Türkiye nin politik ortamında, politikanın dışından
kalabilmek öyle zannedildiği gibi kolay bir şey değil.
Uzun yıllardan beri gazetelerde, dergilerde ve web
sayfalarında yazılar yazıyorum.
Haftada bir gün de Milli Gazete de cuma günleri
yazıyorum.
Başlangıçta, kültür-sanat alanlarında yazmayı
hedeflemiştim.
Şartlar bizi öyle bir noktaya getirdi ki, zaman zaman
kendimizi politik yorumlar içerisinde buluyorum.
Ülkemizde insanları iki şeyden vazgeçiremezsiniz
Birincisi; Futbol.
İkincisi; Politika.
Bizim yazar-çizerlerimizin büyük çoğunluğu da bütün
dünyalarını âdete bu iki konu üzerinde yoğunlaştırmışlar.
Evet; her şeyin politize olduğu bir ortamda,
politikanın dışında kalmak, gerçekten zor bir durum.
Sırf, İslami duyarlılığı olduğundan dolayı, devamlı
hakaretlere, iftiralara, saldırılara ve haksızlıklara maruz kalan insanlar
karşısında savunma refleksimiz, ister istemez devreye giriyor.
Kahrolası, şu savunma konumundan bir türlü kurtulamıyoruz.
Savunma yapmaktan ne kendimizi, ne de inandıklarımızı
anlatabiliyoruz
Aslında benim yazmak istediğim konular, insana yönelik
konulardır.
Güzel olan şeyleri dile getirmek, kültürden bahsetmek,
edebiyat ve sanat üzerinde değerlendirmeler yapmak temel amacım ama şu savunma
problemimiz olmasa
***
Eğitim ve gençlik hakkında, okul öncesi çocuk eğitimi
konusunda yazılacak çok önemli sorunlarımız var.
Son yıllarda yoğunlaştığım, evlilik ve aile
konuları, önemsediğim konuların başında
geliyor.
Evlilik ve aile yapımız hakkında çok ciddi sıkıntılar
yaşanıyor.
Ailelerde, geçimsizlik ve iletişimsizlik başlı başına
bir sorun haline geldi.
Gelecekte ülkemizin en önemli sorunlarının başında aile
krizi sorunu olacağı kanaatim, her geçen gün artıyor.
Günümüz evlilikleri ve aile hayatı, için için kaynıyor.
Boşanmalar almış başını gidiyor.
Yılda ortalama 600 bin evlilik yapılıyor, bunun 200
bini boşanmayla sonuçlanıyor.
Bizim gibi muhafazakâr bir ülke için bu korkunç bir
durum.
Tedbirler alınmazsa gelecekte, Batı dünyasından daha
beter durumlara düşebiliriz.
Politik durumlara inat, bu hafta hayata dair sorular
soracağım sizlere.
Önce bu sorulara sizler cevap vermeye çalışın, ondan
sonra da benim cevaplarımla karşılaştırın.
***
Soru: Türkiye de en çok yapılan şey nedir
Cevap: Bana göre Türkiye de en çok yapılan şey
kavga dır.
Ailede kavga var.
Sokakta kavga var.
Kahvede kavga var.
Otobüste kavga var.
Maçlarda kavga var.
Partilerde kavga var.
Üniversitelerde kavga var.
İşçi-patron kavgası var.
Kuşaklar arası kavga var.
El altından birileri, kavga etmemizi programlıyor ve
yönlendiriyor.
Sahi, 90 yıl boyunca neden birbirimizle kavga ediyoruz ..
Soru: Hayatın esası neyin üzerine kurulmuştur
Cevap: Hayatın esası, sevgi üzerine kurulmuştur.
Soru: Sevginin ölçüsü var mıdır
Cevap: Sevgi, uçsuz, bucaksızdır. Ölçüsü yoktur. Bunu da kadın sağlar.
Soru: Maziyle yaşanır mı
Cevap: Mazi, mezar olmuştur. Bu yüzden maziyle yaşanmaz.
Maziden ders alınır.
Soru: Türkiye de en çok bozulan şey nedir
Cevap: Türkiye de en çok bozulan şey düşünce dir. Bu
yüzden, Kendine göre demokratlar, kendine göre hukukçular, kendine göre
laikler, kendine göre Müslümanlar çoğalmıştır.
Soru: Gerçek idealist lider kimdir
Cevap: Gerçek idealist lider, halkın isteklerini yerine
getiren liderdir.
Soru: Türkiye deki partiler neden kavga ediyorlar
Cevap: Türkiye deki partilerin icraat programları
olmadığından, tabanlarını canlı tutabilmek için kavgadan başka yapacakları
bir şey yoktur.
Soru: Hangi insanlar istismara müsaittirler
Cevap: Cahil insanlar istismara müsaittirler. Çünkü
cahile ne söylersen olduğu gibi kabul eder.
Soru: Kötülerle nasıl mücadele edilir
Cevap: Kötülerle mücadele edilmez. Tenkit edilmezler. En
önemlisi muhatap alınmazlar.
Soru: En iyi müdafaa şekli nedir
Cevap: en iyi müdafaa şekli hücum dur.