Bismillahirrahmanirrahim;

SİYASÎ partiler yerel seçimlerde halkı temsil edecek adaylarını YSK’ya verdiler. Seçim yarışı hızlandı. Adaylar halk karşısında, görücüde. Değerlendirmeyi vatandaşlar yapacak. Bu bir “genel seçim” değil. Yerel yöneticiler seçilecek. İktidar değişikliği yok. Bu sebeple, “beka sorunu”nu konuşanlar kendilerini sorgulamalı. Kimsenin millî iradeyi manipüle etme hakkı yok.

Aday belirleme sürecinde Saadet Partisi’nin “temiz ve dürüst” adayları halkın huzuruna çıkarma “hassasiyeti” dikkatlerden kaçmadı. “Seferberlik” ilân etmişçesine Saadet kadroları 4 ay arazideydi. Yüz yüze ve telefonla anketler yaptılar. Kanaat önderleriyle görüştüler. Onlara; “İl, ilçe veya beldenizde kimi belediye başkanı görmek istersiniz?” sorusunu yönelttiler. “Ehliyet ve liyakat” sahibi adayları belirlediler. Çalmayacak-çaldırmayacak adayları.

Bu titizlik, millete karşı sorumluluktu. Sayıştay 1.522 belediyede yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığını gün yüzüne çıkardı. Rüşvet, yolsuzluk ve israf ayyuka çıkmıştı. O kadar ki, “hırsız, bizim hırsızımız” diyerek yüzsüzce sahiplenenler türemeye başlamıştı. Bu, yıkım ve çöküşün işaretiydi.

Saadet Partisi “iş başa düştü” diyerek çalışmalarını yoğunlaştırdı. Belediyeler açıklarını kapatamayacak kadar borçlanmıştı. Öyle ki; borçlarını, tamamladıkları projelerin maliyetini halka duyuramıyorlardı. İller Bankası’ndan paralar alınıyor; 5-6 kat maliyet gösteriliyordu.

Yaşadığım şehirde mevcut başkanı, genel merkezi “yeniden aday” gösterdi. Yakınlarından seçilmek istemediğini öğrendim. Çünkü belediyenin borcu astronomik noktaya ulaşmıştı. CB, bu ile kısa sürede 2 kez gitti.

SEÇİMİN PEHLİVANI

SAADET Partisi, 1.389 seçim bölgesinin tamamında seçimlere katılan tek parti. Hiçbir siyasî partiyle ittifak yapmadı. İl, ilçe ve beldelerde kendi amblemi, kendi adaylarıyla tek başına, pehlivan gibi seçimlere katılıyor. Türkiye’yi kucaklıyor. 82 milyonluk milletimizle “ittifak” halinde. Her şeyin darmadağın olduğu bir dönemde, halk efsanevî Millî Görüş belediyeciliğini özledi.

Millî Görüş Türkiye’ye hep ilkleri yaşatıyor. Seçimlerde, seçmen pusulasındaki yeri de 1. sırada. TRT’ye hükmeden zihniyet bu tabiî haberi bile duyurmaya cesaret edemedi.

Saadet Partisi kurmaylarıyla arazide! Çekirdekten Millî Görüşçü Necdet Gökçınar’ı İstanbul’a; Genel Başkan Yardımcılarından Mesut Doğan’ı Ankara’ya; Şerafettin Kılıç’ı İzmir’e; Birol Aydın’ı Kocaeli’ye “büyükşehir adayı” olarak gösterdiler.

Saadet Partisi aday belirleme sürecinde tam bir ilgi odağıydı. Cepsiz Ceket ile Sülün Osman ve Penguenler reklâm filmleri gündemin başköşesine oturdu. Çünkü halk çok aldatılmıştı. “Yemeyen-yedirmeyen, dürüst başkan” özlemi içindeydi. Böylesine yaygın yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet ve israfı ancak manevî duyguları yüksek ve âhirette hesap verme şuuru yüksek olan Saadet Partisi kadroları önleyebilirdi.

Belediyelerin girişine, “Rüşvet alan da, veren de mel’undur” sözünün yazılmasına ihtiyaç vardı. 1994’te örneğini gördüğümüz efsanevî Millî Görüş belediyeciliğine… O inanç ve heyecan da Saadet Partisi’nde temsil ediliyordu. Saadet Partisi “yapacağız” demiyor; “1994’te yaptık, yine yaparız” diyerek yeniden yetki, görev ve sorumluluk istiyor. Çünkü “Millî Görüş pişman etmez.”

SAADET VAR; ÇARE VAR

YEREL seçimler, “genel seçim”e büründürülerek belediyelerde yaşanan israf ve yolsuzlukların üzeri örtülmek isteniyor. Sayıştay Başdenetçisi Burcu Kozba’nın, “Hukuk ve etik dışı işlemlerin üzeri örtülmek istenmekte” dediği için memurluktan atıldığı biliniyor.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, halkın teveccühünün partisine yönelmesiyle rantçıların tedirgin olduğunu anlattı: “Saadet Partisi bu ülkenin temel taşıdır. O yüzden endişe içindeler, dizleri titriyor.”

Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Abdullah Sevim; partisinin “seçimin favorisi” olduğunu söyleyerek, seçimlerin Saadet Partisi’yle “rantçılar” arasında geçeceğini açıkladı:“Bu seçimler, halkı sevenlerle rantı sevenler; yeşili sevenlerle betonu sevenler; israf edenlerle İstanbul’un hakkını koruyanlar; makam aracına binenlerle, metrobüse binenler arasında geçecek; halk kazanacak.”Sevim, İstanbul’un 1994’ten önceki sıkıntıların benzerini yaşamaya başladığını anlattı: “Trafik felç. Gökdelenler hançer gibi. Ulaşım çile. İnsan onuruna uygun değil. Kontrolsüzce büyütüyorlar; çilesini biz çekiyoruz. Kenti yönetmek yerine; algıları yönetiyorlar. Hizmet değil; israf üretiyorlar.” (Anadolu Gençlik, Sayı 229, Şubat 2019) Saadet, çözümün adresi! Hazine yardımından mahrumiyet ve basın ambargosuna rağmen halkın gönlünde ve her yerde. Seçimlerde ciddi bir çıkış yakalayacağı belli. “Dürüst Olmak Gerekirse, Şimdi Destek Vakti” diyerek, “Benden 1.000 TL Kampanyası” başlattılar. “Dürüst başkan, dürüst yönetim” sevdalıları bu kampanyada yarış içindeler. PTT Bank 631 18 78 İrtibat: Abdülbâki Akdoğan 0312 2848800, Dâhilî 284.