Her ülkenin kültür sanat damarlarında yer bulmuş, yer etmiş, dönüm noktası olmuş, ürettiği eserlerle insanların zihinlerinde ve kulaklarında farklı bir yere oturmuş, kuşaklar arası geçişkenliği başarabilmiş, her dönemin ezgi harmanı usta sanatçılar vardır. Mesela, ülkemiz adına konuşursak, bunlardan birisi, dün kaleme aldığımız Neşet Ertaştır. Yaptığı müzikle anlaşılmaz bulunarak aforoz edilmeye çalışılmış, TRTnin repertuarlarında bile yer bulamamış bir başka sanatçı ise Orhan Gencebaydır. Orhan Gencebay, arabesk denilerek burun kıvırılan, ürettiği Türk Halk, Türk Sanat ve Türk Tasavvuf Müziği sentezi eserleriyle müzikte bambaşka formları deneyen, bağlama ile Klasik Batı Müziği enstrümanlarını bile yan yana kullanarak müthiş bir ezgi ambiansı oluşturan, müziğimizin deha isimlerinden birisidir.
Kuşkusuz Onu anlayabilen, Onu kavrayabilen ve müzikteki değişim rüzgarlarına karşı durmadan Ona hürmet gösterebilen kitle, yıllarca Ona ve müziğine sahip çıktı. Ve bugün, yaptığı işin, ürettiği değerin ne kadar önemli bir boyut olduğu daha çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor. Orhan Gencebay, müzikteki 60. sanat yılına özel 32. sanatçının eserlerini seslendirdiği bir albümle müzikseverlerin karşısına çıktı.
Unkapanı Kurtkapanı diye tanımladığımız müzik endüstrisinin merkezi, nicedir kan ağlıyor. Çünkü albümler satmıyor, korsanlar dolayısıyla müzik endüstrisinin beli bükülmüş durumda. Orhan Gencebayın albümü Unkapanının kan ağladığı bu dönemde 400 binlik satış rakamına ulaşmış.
Kuşkusuz bir albümün kalitesi, bir albümün niteliği, onun satışıyla, yani niceliğiyle doğru orantılı değildir. Bir albümün çok satması, o albümün çok çok kaliteli olduğunu göstermez. Zira, popüler kültürün baskısı altında ezilen müzik endüstrisinde geçtiğimiz dönemde, adını sanını duymadığımız nice sanatçı geçinen tiplerin albümleri de arada sırada çok sattı.
Bir albümün kalitesi, müzikal kalitesidir, müzikal normudur. Getirdiği yeniliktir, ezgi harmanıdır, ürettiği değerdir.
Popüler kültürü besleyen en önemli arter ve ana damar, medyadır, televizyondur. Bugün medyanın ve televizyonun kuşaklarına konuk etmediği hiçbir sanatçı, popüler kültürün getirdiği pastadan faydalanamaz. Albüm satamaz, dizi oyunculuğu beş para etmez.... Bu sebeple, medya dünyasıyla, televizyon dünyasıyla sanatçı camiasının arasında görünmez ve kopmaz bir bağ vardır. Bu bağ, medyanın ve televizyonun reyting ve tiraj bağı, sanatçıların ise popüler kültürün nimetlerinden faydalanma boyutudur.
Ürettiği değerlerle kenarda köşede kalmayı yeğlemiş, Anadolunun kıraç bağırlarında heder olmuş nice sanatçı vardır. Bu sanatçıları bulmak, bu sanatçıları kamuoyuna tanıtmak, onların eserlerini kuşaklar arası geçişkenliğe kavuşturmak medyanın asli görevleri olmalıdır.
Ama, bugün medyanın ve televizyon dünyasının ana temelini reyting damarı oluşturduğu için, gerçek kültür boyutlarımızın sindirildiği ve yok edildiği bir döneme mahkum bir görüntü çiziyoruz.
Neşet Ertaş, Orhan Gencebay, popüler kültür ve medya baskısını kırabilmiş nadir isimlerdendi. Ama, Onlar gibi değerlerin önümüzdeki süreçte, başarılı bir huruç harekatıyla medyanın kuşatmasını yarmasını beklemek ne kadar sonuç verecek, bunu da bilmiyoruz.