Şevval ayında tutulacak olan bu oruç, ara vermeden peş
peşe tutulabilir. Fakat haftada iki gün, meselâ pazartesi-perşembe olmak üzere
ayrı ayrı tutmak müstehabtır.
Mü min ibadetlerle, ALLAH a karşı tam bir teslimiyet
içinde, iyi bir kul, örnek bir insan olma imkanını elde eder. Ramazan ayı bu
ibadet yoğunluğuyla, Müslümanın tüm kötülüklerden ve hatalı davranışlardan
arınıp güzellikler ve iyiliklerle donatılmasına imkan tanıyan mübarek bir zaman
dilimidir. Ramazan ayında kazandığımız güzel hasletlerin ve yerine getirmeye
çalıştığımız ibadetlerin Ramazan ayından sonra da devam ettirilmesi gerekir.
Nafile de olsa ibadette esas olan devamlılıktır. Bu bakımdan bu ayda yerine
getirmeye özen gösterdiğimiz ibadetlerimizi ve kazandığımız güzellikleri
Ramazan ayından sonra da devam ettirmeye çalışmalıyız.
Ramazan ayında sabrı, paylaşmayı ve başkalarını da
düşünmeyi öğrendik. Eş dost ve akrabalarımızla iftar sofralarında buluşarak
birlik ve beraberlik tabloları oluşturduk. Kimsesizlere şefkat ve merhamet
kanatlarımızı gerdik. Fakir ve muhtaç insanların ihtiyaçlarını gücümüz
nispetinde karşılamaya çalıştık. Camilerimiz cemaatle kılınan namazlarla ayrı
bir canlılık kazandı. Kubbelerimizde, tekbirler, dualar ve Kur an-ı Kerim
tilavetleri yankılandı. Fert ve toplum olarak elde ettiğimiz bu güzellik ve
kazanımları, hayatımızın her anını kuşatacak şekilde devam ettirmeliyiz.
Böylece, toplumumuzda huzur ortamının oluşmasına katkı sağlayacağımızı da
unutmayalım.
Hayatımız boyunca sayısız nimetlerle bizlere ihsanda
bulunan Cenab-ı ALLAH a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirelim. Yüce
Kitabımızı okuyarak ve dinleyerek elde ettiğimiz güzelliği, Ramazan ayından
sonra da devam ettirme gayretinde olalım. Edinmiş olduğumuz güzel ahlaki
değerlerden uzaklaşmayalım. İbadet, sadaka, güzel davranışlar ve tevbe ile
arındırdığımız gönüllerimizi tekrar günahlarla kirletmeyelim. Unutmayalım ki
Ramazan ayında yaptığımız ibadetleri ve edindiğimiz güzellikleri devam
ettirmemiz, onların makbul olduğunun bir göstergesi olacaktır.
Şimdiden Ramazan ayının sonrasını düşünüyorum. Çünkü
Ramazan ayından sonra, maalesef insanlar, yine eski hayatlarına dönecek, bu ayı
vesile kılarak başladıkları çoğu güzel huyları bırakacak, yine Ramazan ayı
öncesine dönecekler. Bu temenni edilen bir durum değil tabii. Ama önceki
yıllardan gördüğümüz fotoğraf hep bu oldu. Bir nevi Ramazan Müslümanlığı peydah
oldu. Ramazan ayında dine sıkı sıkı sarılan, ALLAH ı hatırlayan, kısacası
ibadetle yoğunlaştırılmış bir ay geçiren fakat bu ay bittikten sonra sanki
sorumlulukları bitmiş gibi yanlışlarına yeniden başlayan bir anlayıştan
beslenen bir Müslümanlık. Şunu tesbit edelim: Tabii ki bu ay, arındıran,
temizleyen, günahları affettiren bir ay; insanı anasından yeni doğmuş gibi
paklayan. Ve yine tabii ki teravih gibi, oruç gibi, mukabele gibi bu aya mahsus
ibadetler de var. Bu doğru. Fakat yanlış olan şu: Bu ay mübarektir diye bu aya
mahsus ibadet etmek, ibadetleri kulluğu bu aya hasretmek, hapsetmek. Onun
mübarek olması, diğer ayların mübarek olmadığı anlamına gelmez ve bu yanlış varsayımdan
yola çıkarak bu ayda ibadete yoğunlaşmamız diğer aylarda günaha girmemize cevaz
vermemeli, vermez. Dolayısıyla Ramazan ayı sonrası da aynı dikkat ve heyecanla,
aynı korku ve ürpertiyle ALLAH a ve İslam a sarılmalı ve bir dönemlik Müslüman
olmaktan kaçınmalıyız.
Şu noktayı da hiç hatırdan çıkarmayalım. Yaptığımız
ibadetler tamamen kendi yararımızadır. Cenâb-ı Hakk ın bizim ibadetlerimize hiç
bir ihtiyacı yoktur. Kulluğunu gösterenleri bağışlamak üzere onlara ibadeti
emretmiş, yapıp yapmamakta onları tamamen serbest bırakmıştır.
O halde ibadetlerimiz tamamen bizim menfaatimiz için
emredilmiştir. Binaenaleyh biz ibadet etmek ihtiyacındayız. Bu ihtiyacı Ramazan
ayında duyup da sonra duymamak uygun değildir. Ayrıca ibadetlerimiz ahlâkımızın
temiz kalmasına da büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Ramazan da adeta melek
gibi her türlü kötülükten uzak oluşumuz, ibadetlere devam edişimizle yakından
ilgilidir.
Bir önemli nokta da alışkanlıklarımız konusudur. İnsanlar
kötülüklere çabuk alışır, fakat zor bırakırlar. İyilikler ise aksinedir. Zor
alışır, fakat kolayca bırakılabilir. Bir sigara, bir içki tiryakisinin bunları
bırakmak istediği halde kolayca bırakamadığını hepimiz biliriz. O bakımdan
kötülükleri bırakmak, iyiliklere alışmak ve onları devam ettirmek için güçlü
bir iradeye sahip olmak gerekir. Bu iradeyi Ramazanda gösteren insanlar, sonra
da gösterebilirler. Bu, esasen aklı başında, kârını-zararını bilen her insanın
yapacağı en normal bir iştir. Öyle ise Ramazan ayında alıştığımız
ibadetlerimizi, güzel ahlâkımızı Ramazan sonrasında da sürdürmeliyiz. Zor
kazandığımız bu güzel alışkanlıklarımızı devam ettirmek suretiyle irademize
sahip olduğumuzu ispat etmeliyiz.