7 Haziran öncesi çok farklı ve yadırgatıcı bir seçim

kampanyası yürütüldüğüne şahit olduk. Bunların en başta geleni de

cumhurbaşkanının bir siyasi parti genel başkanı gibi AKP adına devreye

girmesiydi.

İhtiraslı ve kibirli siyasiler ortalığı öylesine

bulandırdılar ki, halk siyaset kurumundan soğudu. Ne yapacağını bilemez duruma

geldi.

Cumhurbaşkanı ve AKP nin, HDP üzerinden bir seçim

kampanyası yürütmesi onların işine geldi. Çünkü söylenen pek çok iddia

sebebiyle HDP ye cevap hakkı doğdu. Mağdur duruma geçtiler. Medya, reyting

adına da olsa onları gündeme taşımak zorunda kaldı. HDP nin barajı geçmesinin

en başta gelen sebebi AKP dir.

AKP nin, HDP ve paralel üzerinden giriştiği ayrıştırıcı

ve kutuplaştırıcı politikası, seçmenin AKP ile CHP-HDP arasında tercih

yapmasıyla sonuçlandı.

Söz konusu karmaşa yine vatandaşın gönlündeki partiye

değil de; algı operasyonlarıyla manipüle edildiği partilere yönelmesine yol

açtı. Bu durumdan en çok etkilenen ise Saadet Partisi oldu.

Son hafta içinde siyaset dili öylesine sertleşti ki,

seçime gitmeyi savaşa gitmek gibi görenler oldu. AKP nin Genel Başkan

Yardımcısı Süleyman Soylu, Oy atmayı, Çanakkale de düşmana mermi atmaya

benzetti. İş adamı Sedat Peker ise, 7 Haziran Hilal-Haç mücadelesidir (Akit,

6. 6. 2015) ifadesini kullandı.

Milli Görüş te Yenilgi Olmaz

Bu seçimlerde seçmen Saadet Partisi nin mesajlarına kulak

verdi. Hatta büyük teveccüh gösterdi. Fakat Saadet Partisi, söz konusu

ettiğimiz anormal ortam ve kutuplaştırıcı siyasetin etkisiyle meydanlarda

toplanan büyük kitlelerin oyunun sandığa yansımasından mahrum kaldı.

Peki, bundan sonra Saadet Partisi ne yapacak Millî Görüş

Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan yenilgi bilmeyen bir azim ve iradeye

sahipti. Düştüğü yerden kalkar, kaldığı yerden yoluna devam ederdi. Çünkü hak

davanın mensupları için yenilgi diye bir kavram olamazdı. Hele hakkın tebliği

için yapılan çalışmalar her zaman kazanç getirirdi. Hakikat rakamlarla

ölçülemezdi.

42 sene kadrolarının başında bulunan Erbakan Hoca nın

vefatı Millî Görüş kadrolarını sarstı. Pek çok kişi liderin vefatıyla davanın

yerde kalacağını sandı. 2011 de Erbakan Hoca nın vefatının hemen arkasından

seçimlere gidilmesi, hüzünlü olan Millî Görüşçülerin hazırlıksız yakalanmasına

yol açtı.

7 Haziran seçimleri Saadet Partisi kadrolarına yeniden

güven kazandırdı. Halka yaklaşım dilini yakaladılar. Seçim kampanyasında yüksek

bir performans ortaya koydular. Hele milletvekili adaylarından takip etme

fırsatı bulduğum 4 kişi var ki, onların konularına hâkimiyetleri, hazır

cevaplılıkları, duygusal dili kullanma becerileri, rakipleriyle tartışmaya

hazır hale gelişleriyle büyük bir mesafe almış olduklarına şahit oldum.

Millî Görüşçüler artık el ve ayaklarına bağlanan

zincirleri kırdılar. Rakiplerinin halkla aralarına örmek istediği duvarları

kaldırdılar. Halkın güvendiği dağlara kar yağdı. Millî Görüş e duyulan ihtiyacı

kavramaya başladı. Bir türlü normalleşemeyen siyaset sebebiyle bu çalışmalar

seçimde sandığa yansımasa da Millî Görüşçüler halkla bütünleşmeyi başardılar.

Kaldığımız Yerden Devam

Erbakan Hoca, Biz siyaset değil, cihat yapıyoruz der;

Bütün ibadetlerin bir zaman ve miktarı vardır; halbuki cihadı her zaman ve

takatimizin sonuna kadar yapacağız ifadesini kullanırdı.

Körü körüne Batı ya bağlı işbirlikçi yöneticilerin

bulunduğu bir Türkiye de, milletimizin Millî Görüş e olan ihtiyacı çok açıktır.

Çünkü Milli Görüş milletimizin aslı, özü ve kendisidir.

Erbakan Hoca nın mücadelesi, milletimizi Batı nın

prangalarından kurtarıp aslına döndürmekti. Onun için Türkiye de iki sınıf

insan olduğunu söylerdi: 1. Millî Görüşçü olanlar. 2. Millî Görüşçü olmaya aday

olanlar. Bunu anlatırken, Millî Görüş ün milletimizin kendi görüşü olduğunu ve

bütün milletimizi kuşattığını anlatmaya çalışırdı.

1995 seçimlerinde Refah Partisi nin yüzde 22 oy alması

sonucu şöyle demişti: Bizim şuurlu kadrolarımız her zaman yüzde 1 dir. O yüzde

1 çalıştı ve milletimizin yüzde 22 sini ikna etti.

Saadet Partisi bu seçimlerde yüzde 3 e yakın oy aldı.

Geride yüzde 97 var. Liderimizin bize öğrettiği, onlara ulaşabilmek için Millî

Görüşçülerin mesaisi dünden itibaren başlamıştır.

Ordu milletvekili adayımız Muammer Bilgiç Bey isabetli

bir söz etti: Yeniden besmelemizi çekecek, hemen çalışmaya başlayacağız.

İşlerin hayırlısı az da olsa devamlı yapılandır.

Mademki davamız haktır, değer ve ölçülerimiz konusunda bir şüphemiz yoktur;

öyleyse bu kutsal yürüyüş hiç ara vermeden devam edecektir.

Seçimlerde Saadet Partimizi temsil etme şerefini elde

eden tüm milletvekili adaylarımız ve seçim kampanyasına katılan tüm Saadet

Partisi kadrolarına teşekkür ediyor, Allah hepsinden razı olsun! diyorum.