Evlilik ilişkisi kişilere özeldir aslında. Siz nasıl

olmasını istiyorsanız öyle olur.

Peki, günlük hayatınızda öyle mi Hayır dediğinizi duyar

gibi oluyorum. Evlilikler birbirinden etkilenmeye başladı, doğal olarak evlilik

ilişkisine dönük beklentiler arttı. Üzerine ekran ve gösteri dünyasının şaşalı

ilişkileri de eklenince bizler evlilik ilişkisi normalimizi kaybetmeye başladık

bence.

Evliliklerde yakınlık ve arkadaşlık ilişkisi önemlidir

sevgili okurlar! Bunun yanında gereksiz romantizm evlilik ilişkinizi bozar.

Anlatmak istediklerimi doğru anlamanın en iyi yolu kavram

kargaşası oluşturacak kelimeleri bir güzel açıklamaktan geçiyor.

Hâl böyle olunca romantizm kelimesi ne demek bir göz

atalım dilerseniz. Romantizm; 1. XVIII. yüzyıl sonunda başlayan, duygu, coşku

ve sembole aşırı yer veren sanat akımı. 2. Romantik ortam veya durum. 3.

Duygusal eğilim, hayalcilik şeklinde tanımlanmaktadır. (TDK).

Psikolojik/terapötik açıdan romantizm ise; kişinin kendi

hayallerine, dış dünyadan karşılık bulma çabası şeklinde tanımlanabilir.

Her evlilik, fıtratı gereği, belirli bir ihtiyaçtan yola

çıkarak yapılır

Tanımları didikleyerek, romantizm başımıza niye bela oldu

hemen bulalım mı

İlk tanıma göre, duygu, coşku ve sembole aşırı yer

verilmesi ev hayatımızı zora sokmaya başladı. Cidden öyle. İnsanlar içsel/manevi

değerlerini yitirdiklerinde, dışarıdan nesnel takviye yapmak zorunda

hissederler kendilerini. Geçmişte bir lokma bir hırka diyen Müslümanlar ne

oldu da AVM/lüks tutkunu olup çıktılar dersiniz İnsanı insan yapan değerler

alaşağı edilirse, kişiyi kıymetli hale getiren prensipler yok sayılırsa olacağı

bu tabii ki.

Anne/babalarımızın yaptığı evlilik pratikleri günümüzde

yok denecek kadar az maalesef. Onlar evlenirken iyi günde/kötü günde,

hastalıkta ve sağlıkta evlilik yapıyorlardı. Benim son zamanlarda çalıştığım

ailelerin çoğu, eşin maddi zorlukları nedeniyle bitiyor örneğin. Hani kötü

gündü

Veya etrafta daha güzel, fiziği yerinde, boyalı süslü

kızlar var Veya fit erkekler Kendi doğum yapıp kilo almış kadınına, yaş

ilerledikçe midesi çıkmış adamına bakınca gönlü geçiyor herkesin. Hoop

boşanmaya kalkıyor. Hani sağlıktı

Duygusal eğilim kısmına gelince

Allah (C.C.) bizi Kur an-ı Kerim de pek çok ayette

uyarırken, akıl etmez misiniz , düşünmez misiniz diyor. Bizleri

düşünmeye, akletmeye çağırıyor. Neydi peki akıl etmek Kalbin tatmin olduğu,

aklın ikna olduğu bilgiye ulaşmak değil miydi Duyguların yanılma ihtimali

vardır her zaman. Ama akıl ve kalp bir araya geldiğinde, yani Allah ın (C.C.)

emrettiği gibi aklettiğimizde yanılma ihtimalimiz en aza iner. Bu konuyu

uzatmaya gerek yok sanırım, çünkü günlük pratiğinizde defalarca test

etmişsinizdir bu durumu. Sadece akılla hareket ettiğinizde, içinizde bir şeyler

boşlukta kalmıştır. Tam tersi sadece kalbinizle hareket ettiğinizde, sonradan

çok üzülmüşsünüzdür. Fakat ikisini bir arada tutabildiğinizde, alınan kararlar

sizi zora sokmamıştır.

Her evlilik, fıtratı gereği, belirli bir ihtiyaçtan yola

çıkarak yapılır. Kimi zaman fiziksel ihtiyaçlar, kimi zaman duygusal

ihtiyaçlar, kimi zaman evden kaçıp gitme isteği, kimi zaman sevdiğini sandığı

hayali. Öyle ya da böyle evlilik öncesinde beyninizin bir yerlerinde gizli bir

kontratınız vardır. O kontrat sizi ilişkiye bağlar. Ancak zamanla kontrat

unutulur. Akleden insan, geçmişte o kişiyle niçin evlendiğini hatırlamaya devam

eder. Ben zamanında falanca nedenlerle evlenmiştim. Şimdi şartlar değişti diye

eşimi değiştiremem, der. Eşini değiştireceğine, zamanın değişen şartlarına göre

eşinin pozisyonunu değiştirmeye çalışır. Vaktinde parası yoktu, kimse kendisiyle

evlenmiyordu, para pula meraklı olmayan iyi bir kızla evlenen, üç gün sonra

cebi para görünce piyasadan banknot meraklısı yeni çıtır bulmaz örneğin! Veya

zamanında sırf Allah tan korkuyor diye evlendiği kocası, kendisine yeterince

coşku yaşatıp, beş yıldızlı tatillerde sürprizler yapmıyor diye internetten

yeni aday avına çıkmaz.

