İlk turda cumhurbaşkanı olarak seçilen Hasan Ruhani üzerine bahisler oynanmasa bile umut hesapları yapıldı. Dini Rehber Ali Hamaney ve ekibi Ruhani’nin ilk iş olarak İran’ın batık ekonomisini kurtarmasını bekliyorlar. İran müzmin yapısal problemlerle boğuyor. Petrol zenginliğine rağmen ülkenin altyapısı dökülüyor. Savaştan çıktıktan sonra altyapısını tam olarak yenileyemedi. Teknolojik atılımlar yapmasına rağmen yine de ekonomisi petrole dayalı. Suudi Arabistan’ın yarısı kadar petrol satıyor. Lakin bu para daha ziyade askeri harcamalara ve tesislere gidiyor. İran geniş ve zengin bir ülke. Kendi kendine yetebilecek ülkelerden birisi. Bununla birlikte imkanlarıyla mütenasip olmayan projeleri ve oynamak istediği rol nedeniyle açık veriyor. Bu açığı da petrolle kapatmaya çalışıyor. Lakin son yıllarda nükleer programı nedeniyle ambargonun sıkılaştırılması üzerine 90 milyar kadar olan petrol satışı yarı yarıya düştü. Buna rağmen İran azalan parayla dış maceralarını finanse etmeye çalışıyor. Bu da İran’ı ve ekonomisini tıknefes hale getiriyor. İran’ı bu çıkmazdan ve vartadan kurtaracak isim de Hasan Ruhani olarak beliriyor. Ruhani, Nejad-Celili ikisinin yanlış nükleer müzakereler üzerinden İran’ı ekonomik cendereye ve darboğaza soktuğuna inanıyor. Farklı bir momentumda olsa da Ruhani 2013 yılında 2003’e geri dönüyor. Şeffafiyet üzerinden Batı ile müzakere zeminini yeniden kurmak ve inşa etmek istiyor. Nükleer programdan geri dönüş olmadığını söylüyor ama bunu dünyanın nazarlarından da uzak bir biçimde yapmak ve şüpheleri İran üzerine çekmek de istemiyor. İsrail gibi nükleer programını belirsizlik üzerine kurmak istemiyor.
*
Nükleer programı askıya almadan şeffaflık üzerine kurulu müzakereler devam ederse Batı ile İran arasında tansiyon da düşebilir. Bunun bölge üzerine de olumlu yansımaları olacaktır. Kimileri İsrail’i emsal alarak İran’ın nükleer program bir hak olarak değerlendiriyorlar. Bu denklem nereden baktığınıza bağlı olarak değişir. İsrail’in emsal olmasına ‘su-i misal misal olmaz’ zaviyesinden de bakabiliriz. Ruhani’nin gelişine umut bağlayan sadece Ali Hamaney olmayıp aynı zamanda ABD ve Suudi Arabistan’ı da saymalıyız. Ruhani ABD ile doğrudan görüşmeler icra edebileceğini söyledi. Buna mukabil, Obama da tekraren ellerini uzattıklarını açıkladı. Kimileri Ruhani’nin zaferini Obama’ya ve ambargosuna bağlıyorlar. Ambargo üzerinden sandıktan Ruhani çıktı’ yorumları yapılıyor. Ambargo üzerinden sandıktan gerçek anlamda müzakere çıktı’ yorumları yapan Amerikalılar var. Bunlardan birisi Batı basınında Ruhani’nin seçilmesinden sonraki analizleriyle öne çıkan Mehdi Halici’nin (Mehdi Khalaji) bir makalesidir (Did sanctions shape the Iranian election ). Hasan Ruhani de beklentilere olumlu karşılık vermiştir. Özellikle ilk açıklamasında Suudi Arabistan’la ilişkileri geliştirmeye öncelik vereceklerini söylemiştir. İran’ın bölgeyle ilişkilerini geliştirmesinde Suudi Arabistan anahtar bir ülkedir. Bundan dolayı son sıralarda hem Maliki hem de Tahran’daki yeni yönetim Suudi Arabistan’la ilişkileri geliştirmeye öncelik vermiştir. Hasan Ruhani Suudi Arabistan’la ortak değerlerden bahsetmiştir.
*
İran’ın Suudi Arabistan’ı nötr hale getirmesi diğer bölge ülkelerini yalnızlaştırması anlamına gelecektir. İran’ın Mürsi ile yeni bir ilişki türü kurma çabası sonuç vermemiştir. Orada başaramadığını Riyad ile başarmak istemektedir. Suudi Arabistan da İran’la ilişkilerini geliştirmek için can atıyor hatta önceden bir iki hamle de yaptı. Bu hamlelerden birisi Nejad dönemine rastlamıştır. Suudi Arabistan Kralı Abdullah, Nejad’ı ülkesine davet etmiş ve Amerikan başkanlarıyla yaptığı gibi Nejad ile kol kola girerek görüntü vermişti. Lakin bu hamleler tutmadı. Şimdi yeni bir siftah yapmak ve beyaz sayfa açmak istiyorlar. Suudi Arabistan pragmatik bir ülke ve İran’la tansiyonu düşürmek istiyor. Bu kraliyetin ilk kurulduğu günden beri böyledir. Suud İhvanı hem içerde hem de dışarıda Şiilere yönelik kampanya açmak isterken Kral Abdulaziz buna imkan vermemiş ve aksine İhvan’ı tepelemiş ve dizginlemiştir. Bakalım İran’daki yeni yönetim dünyada ABD ve bölgede Suudi Arabistan’la istediği ilişkileri kurabilecek midir Kurabilirse önümüze yeni bir jeopolitik açılacaktır.