sürdürmüş bir topluluğuz. Ülkemizin çalkantılar içinde olduğu ve düşmanlarımızın bizi yok etmek istediği bir zaman diliminde Akif, "Veriniz baş başa, zira sonu hüsran-ı mübin!" diyerek çözümü şöyle ortaya koymuştu: "Eğer çiğnenmemek isterlerse seylab-ı eyyama, / Rücu etsin artık Müslümanlar sadr-ı İslama!"
Geride bıraktığımız 12-13 Kasım günleri Pakistanda İslam ülkelerinden gelen 3 bin kişinin katılımıyla Uluslararası Ümmet Birliği Konferansı yapıldı. Toplantıda, "İslam dünyasına yapılan saldırılar sessizce geçiştirilemeyeceği" belirtilerek "Adil Bir Sistemin kurulması" vurgulandı. "Müslümanların İslam Birleşmiş Milletlerinin kurulmasına hazır olduğu" ifade edildi.
Türkiyede, Gazze saldırısı ile ilgili elle tutulur tek çözüm önerisi Saadet Partisinden geldi. Bir barış heyeti oluşturarak Türkiyenin öncülüğünde İslam ülkelerinin temsilcilerinden meydana gelen "Gazze Barış Gücü" kurulmasını teklif etti.
Erbakan Hoca, D-8in kuruluşunun 12. yılında İslam Birliğine duyulan ihtiyacı şöyle dile getirmişti: "Müslüman bir delikten iki kere ısırılmaz. Aynı olayları defalarca yaşıyor, ibret almıyoruz. Siyonizm vahşetini önleyecek Saadet Partisi ve D-8den başka çözüm var mı İki yüzlüler, iş birlikçiler barış sözü edip duruyorlar. Fakat, dökülen Müslüman kanı. Bu kadar hissizleşebilir miyiz İslam aleminin her yerinden çığlıklar yükseliyor. Filistinliler 1948den beri gün yüzü görmedi. Filistinli çocuk feryat ediyor: Yarabbi! Ümmetin başına yeni felaketler verme. Onların başına Abdülhamit gibi bir halife gönder."