Adam inanıyor görünüyor, münafıklığın, ikiyüzlülüğün, hilekârlığın her türlüsünü sergilemekten geri durmuyor.

Adam, dava adamı cakası satıyor, adamın rozeti, karekterinden büyük, kişiliğinden daha muhkem… Sallıyor sözleri, anlatıyor, inanmış gibi.

Bütün bunları da siyaset adına, erdemlilik adına, memleket adına yaptığını söylemez mi?

İnanmak… idealistce inandıklarına sahip çıkmak… Bu uğurda mücadele etmek, başarmak ya da başarmamak… Bütün bunlar takdir edilecek hallerdir.

Samimiyetle düşündüklerinin peşine düşen birinin fikirleri, durumu hoşumuza gitmese de, tavrı itibarıyla saygı duyarız.

Hoşumuza giden sözler söyleyen riyakârlara ne demeli peki? Her türlü boyayla boyanıyor. Yağmura göre tarla seçiyor… Şemsiyesi yedi renk… Bir günde beş mevsim yaşamaya alışmış… Her türlü yola yordama girmeye müsait… Adamın aklında, vicdanında, yüreğinde kemik yok.

Bugün bucu, yarın şucu.

Sosyal demokrat da olabiliyor, sağcı, muhafazakâr… Ya da İslam’ın kılıcı olarak da takdim edebiliyor kendini.

Tam bir zübük yani.

Sistem, bu tür yaratıkların çoğalmasına yardım ediyor aslında. bugünkü sistem, ikiyüzlü, riyakar, sahtekar, düzenbaz insan çoğalmasına zemin hazırlıyor.

Bir gün hastahanede nöbete durdum. Bir yakınım hastaydı… Başucunda bekledim birkaç saat. Doktor arkadaşlarım benden birkaç personele bahsedince, baktım üç dört doktor yanıma geldiler.

İlk sözleri ne oldu biliyor musun? Biz dediler, Tayyipçiyiz.

Güldüm. Dilleri farklı, sözleri farklıydı… Resmen ikiyüzlü davranıyorlardı. Öyle bir kişi savunuculuğuna işi götürdüler ki, resmen yüzlerindeki pullar dökülüyordu, farkında değillerdi.

Böylesi bir ikilemi neden yaşadıklarını bilebiliyordum.

Toplumda, siyasette bu tür resimler çok… Devir değişsin, şu an hükümeti, sayın cumhurbaşkanını savunanlar, derhal karşıya geçip kerih sözler edeceklerdir… Bundan hiç şüpheniz olmasın.

En çok savunanlar, en çok küfredenler olacaktır.

Bu düzenbazlara bu yolu açan kimlerdir peki? Kötülüğü resmeden siyasetçiler değil mi? Siyasi savrulmaları, iki yüzlü davranışları, politika, siyaset diye yutturanlar değil midir?

Bu yüzsüzler, öyle bir pozisyon alıyorlar ki, namuslu insanları bile çile çıkarıp, onları nerdeyse suçlu ilan etme arsızlığına girişebiliyorlar.

Bugünlerde, bu siyasi savrulmanın arsızlığını yaşayanlar çoğaldı. Kimse, inandığını doğrudan söylemiyor, günlük kaygılarla, küçük çıkarlarla hareket edip duruyor.

Toplum çürüyor... Ahlak yerle bir… İnancımız erozyona uğruyor, kimselerin haberi yok. Bugün başka, yarın başka… öbürsügün daha başka… Bu mudur insanlık, bu mudur siyaset, bu mudur dava adamlığı? Efendim, ben dün başka düşünüyordum da, bugün başka düşünüyorum… Ciddiysen, samimiysen laf söylenmez sana… Lakin gece ile gündüz arasına, bambaşka renkler koyup, bunu da istikbal adına çıkar devşirmeye dönütürürsen, senin halin nice olur? Sana ne isim takılır, bilir misin?

Son yıllardaki savrulmalar, dağınıklıklar… Bugün başka söylemler, yarın daha başka söylemler… Milletin inancını, istikametini, doğrularını kemiriyor…

Para pul, makam mevki kaybetmek önemli değil… İnancın dumura uğramasıdır asıl tehlikeli olan… Bunu görmek gerekir ağalar… Bunu iyi görmek gerekir.

Bir Avrupa birliğine ver veriştir, diğer gün Avrupa birliğine sarıl…

Böyle yapmakla kaybeden sadece siz olmuyorsunuz… Millet… Ve milletin feraseti, inancı kaybediyor.

Yazık oluyor hepimize.