Hemen belirteyim ki Sinan Aygünün siyasete soyunması, siyasete atılarak o alanda mücadele vermesinin yadırganacak hiçbir yanı olamaz... Başlığa bakarak Aygünün bu yöndeki bir düşüncesi varsa bunu yadırgadığım anlaşılmamalıdır. Sadece, Anamurda Muz Üreticileri Birliğinin açılış törenine katılan Sinan Aygünü Ankara Ticaret Odası(ATO) Başkanından çok adı konulmamış bir siyasi haraketin lideri gibi göründüğünü belirtmek istiyorum. Bu arada diğer konuşmacıları dinlerken de kendimi muz üreticilerinin dertlerine derman olmak üzere kurulmuş bir birliğinin açılışından çok bir siyasi toplantıda hissetttiğimi vurgulamak istiyorum.

Sinan Aygün aslında yaptığı çalışmalar, ülke sorunlarına yönelik araştırma ve açıklamaları ile tek kişilik parti görüntüsü vermektedir. Ancak, Anamurda Aygünü tek kişilik bir parti değil, belki bir Milli Cephe -buna bazıları Ulusal Cephe diyebilirler- Ya da Kemalist Atılım Birliği adı verilebilecek bir hareketin lideri gibi gördüm... En azından öyle takdim edildi ve Aygün de bu takdime itiraz etmediği gibi yaptığı konuşmada yapılan takdimin içini sözleri ile doldurdu. Anamur Muz Üreticileri Birliğinin açılış töreni davetiyesinde katılımcılar arasında ATOBaşkanı Sinan Aygün, Mersin Bağımsız Milletvekili Ersoy Bulut, Türkiye Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Başkanı Veli Sarıtoprak, Sağlık eski Bakanı Halil Şıvgın, Türkiye Sebze ve Meyve Komisyoncuları Federasyonu Genel Başkanı Yüksel Tavşan, Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, Gazeteci-Yazar Nazif Okumuş, Kıbrıs Kalkınma Bankası Yönetim kurulu Üyesi Engin Arı olarak sıralanıyordu. Halil Şıvgın bir toplantı, Nazif Okumuş ise Pazar günü yapılan MHPKongresi nde GİKüyeliğine seçilmiş ve Anamurdaki açılışın olduğu gün  parti toplantısı açıklandığı için, Engin Arı ise oğlunun Güney Kıbrısta rumların saldırısına uğradığı için toplantıya katılamamış ve mazeretlerini belirten mesajları okunuyordu.

Şimdi de gelelim Sinan Aygünü niçin bir Ulusal Cephe ya da Kemalist Atılım Birliği hareketinin liderliğine soyunmuş olarak algılamama... Hemen belirteyim ki, konuşmacıların tümü muz toplantısını adeta Atatürkü anma toplantısına dönüştürdüler. Sanki Atatürkçülük tehlikeye düşmüş ve konuşmacılarda bu tehlikeye dikkat çekiyor, toplumu söz konusu tehlike ile mücadeleye çağırıyorlardı. Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz konuşma yapmamış olmakla birlikte takdim edilirken Atatürkçülüğü ve  Cumhuriyete olan bağlılığına vurgu yapılıyordu. Ersoy Bulut,  Atatürkün gençliğe hitabesini okuyor, Sinan Aygün ise herkesi Nutuku okumaya çağırıyordu.

Elbette Türkiyenin sorunları net bir biçimde dile getiriliyor, AKPiktidarının ülkeyi adeta yabancıların sömürüsüne açık hale getirdiği ifade edilerek  ABye sürekli tavizler verildiği vurgulanıyordu. Bununla da yetinilmeyerek ne kadar taviz verilirse verilsin Türkiyenin ABye  alınmayacağı hatırlatılıyordu. Tüm bunlar doğruydu. Tüm bu doğrulara sebep olan AKPiktidarından ülkenin kurtarılması gerekiyordu. İşte bu noktada öyle görülüyor ki, Sinan Aygün seçimlere ağır ağır yaklaşıldığı şu günlerde bir muhalefet hareketin lideri olarak iktidara karşı bayrak açmış, bu arada belli çevrelerin de desteğini arkasına almış olarak Anadoluyu dolaşıyordu. Böyledir ya da değildir orasını bilemem ama Sinan Aygünün görüntüsü böyle yansıyordu.