Adem (a) şahsında Müslümanlara yönelik ilk saldırıyı şeytan başlattı. Şeytanın saldırısı yerel değil küresel ve çağlar üstü bir saldırı niteliğini taşımaktadır. Aslında Adem insanlığın sembolüydü, insanlığı temsil etmekteydi ve şeytanın saldırısı yalnızca müslümanlara değil; insanlığaydı. 

Şimdi ise özelde Müslümanlar; şeytan ve iki ayaklı şeytanların çok yönlü; sosyo-psikolojik, siyasi, ahlaki ve ekonomik saldırısı altındadır. Bu saldırıların yerel ve küresel boyutu görmezden gelinemez. Ancak yerel boyutu küresel boyutundan daha ciddi ve tehlikelidir. Çünkü yerel ihanet şebekeleri uluslararası güçlerin müdahale aracı olabilmektedirler.

Reina saldırısıyla birlikte inanan insanlara yeni bir saldırı başlatıldı. Kim ve kimler; PKK mı, DEAŞ mı, ASALA mı, DHKPC mi, FETÖ mü yoksa TİKKO mu tarafından yapıldığı belli olmayan bir saldırının/katliamın faturasını Müslümanlara kesmek girişimi başlatıldı. Adları aydın olan ama gerçekte karanlık ruhlu; sanatçı, akademisyen ve bir takım köşe yazarları çirkin ve hiçte ahlaki olmayan roller üstlendiler.

Görüldüğü kadarıyla kürsel istihbarat mührü taşıyan bu eylemin hedefi sadece bu ülkede yaşayan Müslümanlar değil; etnik ve dini guruplar değil; mezhepler değil; aynı zamanda gayri müslimler de bu eylemin hedefleri arasındadır. Bir başka ifade ile Türkiye hedeftedir.

Bir din kendi mensuplarına yani bağlılarına seslenir. Yılbaşı felesefesi ve etkinlikleri İslam dini ile bağdaşmadığı gibi; Tevrat ve İncil ilkeleri ile de bağdaşmaz. Ancak bir din kendi inanç esaslarını korumak ve bağlılarını günah saydığı şeylerden koruması; o dinin en önemli görevlerinden ve varlık nedenlerindendir. Bu koruma güdüsü dini anlamda açıklanacağı gibi; felsefe, tarih ve sosyolojik disiplinler açısından da kabulü söz konusudur.

Yılbaşı öncesi başta Diyanet olmak üzere dini hassasiyetli kişi, yazar, akademisyen; vakıf ve dernekler; yılbaşı felesefesi ve etkinlikleri üzerine görüşlerini kamuoyu ile paylaştılar. Şiddet var mıydı? Yok. Hedef gösterme var mıydı? Yok. Peki, Reina’ya saldırıyı yapan kişinin inanç egilimi ve etnik gurubu belirlenmiş miydi? Yok. Yetkililer tarafından bu konuda bir açıklama yapılmış mıydı? Yine yok. 

Şayet bu saldırıyı düzenleyen tetikçi katil(ler) dini eğilimli biri olmasının islam ve Müslümanlarla ne bağı / ilişkisi olabilir. Ve müslümanlara saldırı aracı olarak kullanımasının nasıl bir gerekçesi olabilir? Diyelim ki; Reina katili PKK’lı çıktı. PKK’lı çıktı diye kimler potansiyel suçlu kabul edilebilir! Reina katili DHKPC ya da TİKKO’lu çıksa hangi toplum zan altında tutulabilir! Reina’nın katili ASALA mensubu olsa etnik bir topluluğun potansiyel suçlu olarak gösterilmesi; hangi ahlak, adalet, vicadan ve medeniyet açısından kabul edilebilir!  

Öyleyse Müslümanlara yönelik bu alçak / karanlık saldırılar niye! Çifte pasaport taşıyanlar, Ankara yerine başka başkentlere bağlı olanlar, satılık gazeteci yazarlar, hükümet olma kıskançlığı ile yananlar, ajanlar ve diğerleri; hedefte Türkiye var.