Eski yıllarda evlerimizdeki sigortalar telle bağlanırdı.

Yani şimdiki gibi otomatik değillerdi. Dolayısıyla da teli kaldırabilecek

kalınlıkta, ya da voltaja uygun sayıda bağlamadığınızda sigorta atar ve

elektrik giderdi. Haa bu arada fazla tel bağladığınızda da evi yakardınız.

Buraya nereden mi geldim Futbolun son yıllarında nedense

teknik adamlarda, yorumcularda bir kötü alışkanlık üzerinde durulur olundu.

Topa sakın ola ki gelişi güzel vurmayınız ve ayağa oynayınız. Tamam, da bunun

geçerli olacağı bölgeler ve pozisyonlara dikkat edinmek zorundaydınız. Çünkü

riskli bölgelerde ayağa oynama veya kalabalık içine pas düşünmek, kontrollü

olmaya gayret çoğu zaman rakibe beklemediği şansları sunar.

Bakınız Beşiktaş ın yediği ikinci gole... Akhisar hücumda,

ancak top boşa çıkıp Oğuzhan ın göğsüne iniyor. O sırada Beşiktaş rakip atağın

öldüğü umuduyla savunma yerleşimini bozmaya başlıyor. İşte bu sırada Oğuzhan topu

tehlike yüklenmiş bölgeden uzaklaştırmak yerine göğsüyle öldürmek istiyor ama,

falsosu olan top kaçıveriyor... Ve de boş Akhisarlı gol ustası

Rodellega nın iki adımlık koşu kulvarına bırakıyor. Sonrası mı Malum...

Devam edelim... Üçüncü Akhisar golüne bakınız. İsmail

genişlemiş savunmasının farkında bile değil, herhalde öyle, topu uzağa

çelmek yerine gelişi güzel kendi savunmasının içine atıyor. Rodallega fırlıyor

ve top yerine kendisine yüklenmeye çalışan Alexis ten sıyrılıyor, ama ağır bir

savunmacı olduğundan, rakip hücumcu devam edebiliyor, Tolga da ayakla çeleyim

derken top Beşiktaş ağlarına tıpış tıpış gidiyor.

Ya başkası Tolga kalesinden çıkıyor ve ayakla, yine

genişlemiş savunmasının içine, hem de  sol ayağıyla pas vermeye çalışıyor.

Soner bu armağanı harika değerlendirip boş kaleye yükseltiyor ve şans eseri top

direkle kucaklaşıyor.

Akhisar bugüne kadar hangi büyüğü yenmedi ki... Buradan

bakınca Beşiktaş ın beraberliğe dua etmesi gerekir. Çünkü ev sahibi oyun

alanını maç boyunca hiç dikine açmadı. Beşiktaş ı yan oynamaya yöneltti. Eh

Quaresma da varyete peşinde olunca, hele hele ilk yarım saatte oluşması

muhtemel pozisyonlar ölüp gitti. Oğuzhan la Sosa nın da dikkat çekici biçimde

fiziksel düşüşleri de eklenince Beşiktaş golleri biraz rakibin anlık hatalarına

kaldı. İlk golde ki bana göre maçın adamlarından biri olan Merter topa

ayağını sokmasaydı, yine tabela değişmezdi. İkinci golde Sosa nın cılız

şutunu kaleci kötü tokatladı. Üçüncü Beşiktaş golü golün babası idi bu arada...

Şenol hocanın değişiklikleri 3-2 den sonra maç kurtulsun da

nasıl olursa olsun niteliğindeydi. Kenarda ne kadar forvet varsa hepsini oyuna

attı. Ama Soner in topu gol oysaydı Beşiktaş ı ligdeki en farklı yenilgi

bekliyordu, bunu da yazayım... Cihat Aslan ise bence çok yerinde ve çok

zamanında değişiklikler yaparak hem orta alanını koruma altına aldı, hem de öne

doğru daha eylemci bir çıkış yaptı.

Sonuçta mı Ben bu yazıyı gönderdiğimde pazar saat 13.00

civarıydı. Yani Fenerbahçe henüz maçını oynamamıştı. İşte o maçın sonucu ligin

bittiğini veya daha beter bir ivme kazandığını gösterecekti.  Ve kazanması

halinde her zaman yazdığım gibi şampiyonluğun en güçlü adayı

haline Fenerbahçe gelecekti. Üç puan geride olacağına rağmen... Ama

tersinde de Beşiktaş avansına zam yapmış olacaktı. Yarın görüşmek üzere...