PKK militanlarının ülkeyi terk etmeleri ilk gündeme

geldiği günlerde Başbakan Erdoğan, silahlarını ister bir yerlere gömerek, ister

mağaralara bırakarak geldikleri yollardan Kuzey Irak a geçeceklerini

söylemişti. Bu açıklama İmralı ile yapılan görüşmelerde ateşkesin ötesinde bir

mutabakat sağlandığını düşündürmeye başlamıştı. Çok geçmeden anlaşıldı ki terör

örgütü Türkiye yi silah bırakarak çekilmeyi kabul etmeyerek silahlarıyla

çıkmakta diretmiş ve sonuçta bu istek kabul edilmiş. Denebilir ki, silahlar

susacak, terör son bulacak, artık analar ağlamayacaksa silahları ile

gitmelerinde bir sakınca yoktur. Şahsen bu yaklaşımın yanlış olduğu

kanaatindeyim. Çünkü silahlarıyla gitmeleri ile silahlarını bırakarak gitmeleri

aynı anlama geliyor olsaydı Başbakan bu hususu hiç gündeme getirmez, böyle bir

açıklamada bulunmazdı. Bu bakımdan silahları ile gitmeleri tehlikenin tam

olarak son bulmadığını gösterir. Bu arada terör örgütünün de niyetinin

silahlara veda etmek, bundan böyle silahsız ve kesinlikle teröre son verme

düşüncesinde olmadığını gösterdiğini söylemek yanlış olmaz.

Silahları ile birlikte çıkmalarını sürecin birinci

aşaması kabul edip bundan sonraki dönemde silahların bırakılacağını düşünmek

mümkün olmakla birlikte, silahları ile sınır dışına çekilmiş militanlara

kimlerin, nasıl silah bıraktırılacağını, bırakılan silahların nerede ve kimler

tarafından kontrol altında tutulacağını sormak sürece çomak sokmak anlamına

gelmez sanıyorum. Bu noktada AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik in,

Önemli olan silahların bırakılması ya da Hedef silahları gömmek başlığı

altında medyada yer alan açıklamasına katılmak mümkün olmakla birlikte bu

açıklamalar, Militanların neden ülke içinde silah bıraktırılarak çıkmaları sağlanmadı

sorusunu cevaplandırmıyor. Böyle olunca da terör örgütünün kuruluşundan bugüne

örgüte destek veren bazı dış güçlerin Türkiye ye garanti vermiş olabileceği

akla geliyor. Ancak, 30 yıldır terör örgütünü destekleyenlerin örgütün

silahsızlandırılması konusunda verdikleri söze -gerçekten vermişlerse- inanmak

mümkün olabilir mi

Gelecekte terör örgütünü yeniden Türkiye nin başına

musallat etmeleri sanıyorum şaşırtıcı olmaz. Böyle olunca iktidar kanadından

yapılan, Hedef silahları gömmek şeklideki açıklamalar bir gerçekten çok

temenniyi ifade ediyor. Hâlbuki iktidar sorumluluğunu taşıyanlar millete

temennilerini değil, gerçekleri açıklamak durumundadırlar. Gerçeklerin

açıklanmasının yürütülen sürece zarar verebileceği düşünülüyor ise o zaman da

temennilerini gerçekmiş gibi paylaşmamaları doğru olur. Kaldı ki, hedefin

silahların gömülmesi olduğu temennisi sıkça dile getiriliyor ve toplum bir

beklentinin içine çekiliyor. Sonunda eğer bırakın silahların gömülmesini, yeni

bir çatışma ortamı ile karşılaşacak olursak bunun hesabını vermek mümkün olmaz.

Silahsızlanma ya da ateşkes tartışmaları devam ederken

çekilme hususunda da çelişkili açıklamalar yapılıyor. Geçtiğimiz günlerde

Kandil in ilan ettiği çekilme tarihinden önce TBMM Başkanı Çiçek çekilmenin

başladığını, hatta büyük bölümü ile gerçekleştiğini söyledi. Dünkü gazetelerde

ise çekilen ilk grupların fotoğrafları medyaya servis edilmişti. Bu bakımdan

çekilme konusunda da çelişkili açıklamaların çekilme tamamlandıktan sonra Kuzey

Irak ta PKK silahlarının gömülmesinin beklendiği açıklamaları da kafalarda

sorular oluşturuyor. Bu bakımdan olay en azından netlik kazanana kadar iktidar

mensupları ya mümkün olduğunca az açıklama yapmalı ya da yaptıkları açıklamalar

kafa karışıklığına yol açacak değil, kafalarda oluşan soruları giderici

nitelikte olmalıdır.

Bu arada yeni anayasa yazımının çıkmaza girmesi, daha

doğrusu MHP ve CHP nin kenara çekilmesi ile yeni anayasa konusu AK Parti ve

BDP ye havale edilmiş görünüyor. Böyle olunca da Kürt sorunu konusunda yeni

anayasada ne gibi hususların düşünüldüğü de toplumu meşgul ediyor.