Galatasaray, Bursaspor u 6-0 yenerken hem Arena nın, hem

de bu sezonun gol rekorunu kırdı. Daha doğru bir deyişle en farklı maç kazanan

takım oldu. Tebrikler!

Bu girişten sonra maçı şöyle biraz açalım. Galatasaray da

Drogba hariç hemen hemen takımın tamamı toplam bir 50 dakika müthiş bir pres

uyguladı. Hem de sahanın neredeyse tamamında... Burak ın bu eyleme katılışı da

dikkat çekiciydi. Bu arada Sneijder, ki, bana göre bu takımın en değerli

oyuncusudur, birbirinden harika goller attı. Melo, ön libero oynadığında

takımına ne denli katkı yaptığını sanırım Mancini ye bir kere daha gösterdi.

Selçuk un silkinmesi ise takımı taşıyan köprünün sağlam ayağı oldu.

Bütün bunlar olurken karşı takım ne yapıyordu Daum gibi

deneyimli bir hocanın, 3-5-2 gibi kenarları risk yüklü bir takıma karşı

vurdumduymaz Kazım la, ne zamandan beridir ortalarda gözükmeyen Sercan la

çıkması komik miydi, yoksa bir teknik adamın falcılığı mıydı, bilemem... Ama

büyük hata idi. Böylece sola ayağı olmayan Sabri yi bile dinamizmi sayesinde

sahanın kralı yapmak diye buna denir. Eboue bile hiç yatıp kalkmadan Kazım faktörüyle

rahat oynadı. Bu arada dokuz kişi oynayan Bursaspor un iki topunun direklerden

dönmesi ve de Muslera nın dört gol pozisyonunu önlemesi Galatasaray cephesinde

bu 3-5-2 nin bir kere daha gözden geçirilmesine neden olabildi mi acaba Bakıp

göreceğiz.

TGRT Haber deki programıma giderken maçın ikinci yarısını

pas geçtim. Trafik engelledi. Bu arada Hajroviç i kaçırdığıma da yandım. Bu

nedenle bu futbolcu için bugünlük tek satır olmayacak. Ama tabii ki yakın

takipte de olacak.

Bu kısa paragraftan sonra sadede gelelim. Galatasaray gol

rekoru kırarak kazandığı bu maçtan sonra, Ne güzel oldu, 3-5-2 artık benim

sistemim dememeli. Bu kendini aldatmaktan başkaca bir şeye yaramaz. Hele hele

onca transferden sonra Galatasaray takımımın sık sık kadro değişikliğine

uğrayacağı aşikar iken... Yoksa onca isim turşu için mi alındı

 Bu maçtan sonra

tabi ki herkesin ortak kanısı, Fenerbahçe yi Galatasaray yakın bir gelecekte

yakalar ve geçer... Peki, ben mi ne derim Galatasaray bu presi yaparken,

arkadaki kenarlarını zedeleyecek her takıma açık düşer. Kaldı ki bu Bursaspor

iki defa direğe, dört defa da Muslera ya takıldığına göre... Fark kapanır mı

Ezberci Ersun Yanal, eldeki geniş kadronun içinden ezberini bir kenara bırakıp

yeni bir formül bulamazsa, çok değişik şeylere tanık olabiliriz. Tabii ki

Galatasaray da yeni bir kötü alışkanlık edinmez, Beşiktaş ta da Biliç gitarını

bırakmazsa, fark yaşar.

Bu arada Galatasaray taraftarının maç boyunca Arena yı

inleten gürültüsünün de üzerinde durmak gerekir. Hani derler ya bazıları

taraftar oyuncuyu gaza getirir diye, ben buna pek inanmam ama, sanki bu defa

izlediğim pres sanki onun eseri gibiydi. Devamı olur mu, bakıp göreceğiz.