Başlık sizi şaşırtmış olabilir. Açayım hemen... Fenerbahçe geçtiğimiz salı günü, İstanbul’a göre dünyanın öbür ucu sayılabilecek Bayburt’ta kupa maçı oynadı. İsmail Kartal hoca oraya, yanlış saymadıysam 10 futbolcusunu götürmedi. Genç umutlar dedikleriyle Alper’i, Webo’yu, Cadlec’i ve Egemen’i taşıdı. Tabii ki Diego’yu da... Bunlardan hangisi sizce Kayseri’de ilk on bire girerdi Bir ihtimal Egemen... O da orada yarım devre oynadı. Devam edeyim. Asıl meseleye geliyorum. Geri kalanlar, İsmail hocaya sormak gerekir; pazartesi ve salıyı İstanbul’da nasıl geçirdiler Buna karşılık Galatasaray da, Beşiktaş da, Trabzonspor da kupa maçlarını neredeyse tam takım oynadılar. Siz yapılan incelemeye göre, ülkenin en yaşlı takımının oyuncularını ki, bunların hemen hemen hepsi ilk on bir oyuncusudur, böylesine salarsınız Alın yanınıza, oynatmayın.
Evet, Fenerbahçe Kayseri’de karşısında kendisi gibi pas yapan, buna özen gösteren bir rakip buldu. Yani kendi silahıyla kendisine karşılık veren. Ve de Uğur Tütüneker’in takımı genelde de ve de özellikle Topal’ın üzerine baskı kurmaya çalışarak oynadı ki, bu da Fenerbahçe’nin temel oyun planında arıza yapacaktı. Yaptı da. Meireles, Emenike, Sow ve hatta Kuyt başta olmak üzere ne kadar pazartesi-salı iznini yapan varsa, yürüyerek oynamaya çalıştı. Şayet Erciyesspor’da son toplar doğru kullanılsa, Edinho, Alves’in veya Egemen’in kucağında maçı geçirmek yerine arkaya, kenarlara deplase olarak oynasa idi sonuç başka olabilirdi.
Ve İsmail Kartal nihayet 67. dakikada aklını başı aldı ve bu maçın ancak iyi ve hızlı dripling yapan oyuncuya ihtiyacı olduğunu kavrayarak Alper’i oyuna aldı. Hatta bunu Emenike’yi değil Sow’u çıkartarak yapmalıydı ki, rakip iki koşucu ile karşı karşıya kalıp başka tedbirler alsın. Şunu da ifade edeyim, Uğur hoca ile Kayseri Erciyeşspor, Bülent Korkmaz’ın takımına göre daha yavaş, daha sıkışık oynuyor. Yani eldeki elemana göre kendi sahasında birikip hızla kontraya çıkmıyor.
Maçı Fenerbahçe bir penaltı ile kazandı. Bence mi Gökhan top eline değen oyuncuyu arkadan itiyor. Oyuncu da öne doğru uçuyor... Burada kollarını vücuduna yapıştırması pek mümkün değildir. Ama itme olmasa bu penaltıdır. Bunu maçın hakeminin görmesi biraz zor. Çizgi hakemi ise sadece topun elle temasını görüp Hüseyin Göçek’i uyarıyor. Olur böyle vakalar. Bir hafta önce hem Emre’nin, hem Caner’in elle oynadığı topları ve de dört oyuncunun ofsaytta bulunup atılan golü görmeyen çizgi hakemleri de var bu ülkede.
Neyse... Tipik beraberlik maçı gibi görünen mücadeleyi Fenerbahçe, Emre’nin harika penaltısı ile kazandı. Bu da mı ne demek İyi çalışmadığı açık görünen Fenerbahçe’de bir futbolcu, hem de 34 yaşında, hem de oyunun 86. dakikasında, hem de çok koşmak zorunda olan bir orta saha adamı, öyle penaltı atıyorsa, bunu alkışlamak gerekir. Penaltı atmak çok mu kolaydır Yapmayın; kale size bir metre eninde görünür, hele ki o dakikada ve o skorda iken...