Meclise giren partilerin anlaşarak bir koalisyon kuramayışları üzerine yeniden bir seçime gitmek zorunda kaldık. Yine milyarlarca para harcamak durumuyla karşı karşıya bırakıldık. Türkiye uzun süreden beri ilk defa böyle bir duruma düşmüştür. Daha dün yapılan koşuşturmalar tekrar edilecek, akaryakıtlar yakılacak, arabalarımız köy yollarında yıpranacaktır. Başa gelen çekilir elbette ama bu defa seçim tartışmaları biraz daha kırıcı geçeceğe benziyor. İşte bu konu üzerinde müftülük ve öğretmenlik yapmış bir kişi olarak bazı uyarılarda bulunmak istiyorum.

Pek tabii olarak partiler birbirini eleştirecek ve özellikle iktidar partisi bu eleştiriden en büyük payı alacaktır. Gerek iktidar partisi ve gerekse muhalefet partileri birbirlerine yaptıkları eleştirileri ölçülü bir şekilde yapmaları gerektiği gibi vatandaşlar da tuttukları partileri eleştirenlere karşı sabırlı olmaları seçimin selameti bakımından çok önemlidir. Bilindiği gibi görevde olan kimseleri amirleri durumunda olan kişilere şikâyet etmek gıybet olmadığı gibi gerek iktidar partisini ve gerekse Meclis’te bulunan muhalefet partilerini onları uyaracak, hatta değiştirebilecek durumda olan seçmene şikâyet etmek de gıybet olmadığı gibi aynı zamanda görevdir.

Bu arada en çok eleştirilen icrada olan iktidar partisi olacaktır. Bunu çok normal karşılamak gerekir. Ancak fark ettiğimiz kadarıyla eleştirilerin dozunu kaçıranlar olduğu gibi normal ve haklı eleştirilere de tahammül edemeyip kırıcı olanlar da görülüyor. İktidara yakın olan partilerin tek başına iktidar olmak için karşı partileri ölçüsüz bir şekilde yermeleri kavga ortamı oluşturuyor. Bu partilerin küçük görünen veya meclis dışında olan partileri “siz iktidar olamazsınız veya meclise giremezsiniz, boşuna uğraşmayın” şeklinde eleştirilmeleri çok yanlıştır. Bu davranış gerçekten kırıcı oluyor. Bu defa onlar da kırıcı ifadeler kullanabiliyor. Bu hususta Müslüman kardeşlerimizin birçoğunun bildiği Hümeze suresini hatırlatmak isterim. Orada Yüce Mevla’mız “Lümeze” kelimesini kullanarak gıybet edenler gibi kişileri yüzlerine karşı kıranları “vay onların haline” diyerek uyarıyor.

Yalnız şu gerçeği de herkes kabul etmelidir: Seçim arifesinde tüm partiler eşit kabul edilir, küçük veya büyük parti söz konusu edilemez. Eğer seçim arifesinde küçük parti diyerek bazı partiler saf dışı edilirse iktidar veya ana muhalefet partileri büyük yanlışlar yaptıkları halde onları değiştirmek mümkün olmaz. Bu tutum çocukların büyümesini önlemek kadar tehlikelidir.

İktidar partilerinin de ille de “tek başına iktidarı olmazsa olmaz” olarak göstermeleri yanlıştır. Özellikle çevremizin ateş çemberi haline geldiği ve bu ateşin ülkemize de sıçratılmak istendiği bir ortamda daha da yanlıştır. Aslında 7 Haziran seçimleri Meclis’teki partileri koalisyona mecbur ederek bizde olağan hale gelmiş iktidar ve muhalefet kavgasını önlemek için ilahi bir takdir olarak düşünülmeliydi. Hiç değilse önümüzdeki seçimlerde tek başına iktidar için kırıcı ve Meclis’te olmayan partileri engelleyici bir tavır sergilemeyip çıkacak sonuca boyun bükmeli, gerekirse milli bir koalisyon kurulmalıdır. Bu koalisyon gerek iç ve gerekse dış düşmanlara karşı caydırıcı bir önlem olacaktır.

Bu düşüncelerle henüz dördüncü gününü yaşamakta olduğumuz 1437 Hicri yılımızın ve 1 Kasım seçimlerinin dünyamıza ve ülkemize hayırlar getirmesini Yüce Mevla’dan temenni ve niyaz ederim.