Bizim Gaziantep’te “rafık” tabiri var. Arapça refik (arkadaş) kelimesinin “Anteplice”si. Ancak bu rafık, “arkadaş”tan çok öte. Bunu “candan arkadaş” diye tabir edebilirsiniz. Bizim burada “rafık” dendi mi, duracaksınız. İyi günde, kötü günde, her hâlükârda insanın yanında olan, onun derdiyle dertlenen, sevincini paylaşan, her sıkıntısına koşan demek. Arapçada, “Evvel refik, ba’del tarik” [Önce yoldaş (arkadaş), sonra yol] diye bir atasözü var. Yola çıkmadan önce iyi bir arkadaş edin, manasında... Birbirini Allah için seven arkadaşların arşın gölgesi altında gölgelenecek yedi sınıftan biri olduğuna dair hadis-i şerif var. Kişinin “arkadaşının dini üzere olduğu”, bu bakımdan insanın arkadaş seçimine çok dikkat etmesine dair de pek çok hadis-i şerif var. Sözün özü; bir insanın rafıkı oldu mu, yani iyi arkadaşları oldu mu, dünya saadetlerinden en büyüğünü elde etmiş demektir. Pek çok kişi gibi benim de “rafık”larım var. Hem de kırk küsur yıllık. Pek çok hâdise ile denenmiş, elenmiş bir arkadaşlık… Birlikte yaşadıklarımızı yazsak destan olur… Bizi tanıyanlardan bir kısmı bize “Hacı Beşler” der. Evet, biz “beş rafık”ız… Şu güzelim memleketimizi defalarca turlamışız. Gezilerimizde kasamız müşterek olur. Arkadaşlar beni “kethüda” olarak seçti. O gün bugündür kasa bende. Bütün masraflar müşterek. Ama o parayı düzgün harcama salâhiyeti bende… Allah’a şükür şimdiye kadar hiç sıkıntıya düşmeden seyahatlerimizi tamamladık. Bizim beş rafık olarak müştereken yaşadığımız maceralardan üçünün yeri ayrıdır. Bunlar: 1. Yakın Tarih Ansiklopedisi macerası, 2. İttihad-ı İslâm arayışı, 3. Mürşid-i kâmil arayışı… Bunların her birini anlatmak bir kitap konusu. Kısaca hülasa etmek isterim.Rafıklar olarak, “Bu memleketin hali ne olacak?” diye düşünürken karşımıza “Tek Parti Devri” çıktı. Bütün hâdiselerin ucu gidip gidip oraya dayanıyordu. “O zaman biz de o devre gidelim ve olup bitenlerin içyüzünü öğrenip millete anlatalım!” dedik. Dedik ama başımıza nasıl bir belâ satın aldığımızı hesap edemedik. Sen misin bunu diyen! O andan itibaren başımıza gelen, pişmiş tavuğun başına gelmedi. O tarihe kadar yazılamayanları yazdık. Pek çok tarihî gerçekleri gözler önüne serdik. 12 cilt olarak hazırladığımız Yakın tarih Ansiklopedisi ümmetin büyük ilgisine mazhar oldu. Biz bu çalışmadan tek kuruş telif almadık. Üstelik gece yarılarına kadar çalışıp mizanpajını da biz hazırlıyorduk. Bundan dolayı da tek kuruş almadık. Bu çalışmadan aldığımız pay, bol bol paylanmak ve çile oldu. Ancak o sahadaki “korku duvarının” yıkılmasında da pay sahibi olduk.Gelelim ikinci maceramıza: “Yahu arkadaş bu Müslümanların birbirinden ne alıp veremediği var. Niçin birbirimizle uğraşıyoruz. Niçin, Rabbimizin emri gereği kardeş olduğumuzu hatırlayıp, kardeşçesine yaşamıyoruz?” dedik. Ve bu kardeşliği tesiste karınca kararınca katkıda bulunmak için “Bismillah” diyerek yola çıktık. İşte merhum Erbakan hocamızla yolumuz da o niyetten sonra keşişti. Konuştukça bu konuda aynı düşünceleri paylaştığımız gördük. Ancak bu “İttihad-ı İslam” düşüncesi “birilerini” fena halde rahatsız etti. Yine pek çok sadmelere maruz kaldık. Ancak beş rafık el ele, omuz omuza vererek o zorlu günleri de aştık. Öylesine ki, birimizi karz-ı hasen almış olsa, onu da beşe böldük. “Karz-ı haseni birbirimize karz-ı hasen olarak” verdik. (Hey gidi günler hey!)Üçüncü maceramız ise en değerlisi idi. Yunus Emre’nin “Tabduk Emre”yi arayışı, Mevlâna’nın Şems-i Tebrizî’yi arayışı gibi, biz de “Mürşid-i Kâmil” arayışına çıktık. “Demir asa, demir çarık” Anadolu yollarına düştük. Pek çok değerli sima ile görüştük. Karar vermiştik: Allah-u Teâlâ nasıl bir din göndermişse onu yaşayacak, ondan taviz vermeyecektik. Sahabe-i kiramın yaşadığı İslâmiyet’i biz de yaşayacaktık. İyi de bunun dersini bize hakkıyla kim verecekti? Bu duygularla diyebilirim ki bütün Anadolu’yu karış karış dolaştık. O arada her gittiğimiz beldedeki Allah dostlarının mezarını ziyaret ettik. Onlara Yasin-i Şerif’ler, Fatiha’lar hediye eyledik. Netice mi? O da biz rafıklara kalsın. Rabbimiz biz beş rafıkın ve bütün rafıkların kardeşliğini devam ettirsin. İnanın dünya rafık olmayla ve rafıklarla güzel…