Ve psikolojik tanım didiklemesine geldi sıra: Kişinin

hayallerine, dışarıdan karşılık bulma çabası. Bu tanım aslına bakarsanız çok

tatlı ve masum bir süreç. Her insanın bir hayali vardır. Hayaller insanları

diri tutar. Hayal, yapısı gereği motive edicidir. Geliştirici, tetikleyicidir.

Örneğin hayali olmayan bir çocukla çalışıyorsam çok endişelenirim. Kendisiyle

ilgili gelecek planları olmasını isterim, hayallerinden yola çıkarak

çabalamasını beklerim. 

Hayal bunun neresinde

Her insanın hayali vardır Olmalıdır da. Hayallerin en

tatlı tarafı, günün birinde gerçekleşme ihtimalinin olmasıdır. Umut

aşılamasıdır.

İyi de evliliklerle ilgili sorun nerede

İnsanların evlilikle ilgili hayalleri işgal altında! İşte

sorun burada! Ülkenin en doğusundan en batısına kadar evlerde oturan kadınların

tamamının hayali aynı olmaya başlamışsa Kadınların tamamı akşam kocasından

çiçek beklemeye başlamışsa Erkeklerin hepsi kendisini özel hayatında çıldırtacak(!)

vamp kadın isteyip duruyorsa Kadınlar eşlerini cam silerken, halı süpürürken

görmek isteyip duruyorsa Adamlar, eşlerinin hayatlarını sürekli

canlı/hareketli tutmasını söyleyip duruyorsa Herkes birbirine şiir okuyup,

birlikte mum ışığında yemek yeyip, dans etmek istiyorsa vs. vs. vs. HAYAL BUNUN

NERESİNDE  

Hayalin özelliği, kişiye özgü olmasıdır. İnsanlar

kes/yapıştır mantığı içinde birbirinden gördüğü şeyleri kopyalayıp, kendi

hayatına kaynatmaya çalıştığında işler karışıyor. Karşı komşunun kocası şunu

şunu yapıyormuş, bizimkinde tık yok endişesiyle, aynı şeyler kendi eşinden

bekleniyorsa Bizim iş yerindeki bayanlar böyle böyle yapıyorlar gibi

kıyaslamalarla kendi hanımından benzer şeyler isteniyorsa Hayal bunun

neresinde Kişiye özel oluşu neresinde

Bazen diyorum ki ülkedeki insanların tamamı

kola/hamburger gibi oldular maalesef. İlerde Ahmet le evlenmekle, Mustafa yla

evlenmek arasında bir fark kalmayacak işin kötüsü. Çünkü erkeklerin hepsi

aynılaşıyor Kadınların hepsi de aynılaşıyor. İzmir deki kızımız çiçek istiyor

kocasından, evi temizletiyor adamcağıza yorgun yorgun işten gelmişken,

Anadolu daki kızlar da. Ayşe yle evlenmekle, Firdevs le evlenmek arasında ne

fark olacak birisi bana anlatabilir mi

Filmlerden gördüğünüz romantizm saçmalıkları,

evliliklerinizin başına bela oluyor

Bunların tamamı duygusal karmaşalardan kaynaklanan,

romantizm meraklısı insanların yaşadıkları evlilik sorunları sevgili okurlar.

Hayal sizin hayalinizse, kendi iç ilişkilerinizden yola

çıkarak yaptığınız tatlı/hoş davranışlar ve beklentilerse, zarar vermek ne

kelime, evlilik ilişkinizi inanılmaz eğlenceli noktalara taşır. Ama

başkalarının yaptıklarının aynısı kendisine dayatılmaya çalışılan eş, kadın

olsun erkek olsun, rahatsız olur. Hırçınlaşır. İlişkiniz zarar görür.

Filmlerden gördüğünüz, her gördüğünüzü istediğiniz

romantizm saçmalıkları, evliliklerinizin başına bela oluyor benden söylemesi.

Peygamber Efendimizin Hz. Hatice yi Hira dağının tepesine mum ışığında yemeğe

davet ettiğini duyan var mı Eşiyle el ele tutuşup, Mekke sokaklarında kordon

boyunda yürüyüş yaptıklarını Ama mutluydular değil mi Çünkü eminim kendi iç

ilişkilerinde, birbirlerini duygusal anlamda besleyecek çok kaliteli bir

ilişkileri vardı. Aksi halde Peygamberimiz eşini kaybettiği o yılları Hüzün

Yılı olarak ilan etmezdi.

Sevgiler