Terörün sona erdirilmesi için başlatılan müzakerelerle

birlikte Irak, daha doğrusu Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ön plana çıktı. Bunun

sonucu olsa gerek, “Yeni İmralı sürecinin yolu Irak’tan geçmek zorunda”

yorumları yapılmaya başlandı. Eğer terör örgütü elemanları Türkiye’yi terk

edecekse gidecekleri yer Kandil olacağına göre Kuzey Irak’ın ön plana çıkması,

çözümün anahtarı bir konuma yükselmesini yadırgamamak gerekir. Bu gerçeği

belirlerken bir başka gerçeği görmezden gelmemek gerekiyor. Birincisi, PKK

terör örgütünü ABD’den bağımsız düşünmemek gerektiği, ikincisi ise Kuzey Irak

Bölgesel Yönetimi eğer terör örgütü militanlarına kucak açacaksa bunun

arkasında ABD’nin olmadığını, sadece bölgesel Kürt yönetiminin bir tercihi

olduğunu söylemek yanıltıcı olur. Çünkü Irak’ın işgalinin sebeplerinden birisi

bu ülkedeki petrol zenginliği ise ikincisi de Kuzey Irak’ta, Irak’tan ayrı yeni

bir yönetim oluşturmaktı. Yani Irak’ın işgalinin gerekçeleri arasında sıralanan

Irak’ı diktatör Saddam’dan kurtarmak, bu ülkeye barış ve özgürlük getirmek

iddiaları dünya kamuoyunu aldatmaya yönelik söylemlerden öte geçmiyordu.

Terör örgütü PKK’nın ülkemizdeki militanlarının Kuzey

Irak’a gitmeleri gerçekten muhtemel bir çözümü kolaylaştırır mı Şahsen çok

fazla iyimser değilim. Çünkü zaten yıllardan beri terör örgütü Kuzey Irak’ta

üstlenmiş, buradan ülkemize yönelik saldırıları gerçekleştiriyordu. Özellikle

Irak’ın ABD tarafından işgali ile birlikte Kandil ABD korumasına alınmış oldu.

Bu karargâhın bulunduğu bölgede görünüşte Irak’ın bir parçası ama hakikatte

bağımsız bir devlet oluşturuldu. Böylece terör örgütüne ciddi bir koruma

sağlanmış oldu. Bunu gerçekleştiren ise işgalci ABD idi. Bu bakımdan terör

örgütünü ABD’den bağımsız olarak düşünmek, ABD’nin onaylamadığı bir davranışa

yöneleceğini beklemek yanlış olur. Kısacası PKK, ABD tarafından bölgemizde

oluşturulmuş bir terör örgütüdür.

Bu noktada PKK’nın eski yöneticilerinden Nizamettin

Taş’ın 10 yıl önceye yönelik değerlendirmesinden kısa bir aktarma yapmak

istiyorum:

“ABD’nin Irak’a vuracağı belliydi. ‘ABD’ye bir mektup

gönderelim. Belli bir güçle ABD’nin Irak’taki askeri operasyonuna katılalım’

dedik.

***

Sonra ABD ile ilişkiye geçtik, görüşmeler oldu, fakat 1

Mart tezkeresinin kurbanı olduk…

Pentagon’da Türkiye’ye karşı inanılmaz bir tepki

doğmuştu. Onlar PKK’nın silah bırakmasını istemiyorlardı. PKK’yı öne sürerek

Türkiye’yi cezalandırma düşüncesi ön plana geçti.”

Bugün de ABD’nin PKK eliyle istedikleri zaman Türkiye’ye

baskı yapma düşüncesinde bir değişiklik olduğunu düşünmek gerçekçi olur mu

Bu bakımdan terör örgütü ile masaya oturulurken Kandil,

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile ABD’nin hesaplarını doğru okumak gerekiyor.

Diyelim ki bugün Türkiye’deki tüm militanlar silahlarını bırakarak Kuzey Irak’a

gittiler ve içeride eylemler son buldu. Bunun süreklilik arz edeceğini düşünmek

doğru olabilir mi ABD dün olduğu gibi ileride yine Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak

için terör örgütünü iteklemeyecek midir Yani terör örgütü ABD’den bağımsız

hareket edebilir mi

Tüm bunları terörün sona erdirilmesi çabalarının gereksiz

olduğunu ispatlama adına ifade ediyor değilim. Eğer örgüt militanlarını

sınırlarımızın dışına atmak mümkün olacaksa, ondan sonra esas görev bize

düşüyor. Bugünden sınırlarımızı korumanın tedbirlerini almamız gerekiyor.