Türkiye de televizyon yayıncılığını elinde tutan iradenin, programların şeklini, içeriğini ve yönünü belirlerken esas aldıkları tek kriter, reytingdir Gerek televizyonların iç yapımı olarak düşünülen gerekse dışardan yapım ajanslarına sipariş edilen programların ekranlarda kalabilmesi için belli bir izleyici kitlesinin iltifatına mazhar olması gerekmektedir

Ne yazık ki, televizyonlarımızın esas aldıkları izlenme oranları, reytinglerin ölçülmesinde kullanılan sistemin sağlıksızlığı sebebiyle, ekranlarımız kalitesiz programlara mahkum edilmiş, yeni ve özgün yapımların önünün açılması engellenmiştir.

Bugün belli bir izlenme oranına sahip olan televizyon kanallarımızın ekranlarına göz attığımızda, tüm programların, dizilerin ve kuşakların birbirinin taklidi olduğu görülecektir Televizyon ekranları yeni, özgün, farklı ve kaliteli programlar üretmek yerine, birbirlerinin reytingini çalmaya yönelik hamlelerle yayıncılığın tıkanmasına yol açmışlardır Program koordinatörlerinin bu kalitesizliği savunurken kullandıkları tek argüman şudur: "Ne yapalım izleyici böyle talep ediyor, biz de veriyoruz"

Oysa, hiçbir televizyon kanalı, geniş çaplı bir anket veya araştırma yapıp, izleyicinin taleplerinin neler olduğunu belirlemiş değildir Hiçbir televizyon kanalı, ekrana getirdikleri yapımlar konusunda izleyicinin tepkilerini sağlıklı bir şekilde ölçmüş değildir

Ekranların günbegün kalitesizliğe mahkum olması, programların seyredilebilir niteliklerden uzaklaşmasında aslında halkımızın da çok büyük payı bulunmaktadır Türk halkının karakteristik özelliklerinden birisi, "tepkisiz olması ve gördüğü olumsuzluklara karşılık vermemesidir" Bizim milletimizin genetik kodlarına işlemiş olan huyu, olaylar karşısında dikilip hesap soracağına, kendi kendine mır, -mır konuşmasıdır

Peki, program koordinatörleri ekranları şekillendirirken, programların kaderlerini belirlerken önlerine koydukları reytinglerde, her akşam kanallar arasında zap yapan halkımızın yüzde kaçının beğenilerine dikkat ediliyor

Bize göre, televizyonlarımıza çeki düzen verecek sağlıklı çıkış noktası burasıdır Bugün, halkımızın beğenisi bu diye önümüze konulan izlenme oranları, Türkiye genelinde 2000 evle sınırlıdır Reyting ölçme firması AGB nin kontrolündeki bu raporlar, hepimizin kanaatlerini yansıtan bir havada takdim edilmekte ve ortaya çıkan kalitesizlik "Bizim talebimiz" gibi sunulmaktadır. Bu kalitesizliğin, ölçüsüzlüğün, taklitçiliğin, ahlaki dejenarasyonu hızlandıran programcılığın sebebi, halkımız değildir

Televizyon yayıncılığındaki bu kısır döngüyü kırmak için yapılması gereken iş, halkımızın kanaatlerini yansıtmayan AGB Firmasının sığ ve düzeysiz ölçüm işini ortadan kaldırmak, insanlarımızın beğenilerini esas alacak yepyeni formülleri hayata geçirmektir.

Geçtiğimiz günlerde RTÜK Başkanı Zahit Akman,  yepyeni bir reyting ölçme mekanizması konusunda çalışmalar yaptıklarını, geniş tabanlı ve çok kapsamlı çalışmanın son aşamaya geldiğini açıkladı. Reyting sopasıyla beğenilerimizi sindiren program koordinatörleri, geniş kapsamlı böyle bir mekanizma devreye sokulduktan sonra belki sorumlu yayıncılık görevlerini hatırlarlar Kaliteyi hatırlarlar, seviyeyi hatırlarlar, ahlakı hatırlarlar Birbirlerinden reyting tırtıklayıp, reklam kuşaklarını şişirmekten başka derdi olmayan televizyonlarımıza, doğru, güzel ve kaliteli işler yaptırabilmek için bir yerlerden başlamak gerekiyor.

Bakalım Zorla güzellik olacak mı, olmayacak mı