İstanbul’da E-5’i kullananlar çok daha iyi hatırlayacaktır;

Zeytinburnu sınırları içinde, yani Cevizlibağ’dan Avcılar yönüne giderken hemen sol yanda Demokratik Sol Parti (DSP) İstanbul İl Başkanlığı tabelasını görmüşsünüzdür.

O kocaman -beyaz-mavi renkli- güvercin amblemli tabela yıllardır orada idi… DSP’nin yüzde 20’yi aştığı seçimde de, yüzde 1’i gördüğü seçimlerden sonra da DSP İstanbul İl Başkanlığı Zeytinburnu’nda idi… Bazı harfleri tabeladan düşse, renkleri solsa da… Son dönemde sessiz sedasız bir adım atıldı…

Belki birçoğunuzun dikkatinden kaçtı; DSP İstanbul İl Başkanlığı bir süredir Şişli’ye taşındı; Darülaceze Caddesi Nergiz İş Merkezi’nde faaliyet gösteriyor. Okmeydanı Araştırma Hastanesi’ne çok yakın bir mekânda…

Yaklaşık iki hafta önce o bölgeden gece geç saatlerde geçerken gördüğüm DSP’nin ışıklı tabelası sanki farklı bir mâna içeriyordu!

***

Şimdi… Yukarıdaki bilgileri neden verdim?

Şişli’nin nasıl bir anlamı var?

Şişli denilince akla gelen ilk siyasi kim; Mustafa Sarıgül… Şişli, bugünlerde, CHP’den istifasıyla yeniden gündeme gelen Mustafa Sarıgül’le en çok anılan bir ilçe… Sarıgül, 31 Mart 2019 seçimlerinde Şişli’den aday gösterilmeyeceğini kesin anladıktan sonra bastı istifayı! Şişli’den belediye başkan adayı olacağını da açıkladı, Mustafa Bey. Ama nasıl?

İki seçenek var; ya bağımsız aday olacak! Ya da bir siyasi partiden. Siyasi parti seçeneği de öyle çok fazla yok, Mustafa Sarıgül’ün!

Tüm işaretler Demokratik Sol Parti’yi (DSP) gösteriyor.

Peki, nasıl oldu da böyle oldu?

Sorunun cevabı ve de sırrı Şişli’ye asılan o ‘tabela’da!

Demedi deme İbrahim!

***

Son bir hatırlatma; Mustafa Sarıgül, 1999 yılında yapılan yerel seçimlerde DSP’nin Şişli adayı olarak yarıştı ve yüzde 38,21’lik oy oranıyla Şişli belediye başkanı seçilmişti…

DEMEDİM Mİ, DEMEDİM Mİ?

Tarih; 4 Ocak 2019…

Yer; bu köşe…

Neler yer aldı bu köşede o tarihte? Bakalım;

“…Kulislerde, Binali Bey’in bu kadar tartışmanın ardından, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) adaylarla ilgili kesin ilan tarihi olan 3 Mart ya da izleyen günlerde TBMM Başkanlığı’ndan istifa edebileceği dillendiriliyor.

Ankara’dan arayan dostum, “Binali Bey sürprizleri sever. Mutlaka bir ara yol bulacaktır!” dedi.

Bakalım ne olacak?”

***

Peki, birkaç gündür neler konuşuluyor?

Binali Yıldırım’ın İstanbul için düşündüğü projelerinden çok istifa konusunun gündemde olduğunu belirten

-Ankara’da iyi haber alan, kulağı delik gazetecilerden- Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, muhalefetin de bu konuyu iyi kullandığını dile getirdi.

İstifa konusunun Binali Yıldırım ve çevresini rahatsız etmeye başladığını kaydeden Sarıkaya, yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Güvenilir kaynakların aktardığına göre karar verilmiş. Tam tarih verilmedi ama muhtemel ki aday listeleri teslim edilmesinden çok daha önce Yıldırım’ın TBMM Başkanlığı’ndan istifası gerçekleşecek ve içinde bulunulan patinajdan çıkılacak... Seçime odaklanılacak.”

***

“Demedim mi?” demek istemiyorum! Her şey ortada…

Millî Gazete yazdıysa orada oturup bir düşünmekte yarar var!

NEREDEYSE TÜMÜNÜN FAİLİ MEÇHUL!

Dün, 24 Ocak’tı… Meşhur 24 Ocak Kararları’nın dışında Ocak ayına damga vuran bir başka olay daha vardı. Ve de diğerleri;

* 24 Ocak 1993 sabahı gazeteci-yazar Uğur Mumcu bombalı saldırı sonucu katledildi.

* 5 Şubat 1993’te Adnan Kahveci halen tartışılan ve konuşulan bir trafik kazasında hayatını kaybetti.

* Kahveci’nin sır dolu ölümünden 12 gün sonra Eşref Bitlis Paşa suikast gibi bir helikopter kazasında yaşamını yitirdi. Helikopter düştü mü, düşürüldü mü? Halen sır!

* 17 Nisan 1993 tarihinde de T.C. Cumhurbaşkanı Turgut Özal vefat etti. Özal zehirlendi mi, zehirlenmedi mi? Halen konuşuluyor…

* Temmuz 1993… Önce Sivas Madımak Oteli… Ardından da Erzincan Kemaliye/Başbağlar Katliamı…

* 22 Ekim 1993… Tuğgeneral Bahtiyar Aydın terör örgütü PKK tarafından şehit edildi.

- Hemen tümü de karanlık olaylardı…

- Hemen tümü de toplumu ayrıştırmaya dönük hadiselerdi…

- Hemen tümünün de faili hâlen meçhul…

MESAJ PANOSU

* Millî Gazete candır...

* Millî Gazete canandır...

* Millî Gazete yerli ve millidir...

* Millî Gazete her sabah okura ulaşan kurtuluş müjdesidir.

* Millî Gazete düsturunu, yolunu, güzergâhını değiştirmeyen tek gazetedir.

* Ne mutlu Millî Gazete okuruna...

* Ne mutlu Milli Görüş erlerine...

* Ne mutlu Millî Gazete’yi kuran Erbakan Hoca ve yol arkadaşlarına... Rahmetle…

* Ne mutlu geçmişten bugüne kadar Millî Gazete’nin her kademesinde bir şekilde görev alan tüm çalışanlarına, emek verenlerine, duayenlerine...

* Ne mutlu... (SELİM TELLİOĞLU)