Adana da, Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD), Adana Çiftçiler Birliği ve Adana Ticaret Borsası tarafından organize edilen mısır hasat şenliğine katıldık. Mısırın, malumunuz tarımsal ürünlerimiz içinde önemli bir yeri bulunuyor. Mısır, Türkiye de daha çok yem ve yağ sanayisinde kullanılıyor. En önemli müşterileri arasında nişasta firmaları da bulunuyor.

Fotoğrafın iyi görülebilmesi anlamında şu rakamlar yerinde olacaktır. Bu yıl 6 milyon 300 bin ton rekolte beklenirken, bunun ortalama 1 milyon 200 bin tonu nişasta sanayisinde kullanılacak.

Rekolte artışından dolayı üreticinin yüzü bir nebze olsun gülerken, TMO dan yana da dertliler. Buğdayda olduğu gibi mısırda da TMO nun piyasaya zamanında girmemesine tepki gösteriyorlar.

Konu mısır olunca nişasta firmaları da üyesi oldukları dernekle birlikte tam kadro şenlikteydiler. Kotası bulunan 5 firmanın yöneticileri şenliği yakından takip ettiler. Zaten hasat şenliğinin asıl sahibi de onlardı.

Nişastacılar tarafından organize edilen şenliğin ana gündem maddesini de doğal olarak nişasta bazlı şekerler oluşturdu. NÜD Başkanı Rint Akyüz, hem şenliğin açılış konuşmasında hem de gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında yaşadıkları sıkıntılardan dert yandı. En büyük sıkıntısı da lobilerdi! Akyüz, bu lobilerin , kamuoyunu kasıtlı, yanlış bilgilerle kirleterek, tüm enerjilerini tükettiğini söyledi. Nişasta bazlı şekerlerin sağlığa zararlı olduğu yönündeki algının da bu lobiler tarafından kasıtlı bir şekilde oluşturulmaya çalışıldığını belirten Akyüz, nişasta bazlı şekerlerin de aynı pancar şekeri gibi doğal olduğunu ve bütün dünyada yıllardır güvenle kullanılan bir gıda maddesi olduğunu ifade etti.  Akyüz, kotalardan da dert yandı. Kotalar yüzünden nişasta ve glikoz üretici firmaların kapasitelerinin çok altında çalışmak zorunda kaldığını ve bunun ülke ekonomisine büyük zarar verdiğini dillendiren Akyüz, bu yıl kota artışına yönelik Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulmasına yönelik Şeker-İş Sendikası tarafından Danıştay a açılan davanın kampanya dönemi bitmeden sonuçlandırılmasını da eleştirdi. Bu kararın kimseye bir fayda getirmeyeceğini ileri süren Akyüz, kotaların bir an önce kaldırılmasını savundu. Özet olarak Akyüz, öyle bir tablo ortaya koydu ki insanın oturup ağlamaması içten bile değil.  En sert eleştirilerde bulunmamıza, hatta kendisinin 33 ncü dereceden mason olduğunu yazmamıza rağmen hasat şenliği programında Milli Gazete ye ve şahsıma gösterdiği ilgiden dolayı teşekkür ediyorum.  Ancak bu süreci takip eden ve üzerimize alınmasak da dert yandığı lobinin bir parçası olan gazeteci olarak Rint Akyüz ün ortaya koyduğu bu mağduriyet tablosuna katılmadığımı da belirtmem gerekiyor. Öncelikle lobi tepkisinin pek karşılığı bulunmuyor. Eğer bu ülkede Akyüz ün iddia ettiği gibi lobiler olmuş olsaydı, nişasta bazlı şekerlerin kotası her yıl Bakanlar Kurulu tarafından artırılmazdı. Nişasta bazlı şekerlerlerin sağlık yönündeki tartışmaları da sadece bize has değil bütün dünyanın tartıştığı bir konu. Ancak şuna katılıyorum, Türkiye de bu tartışma henüz kısır bir çerçevede yapılıyor. Bu tartışmada bilinç seviyesi yükseldikçe neyin ne olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Nişasta bazlı şekerlerin sağlığa zararlı olmadığı söyleniyor. Doğrudur. Ama insanlık mısır şekeri ile daha yeni tanıştı. 30-40 yıllık bir geçmişi var. Onun için insanlığa etkisi tam olarak bilinmiyor. Yakın bir gelecekte nişasta bazlı şekerlerin de DDT gibi yasaklanmayacağının bir garantisi yok. Diğer yandan kota meselesi Rint Akyüz, dünyayı örnek göstererek Türkiye de kotaların kaldırılmasını savunuyor. Kotalara karşı olmasını anlayabiliyorum ve de doğru buluyorum. Ancak mevcut şartlarda şekerde kotaların kalması demek Türkiye nin şeker pancarından vazgeçmesi demektir. Siz yıllarca şeker fabrikalarını çürümeye terk edeceksiniz, burada bir politika geliştirmeyeceksiniz, sonrada Avrupa Birliği ülkelerinde kotalar kalkıyor diye Türkiye de de kotaları kaldıracaksınız. Ve küresel gıda devi Cargill ile çürümeye terk ettiğiniz şeker fabrikalarını hadi bakalım beraber rekabet edin diyeceksiniz. Eğer gerçekten kendi çıkarlarımızı ülke çıkarlarının önünde görmüyorsak lütfen burada biraz samimi olalım! Son olarak bu konuda şunu söylemek istiyorum. NÜD Başkanı Akyüz ve nişasta firmaları gerçekten mağdur olduklarını düşünüyorlarsa, etiket yönetmeliğinin serbest bırakılmasına öncülük etsinler. Etiketlerin üzerinde büyük harflerle o gıda maddesinin pancar şekerinden mi yoksa mısır şekerinden mi yapıldığı açık açık yazsın. Neyi tüketmek istiyorsa buna tüketici karar versin.  Bu yapılabilirse bugün gereksiz gibi görülen tartışmaların birçoğu da kendiliğinden ortadan kalkacaktır.