Hakim paradigmanın manivelası medyamız için maneviyat iklimi ve din-diyanet algısı, her zaman arızalı bir görüntü sergilemiştir. Dinimizin güzellikleri hiçbir zaman reyting canavarı medyamız için albenili bir tavır sergilemez. Onlar, dini yaşayan insanları her zaman eciş-bücüş karakterler şeklinde sunarak, kendilerine göre kurmaya çalıştıkları dünyayı laiklik perspektifi üzerinden inşa etmeye çalışırlar. Daha önce de defalarca yazdığımız gibi, Kemal Sunal-Şener Şen filmlerinde “Köyün İmamı” her zaman korkunç bir tip olarak yansıtılır, hiçbir şeyden anlamayan, modern düşünemeyen, olayları çözmekten aciz, insanlara hep kötü fikirleri aşılayan bir tipoloji olarak aktarılır. Önceki günlerde 13. ölüm yıldönümüyle anılan Kemal Sunal’ın üzerine yapışan “İnek Şaban” tiplemesiyle, bu güzel ve mübarek isim maalesef toplumun “isim kütüğünden” farklı bir algı oluşturularak yok edilmiştir. Bizim medyamızın dini bilgisi, “Bu sene de Kurban Bayramıyla Hac dönemi aynı günlere denk geldi” şeklinde akıllarla seza yaklaşımından bellidir. Bizim medyamızın dini bilgisi, “Maaleseaf, cenaze namazı kılanların secde etmedikleri görüldü” şeklindeki faciada gizlidir. İşte bu zihniyetin sergilediği medya anlayışı, Ramazan ayının başladığı ilk günlerde, masum Müslümanların beyinlerini dönüştürmek, bir rant sağlayabilmek için anında türlü türlü hediyeler vermeye başlar. “59 Kupona çok güzel ciltli, harika yazımlı Kur’an-ı Kerim”… “Kur’an okuyan kalem” vb.
Aslında onlar için Ramazan’ın gelmesinin hiçbir anlam ve önemi yoktur. Onların medyacılık anlayışı, “Oyun ve eğlence” kültüründen ibarettir. Tarihi direklerarası kültürünün ekran yansımasını ve bu anlayışı içselleştiren medyacılığı, Ramazan ayı boyunca uygulamak, onların birinci görevidir. Ramazan gelmiş, maneviyat ikliminde insanların yapacakları çok şeyler varmış, manevi donanımlarımızın gereği olarak Teravih, Kur’an tilaveti olacakmış onların umrunda bile değildir.
Ramazan öncesinde tüm televizyon ekranlarını teker teker dolaşıyorum. Hep dizi reklamı… Ramazan ayının yaz sezonuna denk gelmesinden dolayı, sezon finali yapan dizilerin yerine doldurulan dolgu dizi ve programlar.
Nasıl bir ülkede yaşıyoruz Bu medyacılarımızın Ramazan’a olan saygıları ve sevgileri nedir
Yılın 365 günü bu milletin dinine, diyanetine saygısızlık yaparak, kendi arzuladıkları dünya görüşlerini zihinlerimize enjekte ederek, “Bırakınız geçsinler, bırakınız yapsınlar” liberalist anlayışıyla, kaygısız, dertsiz, hiçbir manevi kaygısı olmayan insan tipleri oluşturmaya çalışanlar, toplumun genetik kodlarına müdahele ederek, bir çürümenin başlangıcı oluyorlar.
Ramazan sayfamız doayısıyla kendisiyle röportaj yaptığımız hocalarımızın hepsi, “Ramazan ayının oyun ve eğlence ayı olmadığı” gerçeğini açıkça ifade ettiler.
Ramazan ayı, oruç ayıdır, Kur’an ayıdır… Yardımlaşma ayıdır… Dayanışma ayıdır… Tuttuğumuz oruçla, fakir fukarayı anlama, aç kalanlarla empati oluşturma ayıdır. İnfak ayıdır… Ramazan röportajımızda Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Afrika’da açlıktan ölen insanlarla ilgili İsviçre’de yapılan bir anketin sonuçlarını söyledi. İsviçreliler demişler ki, “Bize ne Afrikalı açlardan, biz onlara yardım etmeyelim”… İşte medeniyetin beşiği olarak nitelendirilen ülkede insanların diğergamlık konusundaki feci durumu. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”… Refah, kapitalizm, başkalarının topraklarını sömürerek kurdukları medeniyet, onları insanlıktan bile çıkarmış.