Öncelikli olarak, “Savaş suçu işleyen İsrail’i BM niçin seyrediyor?” başlığını paylaşıp, ardından bu konunun nereden çıktığını izah edeceğim. Başlıktaki soruya vereceğim cevap, “BM’nin İsrail’i seyretmenin ve korumanın ötesinde yapabileceği bir şey, bir uygulama yoktur. Yani, BM’nin varlığı İslam dünyası söz konusu olduğunda göstermelik olarak harekete geçmiş gibi görünmek, göstermelik, bir başka ifadeyle BM, Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin istek ve çıkarlarını korumaktan ibarettir.
Bu gerçek bilinmesine rağmen zaman zaman zulme uğrayan ülkeler BM’den yardım beklemek gibi bir yanlışa saplanıp kalırlar. Bunun örneği son olarak medyaya yansıyan Birleşmiş Milletler (BM) 2018 Gazze Protestoları Bağımsız Soruşturma Komisyonu’nun hazırladığı raporda, İsrail askerlerinin abluka altındaki Gazze Şeridi sınırında geçen yıl düzenlenen barışçıl “Büyük Dönüş Yürüyüşü” gösterilerindeki ihlallerinin savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar kapsamına girebileceğini duyurmuş. Bu açıklama medyada genellikle, “İsrail savaş suçu işledi” başlığı atında yer aldı. Hâlbuki Gazze’de işlenen cinayetleri soruşturmak üzere oluşturulan komisyon, incelemelerinin ardından hazırladığı raporu BM Cenevre Ofisi’nde düzenlenen basın toplantısında açıklamış. Yapılan açıklamada net bir dil kullanılmıyor. Çünkü gazetelerin haber başlığına çıktıkları gibi komisyon raporunda, “İsrail savaş suçu işledi” denilmiyor. Söylenen söz, “İsrail’in geçen yıl Gazze’deki Filistinlilere yönelik ihlalleri savaş suçu ve insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamına girebilir” ifadesi kullanılıyor. Açıklama şöyle devam ediyor:
“Filistinli sivillere kasten ateş açarak, 189’unu öldüren İsrail askerleri için soruşturma başlatılmalı.”
Raporda daha sonra öldürülen sivillerin 183’nün gerçek mermilerle yaşamını yitirdiği, yine 6 bin 106 Filistinlinin de gerçek mermilerle yaralandığına dikkat çekiliyor. Öldürülen ve yaralanan sivillerin çoğunun İsrail güvenlik güçleri için yakın tehdit oluşturmadığı vurgulanan raporda ayrıca 3 bin 98 Filistinli sivilin de şarapnel parçaları, plastik mermi ve göz yaşartıcı bombalarla yaralandığı kaydediliyor. Söz konusu raporun 18 Mart’ta İnsan Hakları Komisyonu’na sunulacağı haberde yer alıyor.
Komisyona sunulan raporda yer alan İsrail askerlerinin insanlık suçu işlediğine kanaat getirilse bile rapor doğrultusunda İsrail’e yönelik bir yaptırım başlatılır mı? BM’nin böyle bir adım atması beklenebilir mi? Şahsen bu sonucu beklemek isterdim ama bu örgütün daha kuruluş aşamasında kimlere, nasıl hizmet edeceği belirlenmiş ve örgüt yapısı buna göre belirlenmiş olduğuna göre, böyle muğlâk bir rapor hazırlanarak dünya kamuoyuna açıklanmak suretiyle Filistinlilerin ve İslam dünyasının gönlü alınmaya çalışılıyor gibi görünüyor. Bu düşüncemde yanılmayı çok isterim ama şimdiye kadar ki uygulamalar hatırlandığında iyimser düşünmek mümkün olmuyor. Kaldı k, söz konusu raporun gereğinin yapılması isteniyorsa şimdiye kadar Güvelik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin çoktan harekete geçmesi gerekmez miydi? Şimdiye kadar BM İsrail katliamları karşısında hangi inandırıcı tepkiyi verdi?
Peki dünyada zulme karşı duracak, mazlumları koruyacak bir yapı oluşturmak mümkün değil mi? Elbette mümkün ama bunun için öncelikli olarak İslam dünyasının birlik oluşturması gerekiyor. Bu sağlanabildiği takdirde hiç olmazsa İslam dünyasının yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tümden elden kaçırmamak için söz konusu ülkeler ileri bir adım atabilirler. Bu sağlanabildiği takdirde zulmün önü kesilebilir. BM’ye karşı alternatif oluşturmadan hizaya gelmeleri mümkün görünmüyor. Buna bir de bazı Müslüman ülke liderlerinin gâvur seviciliği eklendiğinde insan geleceğe olumlu bakmıyor.