Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Şeytan; Allah’ın, “Adem’e secde edin” emrine karşı gelerek ilk isyan eden oldu. Yani Allah’a karşı geldi, itaat etmedi ve şeytan isyan edenlerin lideri oldu. İsyan; Allah ve peygamberlere karşı olursa yıkıcı, şeytan ve adamlarına karşı olursa yapıcı olur. İnkârcıların, müşriklerin ve münafıkların isyanı fesat içindir. Onlar, İslam’a kısmen veya bütün olarak karşı çıkarlar ve yıkıcı olurlar. Peygamberler ve onların izinden giden müminler, kötülüklere isyan ederler, Allah’a itaatsizlik eden, inkârcı veya münafık hiçbir zalime itaat etmezler ve onların zulüm dizenlerine karşı çıkarlar. Müminler; şeytan ve adamlarının yıkmaya çalıştıkları İslam’ın adil düzenini korumaya çalışırlar. Irkçı emperyalizmin ve müşrik Batı’nın faizci kapitalist düzenlerini yürüten mevcut yönetimlere, uyguladıkları yıkım uygulamalarına karşı çıkmamak, isyan etmemek, korkaklıktır, zillettir, teslimiyetçiliktir. Müslüman; elindeki asası ile zalim Firavun’un karşısına çıkan Hz. Musa gibi olur. Şeytana ve Yahudi’ye yaranmak için, zalimlere yardım ve yataklık etmek en açık ifadesiyle münafıklıktır ve yalakalıktır. Müslüman’ın temel görevlerinden birisi de kötülüklere karşı çıkmak, zalime ve zulme isyan etmektir. Bu asırda, “Bana ne Amerika’dan” sesi, bu iş ABD’siz olmaz diyen gafillerin suratına atılmış Milli Görüş tokadıdır. Erbakan’ın ve bütün Milli Görüşçülerin duruşu, Hz. Musa’nın Firavun karşısındaki duruşu gibidir. Erbakan Hoca’mızın üç kesime hitabı önemlidir. Sakallı Hüsnü, Kasketli Ahmet ve Ampul Hasan… Şimdi bunların üçü bir olmuş, Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi’ne koro halinde saldırıyorlar. Bu üçlü çete; Saadet Partisi’ne; Adil Düzen, İslam Birliği, Yeni Bir Saadet Dünyası kuracağız dediği, şeytan ve adamlarının oyununu bozduğu için sahipleri adına vekâlet savaşı veriyorlar. Ne yapalım herkes, karakter ve cibilliyetine göre iş tutuyor. Kimin doğru yolda olduğunu Allah biliyor. Atalarımız; “it ürür kervan yürür” demişler. Her şeye rağmen Milli Görüş kervanı Saadet iktidarı için yürümeye devam ediyor.

