PARTİLERİN aday listelerinin açıklanması ile birlikte
genellikle Meclis te temsil edilen partilerin listeleri medyada konu edilmeye
başlandı. Ağırlıklı olarak da listelerde yer alan ya da alamayan sürpriz isimler
konuşuluyor ve tartışılıyor. Bu arada medya listelerde yer bulamayan ya da
sıralamadaki yerlerini beğenmeyen siyasilerin rahatsızlığı üzerinde duruyor.
Her seçim döneminde aday listelerinin açıklanması arkasından bir küskünler ve
kırgınlar grubu oluşmakta, bu tür tepkiler gündeme gelmektedir. Gelmesini de
yadırgamamak gerekiyor.
Ancak, bu seçim kampanyasının en önemli gelişmesi bana
göre Saadet ve BBP nin gerçekleştirdiği seçim ittifakı oldu. Uzunca bir süreden
beri üzerinde durulan bir ittifak gerçekleştiği için her iki partinin tabanı
için sürpriz değil beklenen bir gelişme olarak karşılandı. Hatta diyebiliriz
ki, çoğu zaman iki ya da daha çok partinin ittifak yapması bir takım
sıkıntılara yol açmış olmasına rağmen bu defa sanal âlemdeki haberlere ve
yazışmalara bakıldığında iki partinin de tabanında heyecana vesile olduğu
görülüyor. Bu bakımdan yazımın başlığını Saadet ve BBP tabanında milli İttifak
heyecanı olarak belirledim. Partilerin seçim kampanyalarından istenen sonucu
alabilmesi için para kadar belki daha fazla parti tabanlarındaki heyecana
ihtiyaç vardır. Her iki parti bu heyecanı yakalamış görünüyor.
Aslında söz konusu ittifakın daha geniş çerçevede
gerçekleşmesinin mümkün olabileceğini bazı gelişmeler ve talepler göstermiş
bulunuyor. Söz gelimi Yüksek Seçim Kurulu na aday listelerini teslim etmiş olan
bazı partilerde tabanlarından gelen talep nedeniyle bazı kıpırdanmalar olmuş
ancak aday listeleri teslim edildiği için hukuki engel söz konusu olmuştur.
Buna rağmen parti olarak listelerini vermemiş olan bazı sürpriz isimlerin
Saadet-BBP ittifakı listelerinde yer almaları da söz konusu olabilir. Böyle bir
gelişme elbette toplumda daha geniş bir ilgi oluşturabilir. Kısacası, ittifak
konusunda yürütülen çalışmalar işin başında daha geniş bir yelpaze düşünülerek
yürütülmüş, birlikte yürünülebilineceğine inanılan parti yönetimleri ile de
temas kurulabilmiş olsaydı sanıyorum ortaya başka bir tabloda çıkabilirdi.
Artık bu değerlendirme üzerinde durmanın anlamı yoktur. Ancak, seçim barajının
indirilmesi ve partiler arasında gerçekleştirilecek ittifakların hukuki bir
zemine oturtulmasında ülke açısından yarar var ve bunun mücadelesi mutlaka
verilmelidir.
Daha önce de belirttiğim gibi partiler ortak bir seçim
beyannamesi üzerinde anlaşarak ittifak oluşturabilmeli, bunu yaparken de her
partinin kendi kimliğini koruyabilmesinin önü açılmalıdır. Temsilde adaleti
gerçekten isteyenler bu yönde adım atmak zorundadırlar. Aksi halde bir yandan
temsilde adalet söylemini dillerinden düşürmeyenler bu yüksek seçim barajı ve
seçim ittifakının önündeki engelleri korumayı sürdürdükleri sürece samimi bir
görüntü veremezler. Çünkü yüzde 10 barajı ile seçim ittifakının zorlaştırılması
temsilde adaletin önündeki en büyük engeldir. Böyle olunca da darbecilerin
istikrar adına adaleti bir kenara iten uygulamalarını aynen kabullenmek
anlamına gelir ki o zaman da halkın oyları ile seçilenlerin davranışı ile
darbecilerin anlayışı arasında bir fark kalmaz/kalmıyor.
Ancak, bu antidemokratik uygulamanın kırılması ve topluma
bir alternatif sunmak adına gerçekleştirilmiş olan Saadet-BBP milli ittifakının
oluşturacağı heyecan büyük bir öneme sahiptir. Bir bakıma bu ittifak istikrar
adına çöpe gidecek seçmen oyunun anlam kazanmasına vesile olacaktır.