SEÇİM çalışmaları son hızla giderken, sanki insanlar

seçimle ilgili alakasını da gittikçe kaybetmekte gibi.

Heyecanını yitirmiş seçimler artık, son yıllarda yaşadıklarımız.

Dedelerimiz, babalarımız hatta bizim kuşak için çok şey

ifade ederdi seçimler.

Yakın tarihimizle ilgili bir kitapta rastladıklarım

inanılması zor, acı gerçeklerdi.

Tek parti döneminde ikinci bir siyasi partinin hayata

geçirilmesi o kadar sancılı olur ki.

Yeni kurulan bu partinin, ilk taşra teşkilatı 1946 da

Isparta Senirkent te kurulmuştu.

O zamanın valisi, Halk Partili tabii. Çok öfkelenmiş buna

ve karakol kumandanına: iyi bir ders verin şunlara, demiş.

Kumandan dersi nasıl mı vermiş.

Senirkent te yeni partinin ileri gelenlerinin ağızlarına

gem takmışlar, jandarmalar sırtlarına binmiş.

Hayvana biner gibi, hayvan yuları ve gemini takmışlar,

sırtlarına binip, dah deyip kamçı kötek atmışlar.

İyice yorup kan ter içinde bıraktıktan sonra hayvanların

su içtiği hatıllara yatırıyorlar, bir de onun içinde dövüyorlar. Sonra ölmüş

hayvan leşlerinin işkembelerini başlarına takıyorlar.

Bir Senirkent Faciası yaşanıyor.

Facia yaşanıyor ama bir türlü basına aksettirilemiyor.

Basın hükümetin baskısı altında.

Faciaya maruz kalanlar İstanbul a gider dertlerini basına

duyurmak için çırpınırlar. İstanbul noteri o zaman Hüseyin Avni Ulaş, noter

aracılığıyla facia basına iletilecek.

Avni Ulaş zaten ünlü muhalif, önce çekinir fakat sonra

rüyasında, evliyadan bir zat sıkıştırır: vazifeni yapmıyorsun, vazifeni yap,

diye.

O rüyadan sonra Hüseyin Avni Ulaş vazifesini yapar ve

olayı basına intikal ettirir.

O zamanlar Senirkent, bir sembol, bir sancak olur.1950

seçimlerinin arifesinde Senirkent gazetesini çıkarırlar. (Mustafa Özdamar,

Celal Hoca, Kırk Kandil Yayınları, İstanbul 2014,  s.167-168.)

Senirkent ile ilgili Eşref Edip in Kara Kitap ında da

ilginç detaylar bulunmakta: Senirkent te Halk Evleri kütüphanesi tesisi

bahanesiyle Müslüman halktan toplanan dinî kitaplar, kıymetli yazma Kur an lar,

tefsirler yok edildi. Bu eserlerin bir tanesi bile meydanda kalmadı.

Müslümanlar, evlerinde bulunan Kur an ları, tefsirleri, dinî eserleri, Kur an

ve iman hakikatlerinden bahseden risâleleri polisin eline geçmemesi için tahıl

ambarlarında, odun depolarında, samanlıklarda saklıyorlardı

Efendim, yorumu size bırakıyorum