TEVHİT
Peygamberlerin ve sadık müminlerin en temel özelliklerinden birisi de “tevhit” inancına bağlılık ve mesajını tebliğ ve onu hâkim kılma mücadelesidir. Tevhit kelimesi “lâ ilahe” ile başlar. Bunun anlamı; fert ve toplumları İslam’dan uzaklaştıran bütün sahte ilahları; ABD’yi, AB’yi, İsrail’i ve bütün işbirlikçi münafıkları reddetmektir. Bu ret olmadan iman gerçekleşmez. “HAMAS terör örgütüdür, Saadet yanlış yapıyor, ABD ve İsrail stratejik ortağımızdır, AB bizim için muteber üstün medeniyettir, düzenimiz faizci kapitalizmdir” diyenler, sözde söyledikleri tevhit kelimesinin ruh ve manasını idrak edememiş kimseler olarak tarihin çöplüğünde hak ettiği yeri alacaklardır. Bu işin bir de hesap günü var. Tevhidin “illallah, Muhammed’ün Resulüllah”; “tek hak ilah ancak Allah’tır, Muhammed ise Allah’ın elçisidir” kısmı ise ispattır. Bunun manası; “Biz hak ilah olarak sadece Allah’ı kabul ederiz, O’nun rızasını gözetir, O’na kulluk eder, O’ndan yardım isteriz, O’nun gösterdiği saadet yoluna tabi oluruz. Bu saadet yolunu Allah, elçi olarak görevlendirdiği Hz. Muhammed’e (S.A.S.) bildirmiştir. Bu elçiliği kabul eder, Allah’tan alıp bize tebliğ ettiklerini kabullenir iman ederiz” ikrarıdır. Bizim için İslam, baştan sona bir hayat düzenidir. Bütün insanlığın saadetinin tek çaresi İslam’dır. Şu temel gerçeği bir kez daha ortaya koymak gerekir. Allah; yeryüzünü ve bütün kâinatı, kullarını imtihan etmek için yaratmıştır. Bu imtihan bir hak-batıl mücadelesi imtihanıdır. Ülkemizde ve dünyada hakkın kapısını Milli Görüş tutmuştur. Milli Görüş; hakkı üstün tutma mücadelesini, Saadet Partisi önderliğinde bütün MİLKO’lar ile yürütmektedir. Milli Görüş, bu anlamda tek bir ümmettir. Ümmet demek, bütün insanlığın saadet bulması için, fert ve toplumu hayra çağıran, iyilik olan adil düzeni emreden, kötülük olan faizci düzeni engelleyen şuurlu bir topluluk olmak demektir. Batılın kapısını ise ABD, AB, İsrail ve işbirlikçileri tutmuştur. Milli Görüş’ün mücadelesi aynı zamanda bunlara karşıdır. Başka türlü “tevhit” gerçekleşmez.

İTAAT VE İSYAN
İtaat edilmesi gerekenler; Allah, peygamberler ve İslam’ın adil düzenini yürüten ve bizi her zaman hakka yönlendiren adil emir sahipleridir. Bunun dışında itaat yoktur. İtaat edilmesi yasak olanlar; kâfirler, müşrikler, münafıklar, fert ve toplumu Allah yolundan uzaklaştıran ve saptıran liderler, şeytan ve şeytanın adamları, yalancılar, ahlâksızlar, gafiller, kötülüğü emredenlerdir. Bunların ve benzerlerinin hiçbirisine itaat edilmez. İman, itaat ve teslimiyet ile varlığını korur. Müminler abdesti bozan şeyleri bildiği kadar, asıl imanı bozan şeyleri de bilmesi gerekir. Bir Müslüman’ın İslam’dan başka bir yola sapması, haramlardan beslenen zulüm düzenlerini desteklemesi imanını bozar. İman; Allah ve Resulüne itaati, Allah yolunda malıyla canıyla cihadı, İslam’a itikat ve düzen olarak teslim olmayı, hayra çağırmayı, iyiliği emretmeyi, kötülüklerle mücadele etmeyi sağlamıyorsa, bu iman, iman olmaz, münafıklık olur. İman; batıla karşı isyan etmeyi, zalime dur demeyi, kötülüklerle mücadele etmeyi, adil bir düzeni, yeni bir saadet dünyasını kurmayı içermiyorsa bu iman olmaz, isyan olur. Allah’ın kulu olmayı tercih etmesi gerekenler; O’na isyan edenlere itaati tercih ederlerse “emir kulu”, “kapı kulu” olmayı, yani iki dünyada rezillik ve zilleti seçmiş olurlar. Allah ve Resulünün emirlerini bildikten sonra “dinledik ve itaat ettik” deyip eyleme geçen, bütün batıllara ve düzenlere, zihniyet ve liderlerine karşı da “ne dinliyoruz, ne de itaat ediyoruz” deyip “inanıyoruz ve yapıyoruz” sözünün eri bütün Milli Görüşçülere, inadına Saadet diyenlere selâm olsun. İsyanımız zalimlere, itaatimiz Allah ve Resulünedir. Selam hidayete tabi olanlara…