Vallahi ben bizim Türk hocalarına bir türlü akıl sır
erdiremiyorum. Hani İnönü Stadı fazla lodos alsa diyeceğim ama aslında poyraz
da insanı titretir, üşütür. Demek ki Samet Hoca böyle bir etken altında
kalmamış. Acaba desem oyunu bizim görmediğimiz bir yerden mi izledi de böyle
değişiklikler yapmak zorunda hissetti kendini Ya da Beşiktaş’ta da bir
“Eleman” sıkıntısı var da biz mi bilmiyoruz
Neyse, Bülent Korkmaz’la fizik direnci kazanmış, oyunu fazla
dikine oynamadan iyi savunma yapabilen, form tutmuş, kilolarından arınmış bir
Webo ile rakip sahada topu tutabilen, dolayısıyla da iki kenar adamına iyi
servis yapan bir İBB, Beşiktaş’ın canını
sıktı. Şık bır golle de öne geçti.
Ancak ne var ki Beşiktaş’ın dinamik, dikine çabuk ve etkili
oynayabilen yeni bir ekibi vardı. Bu hasarı çabuk atlatacakları da
bekleniyordu. Nitekim korner toplarının kurnazı Sivok eşitliği sağladı. Sonra
da Beşiktaş oyuna ağırlığını koydu. Ve de Almeida’nın harika bir arapası ile
Olcay yine harika bir vuruşla takımını öne geçirdi. Sonra ne mi oldu da
Beşiktaş liderliğe oturamadı
Ve gelelim sadede... Yahu Samet hoca, Allah aşkına
Fernandes’in o haliyle halı sahada bile oynayamayacağını göremedin mi
Çıkardığın adam Oğuzhan idi. Yani oyunun iki yönünü de etkili oynayan orta saha
elemanı. Fernandes’le indin mi 10 kişiye... Yetmedi mi Dokuz kişi mi kalmak istiyordun.
Pekala... O halde Uğur Boral’ı al, bu defa da hücum hattının uyuyan adamı
Holosko yerine koşan, gol atan, dağıtan Olcay’ı çıkar... Eh böyle olunca da
dokuz kişiyle İBB’yi yenmen mümkün mü Otur evde maçı yaptığın bu
değişikliklerden sonra izle... Bakalım kafanı dağlara taşlara vuracak mısın