Zaman, tarihin döngüsünde. Her zaman ve dönemin bir rengi

var. Buna renk ve yön veren dönemin öncüleridir. Bu hızlı akışta güçlü bir

soluk etkili olabiliyor ve bu halkalar halinde yayılabiliyor.

İnsanı birbirine tutunduran, bağlayan bir araya getiren

şey sevgidir. Bu, halden hale durumdan duruma değişir. Dünyanın değişen yüzünde

insanlar kendilerini belli bir döngüye kaptırdıklarında o dünyanın ruhu kurur.

Kimi toplumlarda sevgi, aşk hali güçlü bir vecde dönüşür.

Ruhu ince, şiir bilinci yüksek toplumlarda bu güçlü bir ruh ile güçlü bir sese

dönüşür. Büyük milletlerin sevgi ve aşk ruhu engin bir okyanusa dönüşür. Bu

milletler sahip bulundukları bu ruh ile enginliğe açılırlar.

Geleneğimizde bu, peygamber ruhudur. Hazreti Yusuf sevgi

ruhunun simgesidir. Bu, tarihin bir anıtı gibidir de.

Sevgili Efendimizin güzelliği çok yönlüdür. Bu salt

bedensel ve dış görünümlü bir güzellik değil. Bütün ruha bilince, davranışa

yansır; ahlâk güzelliği, davranış, güzelliği, konuşma güzelliği. Güzellik

ruhtan yansıyınca sevgi geniş bir alana yönelir ve yansır. Salt bu insan

üzerinde değil, yaratılmış her nesnede belirir.

İnsanın aşk hali var. Bu bir anlamda vecd halidir.

Kendinden geçiş, kendini aşış.

İnsan annesine aşırı bağlanır, anne çocuğuna, mürid

efendisine, pirine, kadın ve erkek sevdiğine. Bütün bunlar insanın bedensel

hazlarını aşar, ruh hali içinde yoğunlaşır. Bunlar insanı aşkınlıklara götürür.

Kişinin kadını sevmesi, kadının erkeği sevmesi de insana verilmiş olan bir

güzellik duygusudur. Güzellik ise en güzel olana götürür.

Cemalullah Allah ın güzelliği bütün âlemi ve kâinatı

kuşatır. Bu sonsuz güzellik karşısında hiçbir şey dayanmaz. Hazreti Musa nın

dağa bakarkenki an ve hali geliyor gözlerimizin önüne. Yansıması bile insanı

aşar ve kendinden geçirir.

İnsanın insanı sevmesi bu yansımanın bir sonucu.

Doğa daima evrim geçirir, değişir ve güzellikleri yansır.

İlahi tecelli insanda yansıyınca bu artık bambaşka bir

şey ve duruma dönüşür.

İnsanın insandan uzaklaşması, sevginin azalması dünyevi

hırs ve tamaha dönük duygulardandır. Dünyalıklar insanı kuşatınca kendine esir

eder, tutkulu hale getirir. Bu ise doyumsuzluğa neden olur.

Şairin, yazarın ruhundan damıttığı güzellikler insanı

aşkınlığa götürür. Bu onu kimi zaman ezeli ve ebedi olana bağlar bunu tutkuya

dönüştürür. Büyük şair, âlim ve velilerin kendilerinden geçişleri yücelikte

erimeleri ve büyük tecellinin sırrına ermeleridir.

Büyük insanlardan yansıyanlar da büyük tecellidendir.

Dünyanın, yaratılmış nesnelerin her halinde güzelliğin

tecellilerini buluruz. Ve sevgi bu nesnelerden de belirir. Küçük hayvanlar

sevimlidir. Kartlaşınca giderek durum değişir. Evren sürekli değişim geçirir.

Hayatta insan için tutunulacak, bağlanılacak nedenler

var. İnsan bunları özüne ve ruhuna uygun olarak korursa kendini de dengeler.

Dengeyi yitirenler sevgiyi en olmadık şeylerde ararlar. Bu da nesnelerin

sırrını kavramak yerine dış görünüme ve kabuğa yönelirler. Böyle de olunca işin

özüne ve sırrına eremeyenler sevgi ve bağlılığı başka şeylerde ararlar.

İnsanın materyale olan bağlılığının başlıca nedeni budur.

Şeylerin özünü ve sırrını kavramayıştandır.

İnsanoğlu sevgilisine kavuştuğunda onun özünü ve sırrını

kavramadığında çabuk bıkar ve asıl özünden uzaklaşır.

İnsan, güzellikler dünyasıdır. Güzellikler insanın

içindedir ve giderek çoğalır ya da tükenir. İnsan insanı güzelleştirmek için

büyük çaba içinde olur. Özü kavramayan kabukta gezinenler hiçbir zaman bunun

gizine eremezler.

Öz insandır. Allah bütün

güzellikleri insanda toplamıştır. İnsanda yansır insanda tecelli bulur.