EY iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere
farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. (Bakara,
II/183) meâlinde Müslümanlara orucun
farz kılındığı ayet indikten sonra Peygamberimiz (s.a.v.) bu orucun gereklerini
yerine getirmeye başlamıştı. Acaba O mübarek ve bizlere örnek insan nasıl oruç
tutuyor, Ramazanı nasıl eda ediyordu Gelin hep beraber hadislerin ışığında o
günlere dönelim ve ve hadislerin aydınlığında Resûlullah Ramazan ı nasıl geçirirdi
bir bakalım.
Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır ki kıyamet günü
oradan ancakoruçlular girecek, onlardan başka kimse girmeyecektir. Oruçlular
nerede diye çağrılırlar. Onlar kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası
giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve onlardan başka kimse içeri
alınmaz. (Buhârî, Savm, 4) diye müjdeleyen, Peygamberimiz (s.a.v.) orucun
Müslümanlara farz kılındığı yıl olan Hicretin 2. yılı Şaban ayından, (M. Şubat
624) ahirete irtihallerine kadar toplam dokuz Ramazan orucu tutmuştur. Bu
oruçlardan dördü 29, beşi de otuz gündü.
Peygamber (s.a.v) Ramazan hilâlinin görülmesi hususuna
dikkat ederek, hilâl tespiti yapıldıktan sonra oruca başlanmasını; eğer hava
bulutluysa ve hilâl görülemiyorsa, bu durumda orucun otuz gün tutulması
gerektiğini önemle bildirmiştir.
Bizim orucumuz
ile ehli kitabın orucunun arasındaki en önemli fark sahur yemeğidir. (Müslim,
Siyam,45) diye sahura kalkmış, Sahurda bereket vardır. Bir yudum su içmek dahi
olsa sakın onu terk etmeyin. Zira Allah(c.c) ve melekler sahura kalkanlar için
dua ederler. diye bizim de sahura kalkmamızı teşvik etmiştir. Yemekten sonra
da ağzını yıkayıp, dişlerini misvakla temizlemiştir. Oruçlu iken bile dişlerini
misvaklamıştır. Bu yüzden sahabeden Âmir b. Rabia (r.a.): Ben Resûlullah
(s.a.v.) oruçlu iken misvaklandığını sayamayacağım kadar çok gördüm demiştir.
(Buhârî, Savm,27, Tirmizî, Savm,29)
Daha sonra. Kim orucunu fecirden önce niyetle
kesinleştirmezse onun orucu yoktur. diye oruca niyet ederek Ramazan orucunda
niyetin önemine işaret buyurmuştur.
Oruçlu iken orucun manevîyatını bozacak her türlü hareket
ve davranıştan uzak durmuş ve ümmetine de: Oruç kalkandır. Sizden biriniz oruç
tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya
da çatarsa: Ben oruçluyum. desin. (Buhârî, Savm,9; Müslim, Siyam,163) diye
sıkı sıkıya tembihlemiştir.
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Ramazan ayında daha çok
Kur an-ı Kerîm okumuş, daha çok tefekkür etmiştir. Kendisine o zamana kadar
inen âyetleri Cebrâil (a.s.) e okumuş, O dinlemiş, Cebrail (a.s.) okumuş,
Peygamberimiz (s.a.v.) dinlemişti. Cibril (a.s.) ile karşılıklı mukabelede bulunmuştu. Bu günkü
Ramazan da yapılan mukabele okuma geleneği işte bu sünnetin bir
sonucudur.
Peygamber (s.a.v) Efendimiz, iftar etmede acele
etmiş ve bizlere de Oruç açmakta acele
ettikleri sürece Müslümanlar hayır üzere yaşarlar (Buhârî, Savm, 45) diye
buyurmuştur. Orucunu akşam namazını kılmadan önce taze hurma ile bunu bulamazsa
kuru hurma ile, bunu da bulamazsa birkaç yudum su ile açmıştır.
Orucunu açarken yani iftarda şöyle dua etmiştir:
Allahümme leke sumtü ve alâ rızgike eftartu fe tekabbel minnâ inneke
ente s-semiu l alîm. Allah ım, Senin için oruç tuttum, senin rızkınla orucumu
açtım. Bizden bunu kabul et. Sen işiten ve bilensin.).
Resûlullah (s.a.v) Teravih namazını da ihmal etmemiş,
etrafındakileri de teravih kılmaya teşvik etmiştir. Ramazan ayının son on
gününü de itikafta geçirmeye özen göstermiş, itikafta iken zarurî ihtiyaçları
dışında dünya işlerinden uzak durmuştur. Kadir Gecesini de itikafta ibadetle
geçirerek eda etmiştir. Hz. Aişe Validemize Kadir Gecesi nde okuması için şu
duayı öğretmiştir: Allahümme inneke afüvvün tühıbbü l-afve Va fu annî.(Ey
Allah ım, muhakkak Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet.)
Fıtır sadakasını Bayram namazından çok daha önce vermiş
ve müminleri de fitrelerini bayram namazından önce vermeleri hususunda
uyarmıştır.
Peygamberimiz (s.a.v.), Arefe gününü ibadetle geçirmiş ve
Her kim Ramazan Bayramı gecesi ile Kurban Bayramı gecesini ihya ederse,
kalplerin öleceği gün, onun kalbi ölmez buyurmuştur.
Kaynaklar:
Müslim, Sahih Tercümesi, Terc. Mehmet Sofuoğlu, İstanbul:
İrfan Yayınevi, 1968, ss.45-58.
El-Münzirî, Tergib ve Terhib, Terc. A. Muhtar Büyükçınar
ve dğr., c.II, İstanbul: Hikmet Yayınları, 1984, ss. 532-533.
Nebi Bozkurt, Bayram (Bayram Kutlamaları) , DİA, c.V,
ss. 261-263
İbrahim Bayraktar, Bayram (İslami Dönem: Dinî
Hükümler) , DİA, c.V, ss. 259-261.