90 lı yıllarda belediyecilikte devrim yapan Refahlı
belediyeler pek çok yeniliği toplumumuza tanıtmışlardır. Daha doğrusu
insanlarımız hizmet denilen şeyin ne olduğunu bu belediyeler ile tanımış
oldular ve hâlâ da aynı zihniyet devam ettirilmeye çalışılıyor. Bir başka ifade
ile şimdi içi saman dolu kuşu canlı kuş diye halka gösteriyorlar.
İftar çadırı tabirini ilk kez duyan insanlar önce
yadırgadılar. Hiç çadırda iftar olur muymuş diye. Fakat kısa günlere denk gelen
Ramazan ayı nedeniyle evine yetişemeyenler çabuk benimsediler çadırları. O
zamanlar öyle eğlence, direkler arası, şovlar filan yoktu tabi ki. İnsanlar geliyor iftarını yapıyor ve hayır
duasında bulunarak gidiyorlardı. Benim de iş nedeniyle geç kaldığım durumlarda
uğradığım çadırlarda fakir fukara, garip gureba yemek yer ve dualarla
ayrılırlardı çadırdan.
Zamanla belediyeler bu konuları bütçelerine yük olmadan
halletmenin yollarını buldular. Artık çadırlarda bir afiş asılmaya başladı
falancanın veya falanca holdingin iftarıdır diye. İnsanlar yine de pek
yadırgamaz gider yemeklerini yer, hayır dualarını ederlerdi. Herkes işine
gücüne bakar, biran önce varmak istedikleri menzile ulaşmaya çalışırlardı.
Şimdilerde ise eğlenceler, şovlar, tiyatrolar gırla
gidiyor. İftarını aç sonra gel eğlenmene bak. Hatta bazıları teravih saatinde
bile eğlencenin dozunu hiç düşürmüyorlar. Sanki mübarek Ramazan da eğlenmek,
coşmak, gülmek gerekiyormuş gibi. Bu ay ibadet değil de eğlence ayı imiş gibi
davranmak yakışmıyor inananlara ve buna vesile olanlara.
Tut beni ey oruç!
Ramazan ın sıcak ve uzun günlere denk gelmesi beraberinde
elbette zorlukları da getirdi. Sıcaklar susuzluğu, açlığı tetiklerken; uzun
günler de dayanma gücünü azaltmaktadır. Zahmetsiz rahmet olmayacağından elbette
bütün vücut birlikte hareket edecek ve bugünler de aşılacaktır.
Bu sene büyükşehirler başta olmak üzere oruç tutanların
sayısında gözle görülür bir azalma yaşanmakta. İnsanlar dayanamadıklarını
söyleyerek oruç tutmamaktalar. Sağlıkla ilgili sıkıntı yaşayanların olduğunu
düşünürsek onların tutamayışlarını anlayabiliyoruz da inançta zayıflık veya boş
vermişlik boyutunda olanlar için ne denmeli bilemiyorum.
Oruç tutmayanların tutanlara saygı duyması da gerekmez mi
Ulu orta yemeler, içmeler, sigara tüttürmeler hoş olmayan durumlar gerçekten.
Bir de tabi uyuklayarak oruç tutanlar var onlar da sevabını rüyada görmeyi
umanlar sanırım.
Minik bir tebessüm
Biz içindeyken yetişemiyoruz
Sultan II.Mahmud Han asr-ı ricalinden bir zât, Ramazan da
bazı ahbap ve tanıdıklarını iftara davet etmiş. Meşhur şair İzzet Molla da
davetliler arasındaymış.
Yatsı ezanı okunmuş, cemaatle namaza başlamışlar. İmamlık
eden zât, namazı neredeyse iki secdeyi bir edecek kadar acele kıldırıyormuş.
Çok kısa zamanda sonuncu rekatın tahiyyatına gelmişler. O aralık dışarıdan bir
adam gelip namaz kıldıklarını görünce:
Hazır abdestim varken ben de cemaate yetişeyim diye
düşünüp safa dâhil olacağı sırada cemaat selam vermiş. İzzet Molla dönüp adama
şöyle demiş:
Be adam! Biz içinde iken yetişemiyoruz, sen dışarıdan
gelip nasıl yetişeceksin
Kıssadan hisse: Ramazan ın güzelliklerinden birisi de
teravih namazıdır. 20 rek at olması nedeniyle vakit aldığı doğrudur ama bu
namazı biran önce bitirmek için de ruhuna aykırı davranmamalıyız.
İlgilisine notlar:
Batı da bizim doğu da bizim zafer de bizim Kudüs de
bizim Prof. Dr. Necmettin Erbakan
Asıl yetimler anadan babadan değil ilim ve ahlaktan
yoksun olanlardır.
Ölümsüz aşk istiyorduk Milli Görüşlü olduk.
Yüzünü görmek istiyorsan cama, özünü görmek istiyorsan
cana bakmalısın.
Seni üzenlere bir yere kadar katlanacaksın sonra
katlayacaksın, zarfa koyup uzak diyarlara postalayacaksın!..
Hayata 3 T ile bağlanın: Tevekkül, Tefekkür, Tebessüm.