Solgun bir çehreyle aynaya bakarken sakallarını birkaç
gündür kesmediğini fark etti. Yüzüne su çarparken bir yandan da sakallarını
kesip kesmemeyi düşünüyordu. Bugün önemli bir gündü onun için. Sonra kesmeye
karar vererek isteksizce tıraş bıçağına uzandı eli. Fırça ile suratına köpüğü
sürdükten sonra sinekkaydı bir tıraş olmuştu.
Odaya geçtiğinde eşinin kendisine seslendiğini duydu.
Kahvaltının hazır olduğunu söylüyordu. Oysa giyinmemişti bile. Bir yandan
giyinirken eşinin sürekli ona seslenmesi asabını bozuyordu. Sonunda dayanamadı
ve eşine bağırdı. Yeter be kadın sürekli dırdır bir sus ya! .
Giyinip mutfağa geçtiğinde kızı ile hanımının kendisini
beklediğini gördü. Moralinin bozuk olduğu her halinden belli oluyordu.
Önündekilerden isteksizce bir iki lokma yedi. Kızı Baba bugün benimle parka
geleceksin değil mi dedi. Yok, kızım konuşmam var öğlen ona hazırlık yapmam
lazım Ama baba söz vermiştin Olmaz dedim ya. Başka zaman gideriz , Hep
böyle yapıyorsun söz verip yerine getirmiyorsun baba!
İyice canı sıkılmıştı homurdanarak sofradan kalktı kravatını
takıp ceketini eline alıp sokak kapısını hızlıca çarparak dışarı çıktı. Yolda
komşuları selam verseler de görmezden geliyordu. Şimdi onlarla çene çalacak
vakti yoktu. Hem zaten bir sürü işe yaramaz insanlardı komşuları. Arabasına
bindi ve hızla sokaktan çıkıp varacağı salona doğru yol almaya başladı. Kırmızı
ışıkta beklerken camına vuran Suriyeli çocuğu bir dövmediği kalmıştı. Çok
kızmıştı camı lekelediği için. Niçin kalkıp da buraya gelmişlerdi ki sanki!
Fakirlere acıma hissi duymuyordu. Kesin tembel olmalıydılar
fakirler yoksa neden çalışıp da zengin olamasınlar ki! Kendisi durmadan
dinlenmeden çalışmış ve başarmıştı. Onlar da başarabilirlerdi. O yüzden yardıma
karşıydı. Para onun parasıydı fakire niye verecekmiş ki. Yolda bir sürü kural
ihlali yapmış, sürücülerle dalaşmış ama nihayet varması gereken salona
ulaşmıştı. Gerçi biraz geç kalmıştı ama birkaç dakikadan bir şey olmazdı.
Kendisini bekleyenler o muhteşem hitabetini işitmek için birkaç dakika daha
beklemeliydiler. Bu konferans için yüklü bir ödeme almış ve parayı hemen vadeli
hesabına aktarmıştı. Oradan gelecek ek gelirle hayatının biraz daha
kolaylaşacağını düşünmekteydi.
Kapıda bekleyen görevlinin geç kaldığını hatırlatması
sinirine dokunmuştu. Görevliye şöyle biraz sinir biraz kibir karışımı bir bakış
fırlattı. Acele etmeden salona girdi. Salonda Sevdim seni mabuduma canan diye
sevdim ezgisi çalıyordu. Bu biraz neşesini yerine getirmişti. Hızla yerine
geçip isminin anons edilmesini beklemeye başladı. Çok geçmeden adını anons
ederek kendisini kürsüye davet ettiler. Ağır adımlarla kürsüye çıkıp salona göz
ucuyla bir baktı. Kalabalık değildi salon. Ama ona ne ki nasıl olsa parasını
almıştı. Birkaç kişi olsa da o konuşmasını yapar giderdi. Bütün gözler ona çevrilmiş
vaziyetteydi. Hafifçe öksürdü. Mikrofonu düzeltti ve derin bir nefes alarak
konuşmaya başladı.
- Hazreti Peygamber yaşantısıyla bizlere örnek olan yüce bir
şahsiyettir. O iyi bir aile babası, güzel bir komşu, harika bir arkadaş, insana
saygılı mükemmel bir insandır
Minik bir tebessüm
Doktor Temel
Doktor Temel in odasına elinde kocaman çiçekle bir adam
girer.
- Size teşekkür etmek için geldim doktor bey. Der. Böyle
şeylere alışık olmayan Temel şaşırır:
- Siz benim hastam mısınız Diye sorar. Adam da:
- Değilim. Hastanızın mirasçısıyım
İlgilisine notlar:
Maydanoz diyetiyle zayıflanacağını iddia edenlere
kanmayın. Lahmacunun içine avuç avuç maydanoz koyduğu halde kilo alanlar
tanıyorum.
Sesini değil sözünü yükseltmelidir insan çünkü gök
gürültüsü değil yağmurlardır yaprakları yeşerten.