Bismillâhirrahmânirrahîm;
BAZI kardeşlerimiz var ki, hem Saadet Partisi’ni tanımıyorlar hem de Saadet Partisi’ne ayar çekmek, yönlendirmek istiyorlar. Uzaktan gazel okuyorlar. Halbuki Saadet Partisi’ni hakkıyla tanısalardı, bu gayretkeşliğin ne kadar “abesle iştigal” olduğunu anlarlardı. Sonra, Saadet Partisi her türlü farklı fikirleri müzakereye açık bir parti! Saadet Partisi’ni asıl, yetkililerinin ağzından tanıyabilirsiniz.
Saadet Partisi Millî Görüş’ün tek temsilcisidir. Millî Görüş ise bu ülkenin inancı, tarihi, aslı, özü, kendisidir. Bu toprakların insanı ile uğraşmaz. Onları aslına, millî kimliğine davet eder. Hem de izah, ikna, ispat yöntemi ile. Türkiye’nin geleceğinin millî kimliğimize dönmekle olduğuna inanır. Millî Görüş’ün hedefi Türkiye’yi “yaşanabilir” hale getirmek, “yeniden güçlü olacağımız” şartları oluşturmak ve bütün insanlığın saadeti için “Yeni bir huzur ve barış dünyası” kurmaktır.
Bugün savaşlar, çatışmalar, siyasi ve ekonomik baskılar yoluyla Türkiye’yi yaşanmaz hale getirenin Siyonizm olduğunun farkındadır. Dünyanın acı, kan ve gözyaşına boğulması, kaos ortamına sürüklenmesinin sebebi Siyonizm’dir. Dünyanın huzur ve barış atmosferine girmesi için şefkat ve merhamet sahibi Millî Görüşçülere ihtiyaç vardır.
Davası büyük olan Erbakan Hoca öncülüğündeki Millî Görüşçüler, fikirlerini “sistematik bir yapı” üzerine kurdular. Niçin ve hangi esaslarla çalışacaklarını biliyorlar. Erbakan Hoca, büyük bir kurmaydır. Kadrolarına Millî Görüş’ün hem çalışma modelini, temel esaslarını öğretmiş hem de uygulamasını göstermiştir.
MİLLÎ GÖRÜŞ BELLİDİR
ERBAKAN Hoca, davanın esas ve amaçları konusunda hiçbir boşluk bırakmadı. Siyasi hareketin yanında, hayatın her alanını kuşatan Millî Görüşçü Kuruluşlar’ı (MİLKO) da oluşturdu. Bunlardan Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) bilgi üretme ve strateji oluşturma görevini üstlenirken; AGD, ÖĞDER, CANSUYU, DİN-BİR-DER, ESDER, HUDER gibi kuruluşlar kendi alanlarında hizmetler vermeye yöneldiler.
Erbakan Hoca, amaç ve hedeflerin korunması, model çalışmanın yürütülmesi için “Teşkilat İçi Eğitim” çalışmalarına büyük önem verdi. Bu eğitimlerin verilmesi için başta Muhittin Yıldırım Hoca olmak üzere; İsmail Hakkı Akkiraz, Yusuf Yiğitalp gibi hocaları “yetkili” kıldı. Bu sebeple bir “hedef birliği” oluştu.
Saadet Partisi’ne ayar vermek için ileri geri konuşanlar şunu bilsinler ki, Millî Görüşçüler 52 senedir kıl payı sapmadılar. Baştan beri bu eğitimler aralıksız devam etti. Millî Görüş uğrunda çalışanlar önemlidir; ama Millî Görüş belirli şahıslarla kaim değildir. İnsan fanidir; dava “kalıcı”.
Millî Görüş’ün eğitimcileri, esas ve hedefler konusunda ilk gün ne anlatıyorlar ise bugün de aynı şeyi anlatıyorlar. YİK ve GİK’ten il başkanlarına; ilçe başkanlarından mahalle ve köy temsilcilerine kadar bütün Millî Görüş kadroları bunun böyle olduğunun yakın şahididirler. Saadet Partisi’ne ayar vermeye çalışanlar şunu bilsinler ki; Millî Görüş kadroları ne yaptıklarını ve hedeflerini çok iyi bilirler. Onları, yağlı kemik peşinde koşan dünyaperestlerle karıştırmayın!
İTTİFAK ÇIKMAZI
BİR dava esas ve ilkeleriyle yaşar. Esasları kaybolursa dava biter. Millî Görüş’ün esas ve ilkeleri baştan beri uygulanmaktadır.
Rakipleri Saadet Partisi’ni en çok “ittifaklar” üzerinden vurmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra, siyasi partiler “seçim öncesi” ittifaklar oluşturmaya başladılar. Yüzde 50+1 oyunuz olmadıkça bir kıymet ifade etmiyor. Hükümet “ittifak yasası” çıkardı. Bütün partiler sonuç alabilmek için başka partilerle ittifak oluşturmak zorunda kaldı. Saadet Partisi de öyle!
Bugün siyasette iki türlü ittifak var. 1.si, birbirinin siyasi sorumluluğunu üstlenenler. AKP ve MHP’nin; İyi Parti ve CHP’nin ittifakları gibi! 2.si, söz konusu zorunluluktan dolayı yalnız seçim dönemindeki ittifaklar. Buna “seçim ittifakı” deniyor. Seçim dönemi dışında halkın problemleri (Geçim İttifakı) konuşuluyor; ittifakın adı anılmıyor. Saadet Partisi seçim ittifakına kendi tüzüğü, kendi amblemi, kendi adaylarıyla girdi. Diğer partilerin siyasi sorumluluğunu üstlenmedi.
Yerel yönetimlerde, yüzde 50+1 türünden bir baraj olmadığından Saadet Partisi bütün seçim bölgelerinde tek başına seçime girdi. Seçilme yeterliliğine sahip ve YSK’nın “onay verdiği” bütün siyasi partilerle iletişime geçti. Çünkü söyleyecek sözü var. Bir kişiyle iletişime geçmenin, o kişinin fikrini kabul etmek anlamına gelmediğini orta mektep öğrencisi bile bilir. Saadet Partisi toplumun “ıslah” ve “imar”ını istiyor.
Peki, Saadet Partisi kimin yanında? 52 senedir Millî Görüş’ün yanında ve böyle devam etmekte kararlı.