Dünün plansızlığı yerini yarının belirsizliğine bıraktı. Geçmişte hangi “saik”le yapıldığı anlaşılamayan yatırımlar sonuç vermeyince SAİK kuruldu. Yerli üretimin ve teknolojik kabiliyetlerin geliştirilmesi amacıyla kurulan Sanayileşme İcra Komitesi (SAİK) kararı hangi saikle alındı? Elbette “yumuşak iniş” yaşamak için…
Fasit Daire
Sanayiyi dürtecek, sevk edecek, sürükleyecek yeni “güdü” arayışları var. Çünkü aşırı borçlanan şirketler ve yatırım ortamından uzaklaşan ekonomi yüzünden sert düşüş yaşanabilir. Şirketleri yeni yatırımlara "motive" edecek “faktör” arayışlarının başlaması olumlu bir gelişmedir. Bu noktada yanlış ve verimsiz yatırımlarda geriye gidişi durduracak Sanayileşme İcra Komitesi (SAİK) adımları ne olacak? Elbette öncelik, içinde bulunduğumuz “fasit daire”den çıkmak olmalıdır.
Bugün ABD’de sadece iki şirketin (Apple ve Amazon) değerindeki bir günlük artış, Türkiye’deki tüm şirketlerin toplam değeri kadar oluyorsa, yaşanan trendler araştırılmalıdır. Stratejik sektör seçimi kadar dijitalleşme eğilimleri de takip edilmelidir. Bu trent ve eğilimleri değerlendirecek hamleler doğrultusunda kararlar almak hızlandırılmalıdır.
Seçiş ve Vazgeçiş
“Kayıp yıllar” ve “görev zararı”na bakılarak bir çıkarım yapmalı, vizyon yoksunluğunun heba ettikleri görülmelidir. Mağdur edebiyatı ya da “ askıda ekmek” mantığıyla ekonomide toparlanma sürecinin “V tipi” şeklinde olması mümkün değildir. Çözüm; “müstemleke tipi kalkınma”ya sebep olan saiklerin ortaya çıkarılmasıdır, “soygun düzenekleri”nin deşifre edilmesidir.
Bu açıdan yatırım demek; hem fiziki hem beşeri hem de yönetim sermayesinin geliştirilmesi ve koordinasyonudur. Bu açıdan “ihtiyaç analizleri, işbirliği ve eşgüdüm” sayesinde ancak “sanayide ölçek oluşumu” teşvik edilebilir. Türkiye ekonomisinin itici gücü de, çekici gücü de “özel önemi olan projeler” gerçekleştirecek sanayi yatırımlarıdır. Bu sayede “reel sektörün küresel rekabet gücü” artırılabilir.
İnsan kendi hayatında yanlış tercihte bulunursa faturasını kendisi öder. Ancak karar alma durumunda olanlar yanlış tercihte bulunursa faturayı toplum öder. İşsizliği artıran, maliyetleri yükselten mevcut yatırım ortamı, her seçişin bir vazgeçiş olduğu noktaya gelmiştir. Bu açıdan SAİK, “üretimin kısıtlı olduğu stratejik alanlara yatırım” yapmalı, istihdamı artıracak “yol haritaları oluşturulması ve uygulanması”na odaklanmalıdır. Başka kurtuluş reçetesi yok!