Her meslek dalının iyi kötü entelektüeli vardır.
Mühendisler, mimarlar daha işin başında entelektüeldir,
hele bir de yüksekse.
Doktorlar tıp bitirmek gibi yüksek sabır gücüne sahip
oldukları için otomatikman bu gruba dâhildir zaten.
Sosyologlar en iyi dereceden birer tespit ustasıdır bizim
ülkemizde, kimse bu insanlar üzerine ciddiyetle düşünmezler.
Ne yerler ne içerler, nerelerde gezerler. Karasal iklime
tabidirler sosyologlar.
Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer.
Psikologlarla sosyologların memleketimizdeki farkı,
babasından kendisine kurulu bir tezgâh kalmış şanslı bir evlatla babadan tek
kuruş kalmayıp kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan evlat gibidir.
Fakat şartları ne olursa olsun sosyologlar psikologlardan
daha entelektüel oldukları bir gerçektir.
Zihinsel eforunu mesleki gelişimine harcamış kişilerin
entelektüellik dozajları o nispetle düşüktür.
Sosyologlar bilgi ve birikimlerini kullanabilecekleri
müsait iş kolları sınırlı olduğu için tıpkı felsefeciler gibi daha çok
entelektüel tecessüs içerisindedirler.
İletişim ve gazetecilik okuyanlar haberdar olmayı bilgili
ve kültürlü olmayla karıştırmaya müsait bir dünyaları olagelmiştir.
İzlemek, takip etmek ve malumatfuruşluk gazeteci kimliği
için yeterli entelektüel donanım sayılır.
Hukuk fakülteleri hâkim, savcı ve avukatlar ordusuyla
gittikçe kitleselleşen bir mesleki akıl ve zekâ üretmektedir.
Hâkim ve savcıların entelektüel birikimlerini kullanamaya
müsait bir ortam yoktur.
Hüküm vermek ve tetkik edip delil toplamak yanına başka
hiçbir şeyi yakıştırmayan bir dikkat ve yoğunlaşma gerektirir.
Avukatlar da günlük davaların kıskacı altında yüce ve
evrensel davalara uzanabilecek zihinsel imkânlardan hızla uzaklaşmaktadırlar.
Hitabet ve ikna gücü gücünü hakikatten almanın dışında
hiçbir aydınlık gelecek vaat etmemektedir.
Hatipler, nutuk atıcılar, avukatlar ve siyasetçiler
entelektüel olma sınırından geri çevrilmiş kişilerdir.
Çünkü onlar ne denli dolu konuşmaya başlarlarsa o denli
insanı etraflarından uzaklaştırırlar. Hakikatin tesiri olmadan atılan şatafatlı
nutuklar kalabalıklara teneke çalmaktan farsızdır. Entelektüel zihin teneke
çalmaz, en büyük enstrümanı tefekkürdür.
İmamlar ve vaizler de entelektüel dünyanın şadırvanında
paçaları ve kolları sıvanmış bir şekilde beklerler.
Bilgisini bilgeliğe dönüştürmek yerine en kısa yoldan
hazıra ve huzura konmak isterler. Ne de olsa düşünmek yorucu ve sorumluluk
yükleyicidir.
Öğretmenler ve eğitimcilerin beyin işleyiciler oldukları
kabul edilirse entellektüelizm ve
entelijansiya arasında müstesna bir yeri olması gerekir.
Özellikle son yıllarda öğretmenin entelektüel olması uçuk
bir beklentiden öteye gitmiyor. Yukarıda değindiğim mesleklerin hemen hepsinden
daha çok öğretmene yakışır entelektüel akıl ve entelektüel vicdan.
Milli Eğitim bu dönüşümü gerçekleştirmek zorundadır.
Öğretmenlerimiz kendi meselelerini bile kendileri konuşup
tartışamıyor.
Bu hem kıstırılmışlık duygusundan dolayıdır hem de
zihinsel ve ruhsal parçalanmalardan dolayı hakikatin ve gerçekliğin farklı
köşelerine savrulması sebebiyledir.
İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü öğretmenlerdeki bu olması
gereken vasfı her sayısında oldukça yetkin imzaların yer aldığı İstanbul
dergisinde masaya yatırıyor.
Dergi son sayısında bir entelektüel olarak öğretmeni
değişik yönleriyle inceliyor. Öğretmen entelektüel midir Sorusuna ilk yanıt
veren Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı şöyle yanıtlıyor bu soruyu: Eğer
entelektüel derken, en yalın tanımıyla zihni faaliyeti hayatının eksenine
yerleştirmiş kişiyi kastediyorsak, evet, öğretmen bir entelektüeldir.
Nurettin Topçu nun Türkiye nin Maarif Davası kitabında
yer alan Muallim başlıklı yazısının da yer aldığı dosyada Ali Ayçil den
Prof.Dr. Mehmet Narlı ya, Mahmut Bıyıklı dan Yrd. Doç.Dr Betül Coşkun a, Ercan
Yıldırım dan Gonca Özmen e kadar şair, yazar ve akademisyenlerin yazıları yer
alıyor.
Ayrıca İsmail Kara ile ve Ümit Meriç le öğretmenlik
mesleğinin dünü bugünü hakkında entelektüel arayışı içerinde söyleşiler
gerçekleştirilmiş. İstanbul Milli Eğitim in bu dergisi bile öğretmenlerin
zihinlerini yoklamalarına vesile olması bakımından bir toparlanış ve ayağa
kalkıştır.
Başta Ali Ayçil ve Mahmut Bıyıklı olmak üzere bütün emeği
geçenleri kutluyorum.