Balkanlar’ın son Osmanlısı Aliya İzzetbegoviç’in derdi büyüktü: “Bosna Hersek’i ileride yönetecek şuurlu bir nesil kalsın, AB’nin desteğinde Sırplar hepsini kesmesin!” diye Boşnak gençleri Türkiye’ye gönderdiği 1990’ların başıydı.

Lakin o yıllarda devlet, hükümet, asker, istihbarat, emniyet ve siyaset; Milli Görüş ve Erbakan’a karşı, sanki Gülen’e büyülenmiş, kuyruğu Batı’ya kaptırmış gibiydi. Çünkü hepsinde biraz Amerikancılık vardı!

***

Türkiye’ye gelen Aliya’nın gençlerinin çoğu da, “Gülen’in ışık evlerinde!” kalıyordu.

Gerisini, bir Osmanlı ve Milli Görüş sevdalısı, Aliya’nın bir aslanı o dostumuzdan dinleyelim:

“1994 yerel seçimlerinde Refah Partisi’nin büyük zaferini kutlamak istedik. FETÖ’cülerin, diğer cemaatlerin, Diyanet’in ve diğer yurtlarda kalan bütün çocuklarımızı büyük kutlamaya davet ettim.

Sadece FETÖcülerde kalan çocuklar demişler ki; ‘Bizim abilerimiz izin vermiyor!’ Ben de dedim ki bütün bu yerler derhal terk edilsin. Çünkü Refah Partisi’nin zaferini kutlamayan Müslüman Aliya’ya dost olamaz!”

ANADOLU, ERBAKAN’IN ROTASINDAN ŞAŞMAZ!

Erbakan Hoca, tam 7 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. Peki, Türkiye ne durumda? Ne olacak, Türkiye bütün uçları ile onun çizdiği rota arasında gidip geliyor. Hani çocukların kay kay parkuru var ya! İktidarı da, muhalefeti de. Sağı da, solu da. Evet’i de, Hayır’ı da. Çünkü İslami hareketi, Erbakan Hocanın temsilinden alıp, Gülen’e vermek isteyen 28 Şubat başarılı olamadı.

***

Erbakan Hoca ile ilgili yazılıp çizilenlere, konuşulanlara bir bakın. Türkiye en çok onu konuşuyor, konuşacak.

SİYASETTE DÜĞÜN MEVSİMİ

Bu sene Meclis’teki yorucu ve sıkıcı bütçe görüşmelerinden birinde “mutlu” bir gelişme oldu!

AK Parti İstanbul Milletvekili Fatma Benli, TPADK eski bürokratlarından Uğur Yalçın ile evleneceklerini Twitter’dan duyurdu. Hayırlı olsun. Cumhurbaşkanı, “Fazla uzatmayın!” dediği için de düğün 26 Mart’taymış.

Anlayacağınız bir bürokratla bir milletvekili evlenmiş olacak. Darısı kabinenin ve Meclis’in diğer bekârlarının başına!

***

Daha önce bakanken Mehmet Şimşek evlenmişti. Kabinenin başka bekâr üyeleri de var. AB Bakanı Ömer Çelik, Çalışma Bakanı Jülide Sarıeroğlu gibi.

Diyeceksiniz ki, bir bürokratla bir vekil dünya evine giriyor da, bir bakanla bir vekil neden girmesin! Ne diyeyim, böyle bir haber duyarsam hiç şaşırmam. Ne de olsa, sakal, bıyık bırakmayı, evliliği, üç dört çocuk sahibi olmayı teşvik eden bir liderleri var.

BAŞBAKAN YİYEN TROL, SOYLU’YA ÇARPTI!

Kulislerde bir aya kadar kabinede beş altı bakanla sınırlı bir değişim konuşuluyordu. Seçim kabinesi gibi! Ancak Süleyman Soylu, Yalı beslemesi trollerin hücumuna daha fazla dayanamadı. “Siz göndermediniz, ben gidiyorum” dedi. Soylu’nun istifadan Erdoğan’ın o telefonuyla döndürüldüğü konuşuluyor. Ne ki Erdoğan, raconu bu kez içeriye, aileye kesti! “Türkiye’yi sabah akşam troller idare edemez!” İyi de Troller bu ülkede Başbakan götürmeye alıştı bir kere! Huylu huyundan vazgeçmiyor!

TRAKTÖR BURSU, BAKAN YAPTI!

Düzce Çilimli’de yaşayan Ahmet Efendi, kendi halinde bir çiftçiydi. Liseyi bitiren oğlu Faruk, bir gün sevinçli haberle geldi babasına. Yıldız Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ni kazanmıştı!

12 Eylül 1980 ihtilalinin hemen ertesiydi. Baba Ahmet, sevinsin mi, ‘düşünsün’ mü bir an bilemedi! İmkânlar kısıtlıydı. Bir an; “Tarla, hane, ev… Neyim var!” diye gözünden geçirdi. Bulmuştu. Emektar kırmızı traktör, Faruk’u İstanbul’da dört yıl okutacaktı. Kararını verdi ve sattı!

Oğlu Faruk, bu fedakârlığın bilinciyle de Yıldız’ı bitirdi. İTÜ’de master ve doktorasını yaptı. İspanya’da proje, Harvard’da üst düzey yönetici eğitimini bile aldı. Ülkesine döndü, SSM’nin her kademesinde (TAİ, TUSAŞ, HEAŞ…) önemli projelere imza attı. Zırhlı Muharebe Araçları, Altay, ANKA, MİLGEM… Dahası 65. Binali Yıldırım Hükümeti’nin Sanayi Bakanı, Faruk Özlü oldu. “Traktör bursu” devam ediyordu.

***

O kırmızı traktöre, Bakan Faruk Özlü, araştırıp buldu. Tamir ettirip kırmızıya boyattı. Ve babasının Düzce Çilimli’nin Topçular Mahallesi’ndeki evinin bahçesine gururla koydu!

Faruk Bey için esas vefa ve hedef; tamamıyla yerli otomobil, traktör, gemi, uçak ve savunma sanayidir bence. Çünkü Düzce özelindeki, Anadolu’nun yüce gönüllü baba ve azimli evlatlarının asırlık geri kalmışlığa karşı bu ilim tahsilli hikâyesine esas yakışan bu değil midir?