Zaman zaman medyaya yansıyan haber ve yorumlarda ısrarlı bir şekilde İran karşıtlığı sergileniyor. Hatta bölgemizdeki terör örgütlerinin arkasında İran’ın bulunduğu gibi bir hava estiriliyor. Böyle olunca da geçmişte Irak’ı işgal ederek ardından Saddam’ı asan, Irak’ı uzun yıllar devam edecek bir istikrarsızlığa sürükleyen sanki ABD değilmiş, bunun da ötesinde Saddam’ı Kuveyt’i işgale yönlendiren, Kuveyt Saddam tarafından işgal edildikten sonra bu defa Kuveyt ve Suudi Arabistan’ın daveti üzerine başta Irak olmak üzere bölgeye yerleşenin ABD olduğu sanki özellikle gizlenmeye çalışılıyor. Tüm bunlar bir yana, 11 yıldır Suriye’yi tam bir karmaşaya sürükleyenin ABD ile birlikte Haçlı ittifakı olduğunu bilmeyen kalmadığına göre bölgemizdeki tüm olumsuzlukların sorumluluğunu İran’a atmak kimin ve hangi ülkenin işine yarar sorusunun cevabının düşünülmesi gerekirken, bölgemiz başta olmak üzere tüm İslam ülkelerindeki karmaşanın arkasında ABD ve koalisyon ortaklarının bulunduğunu da sanıyorum görmeyen ve bilmeyen yoktur. Kısacası, özellikle İsrail’in geleceğini koruma altına almak, bölgede güçlü ve istikrarlı bir İslam ülkesi bırakmamak için Haçlı-Siyonist ittifakının ortak bir çalışma yürüttüğü bilinirken her fırsatta İran’ı olumsuzluklardan sorumlu tutmak ve öyle göstermek kime hizmet edecek?

Bu arada İran’ın da sürekli olarak ABD ve koalisyon ortaklarının yaptırımlarına muhatap olduğu, bu ülkeyi sürekli olarak etkisiz hale getirmek için birtakım uygulamaların (yaptırımların) hayata geçirildiği bir noktada Irak’ın PKK’ya yönelik son hareketinin durdurulmasının İran’dan kaynaklandığı doğru bile olsa bölgemizde öncelikli tehdidin İran’dan çok ABD ve İsrail olduğunu görmezden gelmek sanıyorum bir değerlendirme hatasıdır. Eğer böyle değilse mezhepçi bir tepki olabilir. Kaldı ki, bölgemizde ABD, bir mezhep çatışmasının fitilini ateşlemek için elinden geleni yapıyor. Bunun da ötesinde İslam dünyasının bir ateş çemberinin içine hapsedildiği bir ortamda, bir de mezhepçilik ateşinin körüklenmeyle çalışılmasının İslam dünyasına zarardan başka getireceği bir şey yoktur. Tüm bunları söylerken mezhepçilik genellikle İran’dan kaynaklanıyor biliniyor olsa da İslam dünyasının öncelikli sorunu İran değil, ABD ve koalisyon ortakları olduğunu doğru değerlendirmek gerekiyor. Çünkü hangi Müslüman ülkede bir iç karışıklık başlasa bu çatışmanın arkasında ABD ve yandaşlarının bulunduğu apaçık ortada iken PKK’ya Irak’ın bitirici darbeyi vurmak üzere olduğu bir noktada İran’ın devreye girerek bu terör örgütünü kurtardığı yorumu sanıyorum ABD’nin bölgemize ve İslam dünyasına verdiği zararla mukayese bile edilemez.

Yıllar önce İran-Irak Savaşı’nın ikinci ayı içinde Irak ve oradan da cepheye gitmiş, orada yaşananları yakından görmüştük. Irak’ı İran üzerine sürenin de, önceden Irak’ın Kuveyt’i işgalinin de arkasında ABD’nin bulunduğu çok net bir şekilde görülmüştü. Tüm bunları söylerken Saddam’ın suçu yoktu demiyorum elbette. Ancak Saddam’ın Kuveyt’in işgali için o zamanki ABD’nin Irak büyükelçisi hanım tarafından teşvik edildiği ve desteklendiği medyaya yansımıştı.

Her ülkenin kendine göre birtakım çıkar hesapları olduğu gerçeğini unutmadan, gerçek sorumluları gizleyici, yönlendirici yorumlardan kaçınılması gerekiyor. Özellikle de mezhepçiliğin kışkırtılması İslam dünyasının geleceğini iyice karartacaktır. Bunun yanında bölgemizdeki her olumsuzluğun gerçek faillerini gizlemek anlamına gelebilecek yorumlardan kaçınmakta yarar var. Böylece sömürgecilerin atacağı adımların hiç olmazsa bazıları engellenmiş ve onların oyunu boşa çıkartılmış olur. Eğer bölgemizdeki akan kandan ABD ve dünya Siyonizm’i değil de İran sorumlu tutulacak olursa gerçekler gizlenmiş, bu da sömürgecilerin işine yaramış olur.