ANKET. Millet ne düşünüyor, ne istiyor bilmek, anlamak. Ama seçim de yaklaştı. Toplumun ne istediği mi önemli, “Neyi, kimi istemesi gerektiği mi ” İmaj, manipülasyon, algı ile toplumun bir konuda fikir ve rızasının oluşturulması mı Sanırım buna demokratur, yani halkın yönetime alet edilmesi…” deniyor

Diktatörlükte zorla dayatma, demokraturda “Halkı yönlendirerek, rıza ile dayatma!” İşte size ayniyle vaki bir olay!

Anket firmasının yetkilisi bir gazeteciyi arar. “Size yaptığımız anket sonuçlarını göndereceğiz” der. Anketler gecikince gazeteci, şirkete dönüş yapar, “Ne oldu ” diye! Gelen cevap ilginçtir: “Saraydan henüz onay alamadık” Nihayet Saraydan onay çıkar.

Konu, “Halkın Başkanlığa ne kadar gönüllü olduğudur!” Ve tabi ki anket sonuçları, birkaç gazetede manşet olur!

BAKANIN KOLTUĞUNDAKİ KEDİ!

İstediği anda kapıyı çalmadan, sessizce Bakanın odasına girip çıkıyor!

Bakan olmadığı zaman, Maarife o vekalet ediyor.

Bakanın özel hattını kullanmayı çok seviyor.

Telefonda kayıtlı genel müdürleri, tek dokunuşla arıyor. 

Kallavi bürokratları, “Buyurun Sayın Bakanım” diye hazır ola dikiyor.

Herkesle de konuşmuyor. Ağırdan alıyor!

Makamdan hiç çıkmıyor! İç-dış gezilere asla katılmıyor!

Medyaya görüntü vermeyi sevmiyor.

Sadece gelen üst düzey konukları, Bakanla birlikte kabul ediyor!

İlk kez İspanya Büyükelçisi Rafael Peydro’yu ağırlarken görüldü.

Bakanın “En çok sevdiği derin bürokratı!” Adeta eş bakan gibi!

Hakan Fidan’la hemşehri. Van’dan transfer!

Trafodaki meslektaşının aksine,  Muhalefetle arası da iyi!

Pamuk’un tek rakibi sokak açılışlarına “sızan kedicikler!”

Nabi Hoca’daki “Sevgiyi” keşfederek boynuna sarılan minnoşlar yok mu

VEKİLLER, GÖRÜCÜYE ÇIKIYOR!

NEREDE bir açılış, miting var. Cumhurbaşkanı orada. Erdoğan neredeyse, milletvekilleri de orada. Hem de bulunduğu illerin dışındakiler de. Açılışlar, vekillerin boy gösterme yarışına dönmüş durumda. Adeta podyum gibi.  Milletvekili adayı olmak ne zor İkinci kez olmak daha da zor iş! Üçüncüsü ise muhal!

ESRARENGİZ GAZETECİ!

BİR “soru” sordu. Arınç’ın kimyasını bozdu. Soru değil, provoke kurşundu sanki!

Kimdi Nevin Çelik! Nasıl akredite olmuştu Kimin “muhabiriydi ” Basın kartı yok. Ama Başkent’te girmediği yer de yok. Erdoğan ve Davutoğlu’nun programları… Bakanlar Kurulu… Hükümet sözcüsü Arınç’ın toplantısına “sarı basın kartıyla” girdi. BYEGM, “Bizde kartı yok” dedi. O günden beri cep telefonu ve sosyal medya hesaplarını kapattı. Sırra kadem bastı. İşte hakkında Ankara’da başka konuşulanlar: 

Esrarengiz Gazeteci; Kültür Bakanı Ömer Çelik’le “Tarihi eser kaçakçılığı” üzerine de “görüşmüş”.  

Etrafına ‘Beşir Atalay’ın yeğeni’ olduğunu söylüyormuş. Eski dönemde iki milletvekili ile “diyaloğundan” dolayı davalık olmuş, ceza almış.

Başkent muhabirleri kendisini, Melih Gökçek’in programlarında çanak soru sormasıyla da tanıyormuş.

BAHÇELİ’NİN İTTİFAK SORUSUNA YANITI

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçtiğimiz Cuma akşamı Çayyolu Kolyoz Restorant’ta Başkent gazetecileriyle buluştu, sohbet etti. Siyasi konuların yanında, Bahçeli’nin sevdiği diziler de konuşuldu.

Bahçeli’ye MHP’yle Saadet Partisi ve BBP ile ittifak söylentileri de soruldu. Bahçeli, “Bizim aldığımız bir teklif yok. İttifak ile de bir yere varılacağı şu günkü ortamda mümkün gözükmüyor.” dedi.  Bizce Bahçeli nötr gibi. Kendisi için “1991 İttifakının MHP kanadı mimarlarından” denir. 2011 Seçimlerinde, kendi muhaliflerini de liste başlarından Meclis’e taşıdığı vaki. BBP için ise, “Dükkanı kapatıp,öyle gelsin” der yorumları ağırlıkta.

ERDOĞAN BEY ADAY OLACAK MI

DÖRT Bakanı Meclis’te “Aklarken” demişti ki İktidar:

“Biz, onların hesabını kendi içimizde göreceğiz.” Yani aday yapmayacağız. Zafer Çağlayan ve Muammer Güler, aday olmayacağını açıkladı. Egemen Bağış meçhul.

Erdoğan Bayraktar ise, Başbakan’a 22 Aralık’ta söylediği noktadaymış. “Benim bir suçum yok, emirle yaptım”, “Yeniden adayım” diyesiymiş. Bu durum da ufak çaplı bir krize adaymış…

“EKİBİNİ KUR LÜTFİ”

KAZANSA bir türlü, kaybetse bir türlüydü. Kazansa, Kurtuluş Savaşı Paşalarımız gibi Ankara’dan uzaklaşacaktı. Kaybetse, yenilmiş olacaktı.

“CHP’nin kalesi İzmir’i” düşürememişti. Ama “Kaybedersen bile, seni eski yerine atarız” sözü de tutulmamıştı. Taş da, yerinden oynamıştı bir kere. Güzelim İzmir, Binali Bey için zirveden inişin başlangıcı olmuştu. Ankara kulislerine göre bu durum ulaştırmanın kadim bakanını biraz üzmüş. Bu üzüntüyle “Beni harcadılar” serzenişleri ise yüksek yerlerde not edilmiş. Başbakan da yapılmadığını hatırlatalım.

Gelelim Binali Bey sonrası Bakanlığa.

Müsteşar, yardımcıları, Karayolları,  TCDD, Türksat… Genel müdürler başta… “Duble yollardan” kalan kim varsa değiştirdi yeni Bakan. İktidar değişmiş, ihtilal olmuş gibi! Binali Bey’in, Reis’e ifadesiyle “Böyle giderse Bakanlıkta adam kalmayacaktı!”

Oysa Ankara Kulisleri Lütfi Bey için, “Keskin değildir. Ekip kurup kadrolaşmaya gitmez” düşüncesinde. Peki bu tasfiye neden o zaman

Efendim, sayın teknokrat siyasetçimize en tepeden, “Ekibini kur Lütfi!” denildiği kulislere yansımış durumda.

Diyeceksiniz ki, biz eski bakanı Sarayın Gölge Başbakanı sanıyorduk… Siyasette çoğu şey, göründüğü gibi değil efendim!