ERBAKAN Hoca, “Bizim iki türlü hizmetimiz vardır: 1. İktidar oluruz, ülkeyi adil yönetir, huzur ve barışı sağlarız. Halkın refah düzeyini yükseltiriz. 2. Muhalefette iken, hükümeti yanlış yapmaması için uyarır, aziz milletimize hizmet için ‘hayra motor, şerre fren’ oluruz” derdi. Erbakan sonrası, Saadet Partisi de aynı yöntemi sürdürüyor.

Önde gelen politikacıların “kutuplaştırıcı”, “ayrıştırıcı” bir üslupla, birbirine karşı ağza alınmayacak derecede “ağır” ve “çirkin” ithamlarda bulundukları bir atmosferde; Saadet Partisi olgun ve itidalli davrandı. Birleştirici, kucaklayıcı bir yöntemle; hep müzakere, uzlaşma ve barış üslubunu kullandı. İç çatışmayı önleyen bu “kaynaştırıcı” siyaset milletimize yapılmış en büyük iyiliktir.

Milletimiz başlangıçta, “Bunlar da Erbakan’ın adamları”; “Bunlar da Milli Görüşçü” algısı ile AKP’yi de Saadet Partisi gibi sandı. AKP’nin etkili isimlerinden Ethem Sancak’ın, “Biz ABD’nin desteğiyle iktidara geldik” itirafı yaptığı gibi; milletimiz de AKP’nin iç yüzünü yakından görmeye başladı. Bunların “yerli” ve “milli” ifadelerinin “kuru söz”den ibaret olduğunu yakından gördü.

Türkiye, bir yöneticisinin ABD’nin emellerine hizmet eden Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Eşbaşkanlığı yapmasını içine sindiremedi. İsrail çete başı Herzog’u Türkiye’ye davet ederek “İsrail’le normalleşme” çalışması başlatması halkımızı düşündürdü.

Nasıl oluyordu da, milletin seçip gönderdiği siyasi partiler veya Suriye, Irak, Libya gibi İslam ülkeleri ile “normalleşmeyenler”; Türkiye üzerinde gözü olan ABD, İsrail gibi sömürgecilerle normalleşebiliyordu?

“İKTİDARA TALİBİZ”

AKP’de beklediğini bulamayan kitleler, bugün büyük bir arayış içinde! Halk, dikkatini Saadet Partisine çevirmiş durumda. Saadet Partisi tam anlamıyla bir ilgi odağı! Saadet Partisini “milletimizin buluşma adresi” olarak görmeye başladı. Çünkü Saadet Partisi, Türkiye’nin problemlerinin bütün siyasi partiler ile müzakere edilerek çözülebileceğine inanıyor.

Saadet Partisi herkesle iletişime açık! Bütün siyasi partileri bir araya getirebilecek tek adres. Özgül ağırlığı yüksek! Milletimizin inancını, aslını, özünü, tarihini temsil ettiği için toplumsal karşılığı var. Türkiye’yi güçlendirmek isteyen her meslek grubundan faydalanmak istiyor.

İnsanca bir hayat yaşamak isteyenler Saadet Partisine koşuyor. Saadet Partisi, Ocak, Şubat aylarında “Bölge Toplantıları” ile sahaya inme kararı aldı. 2018’den bu yana, Mart ayında en yüksek üye kaydına ulaştı. Bu tempo Nisan ayında da sürdü. Ramazan ayında geniş iftar programları düzenledi. Milletimizle kaynaştı. “Saadet Avrupa” teşkilatları da aynı tempoya ayak uydurdu.

Halkın virüs, kriz ve hayat pahalılığından bunaldığı bir atmosferde Saadet Partisi ümit olmayı sürdürüyor. Genel Başkan’ın konuşmaları siyaseti etkilemeye devam ediyor.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bayramlaşma konuşmalarında, “İktidara talibiz” mesajı vererek, özlenen insanca bir hayatı kendilerinin sağlayabileceklerini anlattı: “Farklı düşünceye sahip olanlar bir gün kucaklaşacaklar. Bu ortamı Saadet Partisi sağlayacak. İktidara talibiz. Zulüm ve gözyaşının olmadığı ‘adil bir dünya’ kuracağız.” (03.05.2022)

“DANGALAK” DA NE?

Türkiye siyasi literatürüne “dangalak” sözcüğü de girdi. Bir siyasi parti yöneticisi, parti toplantılarına katılmayan bir büyükşehir belediye başkanı için “dangalak” ifadesini kullandı. Bu sözcük, bayram günlerinde kamuoyunu epeyce meşgul etti. Bir siyasi parti, oylarının durmadan eridiğini gördükçe hırçınlaşıyor, ağzını bozuyor; mensupları, birbirine karşı “en çirkin” hakaretleri ediyorlar.

Hep düşünmüşümdür! Birbirine karşı “en iğrendirici” sözleri edenler, bir lügati açıp güzellik, kibarlık ve nezaket ifade eden kelimeleri bulamıyorlar mı acaba? Her kap, içinde ne varsa, dışına onu çıkarır. Kötü söz, söyleyenin sıfatıdır. Kabadayı ağzı ile bu şerefli millete yöneticilik yapılır mı?

Yönetici “örnek insan” olmalıdır. Ağzından çıkanı kulağı duymalıdır. Hiçbir şey bilmiyorsa, içimizden çıkan Erbakan Hoca’nın temiz siyasetini, nezaket ve kibarlığını öğrenip de, onun siyasi alanda güzel örnek oluşunu görmelidirler. Eski başbakanlardan Ahmet Davudoğlu, son anma toplantısında Erbakan Hoca’nın nezaketini anlattı:

“Biz, hep onda aşkı ve azmi gördük. En önemlisi de ‘siyasi nezaketi’ gördük. Tevazuyu gördük. Bir çocuğa bile gösterdiği saygıyı gördük. Onun ağzından hiçbir zaman insani şeref ve izzeti ‘tahkir’ eden bir durum görmedik.” (27.02.2022)

Ne olur, siyaset kurumunu önce “çirkin” sözlerden kurtarın! Geçmişi şan ve şerefle süslenmiş bir milletin torunlarına kötü sözler yakışmaz. Çirkin sözler konuşmasını sevenler “yönetici olmamalı”.