Türkiye bir kez daha Batı sisteminin içine itildi. Zaten
Batıda değil miydi, denilebilir. Fakat son hamle ile Batı ya iyice kenetlenmesi
sağlandı.
Bir güç, hususi vazifeli gibi sürekli bunu yapıyor.
Geçmişte bu görevi Çarlık Rusya sı ve Sovyet Rusya yapmıştı. Şimdi de Putin in
Rusya sı yapıyor. Değişen bir şey yok. Aktörler ayrı olsa da ülke aynı. Demek
ki ihale bunlara verilmiş. 1856 yılında Çarlık Rusya sı Osmanlı ya savaş açarak
Osmanlı yı Batı tarafına itti. 1945 te Stalin, Kars ve Ardahan ı istedi
ardından Türkiye NATO ya girdi. Şimdi, Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan
süreçte Türkiye bir kez daha Batı tarafına itildi.
Rusya nın her defasında ülkemizi Batı tarafına itişinin
detaylarına bakacak olursak:
1853 yılında Kırım harbi çıkartıldı. Çeşitli gelişmeleri
bahane eden Rusya nın amacı; hasta adam Gözüyle baktığı Osmanlı Devleti ne ve
onun bekasına son vermek gibi gözüküyordu. Bu doğrultuda, İngiltere ye
Osmanlı nın paylaşılması teklifinde dahi bulunmuştu. Ancak, İngiltere bu
teklifi kabul etmediği gibi, Fransa ve bugünkü İtalya yı da yanına alarak
Rusya ya harp ilan etti. 1856 yılına kadar süren savaşın kâğıt üzerinde galibi
Osmanlı idi. Fakat ödeme gücünün çok üstünde borçlandırılan Osmanlı Devleti, Bu
borçların altından kalkamayınca 1881 yılında duyunu umumiye idaresini kabul
etmek mecburiyetinde bırakıldı. Böylece, devlet Avrupalıların mali denetimi
altına girmiş ve ekonomik bağımsızlığını kaybetmişti. Ayrıca, Islahat
Fermanı nın ilan edilmesiyle koca devlet Batı toplumu için yumuşak lokma haline
getirildi. Tedrici olarak Sultan Abdülhamid bir darbe sonucu tahttan indirildi.
Bu darbeden sonra Balkanlar elden çıktı. 1. Dünya Savaşı na sokulmak suretiyle
de bugünkü dünya düzeni oluşturuldu.
Sene 1945.
SSCB Lideri Stalin boğazlarda üs talebinin yanı sıra Kars
ve Ardahan ı istedi. Şubat 1945 te yapılan meşhur Yalta Konferansı nda Stalin,
ABD Başkanı Franklin Roosvelt ve İngiltere Başbakan ı Winston Churchill in de
görüşlerini alarak talebini bir nota yla Türkiye ye iletti. O güne kadar SSCB
ile Batı arasında bir yerde duran genç Cumhuriyet in kurucu yöneticileri ani
bir kararla Batı istikametine dümen kırdılar. Türkiye nin NATO ya alınması
konusunda ısrarcı olundu. Sonunda Türkiye NATO ya dâhil edildi. NATO ya
girdikten bir yıl sonra Sovyetler Birliği hükümeti, 30 Mayıs 1953 te Ankara ya
yeni bir nota vererek, Sovyetler Birliği nin Türkiye ye karşı hiçbir toprak
iddiasında olmadığını beyan ederiz demiştir.
Şimdi ülkemiz gene benzer bir durumla karşı karşıya
bulunmaktadır. Rusya ile yaşanan uçak krizinden sonra çok önemli gelişmeler
yaşandı. Türkiye, hem belirgin bir şekilde AB ve ABD tarafına savruldu, hem de
İsrail le görüşmeler hızlandırılıp imza safhasına getirildi. Rusya, bilerek
veya bilmeyerek bunu hep yapıyor. Eğer böyle değilse; olanların hepsi tesadüf
mü, diye sorarlar adama.