Beşiktaş'ta Sergen Yalçın dönemi bir kez daha sona ererken, siyah-beyazlı yönetim koltuğu radikal bir kararla İtalyan futbolunun yükselen teknik adamlarından Vincenzo Italiano'ya teslim etti. Bu hamle, kağıt üzerinde heyecan verici görünse de, perde arkasında siyah-beyazlıları ciddi bir finansal ve yapısal sınav bekliyor.

Sil Baştan Kadro Yapmanın Ağır Maliyeti

İşin en tehlikeli boyutu, Sergen Yalçın ile belli bir yere kadar getirilmiş, onun oyun felsefesine ve sistemine göre inşa edilmiş kadro planlamasının bir anda çöpe atılması. Sergen Yalçın'ın geçiş oyununa ve bireysel yeteneklere alan açan futbol aklı ile Italiano'nun set hücumunu, agresif presi ve pozisyon sadakatini merkeze alan yapısı arasında dağlar kadar fark var.

Bu keskin viraj, Beşiktaş yönetimi için "sil baştan" bir kadro mühendisliği anlamına geliyor. Mevcut oyuncu grubunun Italiano'nun talep ettiği yoğun fiziksel ve taktiksel disipline adapte olması kolay olmayacak. Sisteme uymayan isimlerle yolları ayırmak, İtalyan hocanın sistemine uygun yeni ve maliyetli profilleri takıma katmak, halihazırda ekonomik dar boğazdan geçen kulüp için hem çok riskli hem de altından kalkması zor bir maliyet tablosu çıkaracak. Temelin yıkılıp yeniden atılması, finansal fair-play kıskacındaki bir kulüp için adeta ateşle oynamak demek.

Disiplinin Yeni Adı: Vincenzo Italiano

Ancak madalyonun diğer yüzüne, yani sahadaki taktiksel vaatlere baktığımızda bambaşka bir tablo var. Vincenzo Italiano, Fiorentina ve öncesindeki kariyerinde gösterdiği üzere, taktiksel disiplinden asla taviz vermeyen, oyunu dikte etmeyi seven ve oyuncuların limitlerini zorlayan bir teknik adam. Beşiktaş’ın son yıllarda zaman zaman kaybettiği "sistematik ve organize takım" kimliğini geri kazandırabilecek en uygun isimlerden biri. Ayrıca Beşiktaş'ta son yıllarda baş gösteren futbolcu grubunun ciddiyetsizliği ve hoca gönderme olayı da tabiri caizse Italiano'ya sökmeyeceği için herkes çalışmak zorunda kalacak.

Diğer yandan onun tavizsiz yapısı ve saha içi organizasyon takıntısı, siyah-beyazlıların aradığı sert, ne yaptığını bilen ve rakibe nefes aldırmayan oyun yapısını inşa edebilir. Italiano, yıldızlara değil sisteme inanan bir hoca ve Beşiktaş'ın genlerindeki mücadeleci ruhla örtüşen bir karakter.

Taraftara Düşen Görev: En Az Bir Sezon Sabır

Tüm bu teknik ve mali denklemlerin ortasında en kritik rol ise Beşiktaş taraftarına düşüyor. Yıllardır süregelen şampiyonluk hasreti ve "artık takımımı zirvede görmek istiyorum" baskısı çok anlaşılır. Ancak gerçekçi olmak zorundayız.

Sergen Yalçın gibi kulübün efsanesi bir figürden sonra, tamamen yabancı olduğu bir lige gelen ve yepyeni bir oyun kültürü inşa etmeye çalışan Vincenzo Italiano'dan hemen ilk sezonda mucizeler beklemek büyük bir haksızlık olur. Bu radikal sistem değişikliğinin meyvelerini vermesi, yeni transferlerin uyumu ve İtalyan hocanın ezberlerinin sahaya yansıması zaman alacaktır. Şampiyonluk rotasına girmek isteyen Beşiktaşlıların, bu sancılı geçiş sürecinde en az bir sezon Italiano'ya ve yeni yapılanmaya kayıtsız şartsız sabretmesi gerekiyor. Aksi takdirde, bu denemenin faturası sadece saha içinde değil, kulübün geleceğinde de derin yaralar açar.