Milli Görüş siyaseti açısından çok verimli, çok anlamlı bir dönemde bulunduğumuz herkesin bildiği bir gerçek.
İktidarda bulunan kadronun tıkanması tetikleyici neden olarak öne çıkmaktadır. Sistemi kuranların ve kendilerini ülkenin sahibi görenlerin de ellerinde çözüm namına bir şey bulunmuyor. «Her şey aslına rücu eder» düsturu mucibince gözler Milli Görüş’e çevrilmiş vaziyette. Bu anlamda Milli Görüşçülere büyük görev düşmektedir. Ülkemizin ve Müslüman dünyanın derin sorunları sadece Milli Görüş’le aşılır. Onun için bu kongre herkesi heyecanlandıran bir kongre olmuştur.
Son zamanlarda Saadet Partisi ile alakalı toplumda oluşan bir algı sorunu var. Saadet, bu olumsuz algıyı asla hak etmiyor. Bu mesele aşılacaktır ve bunu aşmak oldukça önemlidir. Dayanaktan yoksun, mesnetsiz suçlamaları gidermenin yeri elbette ki kongrelerdir. Şu işe bakın; adamlar öyle abuk sabuk işler çeviriyorlar, rüyaya dayalı öyle senaryolar geliştiriyorlar ki, hepsi akıllara durgunluk veren cinsten. Yok, efendim, Peygamberimiz Malatya cezaevine gelmişmiş, Yusuf as. Silivri cezaevi civarında dolaşıyormuş muş... Saadet Partililerin, Milli Görüşçülerin ne işi olur bu sapkınlıklarla. Tamamen haksızlık...
Efendim, dedik ya, oluşan bir algı var diye. İşte, oluşturulan algı bu kongre ile düzeltilecektir. Hepsi bu kadar. Kongreden beklenenlerden bir tanesi bu. Farklı beklentiler de var elbet. Nedir bunlar, bir bakalım:
“Saadet Partisi bu değil”, dedirtecek türden şeyler; Saadet’in oy yüzdesi, gündem belirleme gücü vs. Bu kabil beklentiler de var. Parti, kongre sonrası bu beklentileri karşılamaya hazırlanıyor.
Hiç kimsenin bu beklentileri boşa çıkarmaya hakkı yoktur. Geri durmaya da... Saadet, kendisini kısıtlayan engellerden bir kurtuldu mu, daha kimse tutamaz. Çünkü Milli Görüşçüler, iyi sebat ettiler, sabırlı davrandılar. Bu arada ülkemiz ve ait olduğumuz coğrafya boş yere çok zaman kaybetti. Seçmen çaresiz; beğendiği için değil, eli mahkûm bir anlayışla hareket etmekte. Bu durum herkes tarafından iyi bilinen bir gerçektir. Şimdi, bu kongre ile Saadet Partisi, seçmenle arasında oluşan suni engeli kaldırma fırsatını elde ediyor.
Saadet Partisi’nin konuşuluyor olması, ülke insanının gerçek gündemle buluşturulması anlamına da gelir. Ülkemizin, lüzumsuz işlerle ne kadar zaman kaybettiği bizi meşgul eden gündemden belli! Millet ne konuşuyor, küresel sistem ne işle meşgul? Birlikte bir göz atalım:
FETÖ, ülkemizin bir numaralı gündemi. Milletimizi oyalayan en büyük oyuncak FETÖ. Küresel sistem ise, bölgemizi karıştırmakla meşgul! Tıpkı yüz yıl önce atalarının yaptığını yapıyorlar. Ancak bir farkla. Bu namert herifler işi terör örgütlerine ihale etmişler; kendileri arkadan iş çevirmeye uğraşıyorlar; halbuki, geçen yüz yılda daha delikanlı gibiydiler. O zaman saflar belliydi. Kim kiminle savaştığını aleni olarak bilmekte idi!
Tabii, onların da çok rahat olduğu söylenemez. ABD-Rusya gerginliği büyük bir savaşın fitilini ateşleme potansiyeline sahip. İşte, odaklanılması gereken nokta burası! Ayrıca, savaşın çıkması durumunda en çok etkilenecek olan özelde bizim ülkemiz, genelde Müslüman coğrafya olacaktır. Çünkü savaş onların topraklarında değil, bizim topraklarımızda. Bu nokta da titizlikle üzerinde durulması gereken diğer bir husustur.
Saadet kongresini anlamlı kılan bir diğer husus da şudur: Bittecrübe sabittir ki; mevcut iktidar kadrosunun bu işlere aklı yetmiyor. Birtakım odaklara işi havale etmekle sadece günü kurtarabilirsiniz. Sorunlar halının altına süpürmekle çözülmüş olmaz. Saadet Partililerin yaşananlarla ilgili söyleyecekleri önemli şeyler var; küresel sisteme, ona paralel olarak kurulmuş olan yerel düzene diyecekleri var. Herkes bilmektedir ki, küresel sisteme anlamlı muhalefet eden sadece Milli Görüş olmuştur. Geri kalanlar ise; kimi çareyi işbirliği yapmakta bulmuş, kimileri de küresel sisteme eklemlenmekte. Yani, en hafifinden sahayı terk etmişler.
30 Ekim Pazar günü yapılacak olan Saadet Partisi kongresi her bakımdan büyük bir öneme sahiptir. Ülke insanının, İslam âleminin ve ezilen milletlerin gözü-kulağı bu kongrede olacaktır. Washington’un da, Tel Aviv’in de. Haydi bakalım...