Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarından olan “Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrîd-i SarîhTercemesi ve Şerhi” isimli on iki ciltlik eseri kırk sene önce almıştım. Baştan sona okumak ise yeni nasip oldu. Şârihlerine Rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Emeği geçen herkesten Allah râzı olsun. Mükemmel bir eser. Eserin 12. cildinde yer alan “Ümerâ-yıPeygamberî” ve “Hazret-i Peygamber’in Sefirleri” bölümünde çok dikkat çekici bilgiler var. Medine’de kurulan İslâm devleti yavaş yavaş bütün dünyada duyulmaya başlanmış. Bu kutlu devletin aynı zamanda Devlet Reisi olan Peygamber Efendimiz (asm) İslâm devletinin kontrolü altına giren yerlere idareciler tayin ediyor, civardaki devletlerin reislerine elçiler gönderip onları İslâm’a dâvet ediyor. Bu da’vetnâmeler içerisinde Mekke ’nin fethinden sonra gönderilenlerdeki üslûp çok dikkatimi çekti. Peygamber Efendimiz (asm) açık açık, “ Müslüman olduğunuz takdirde devletinizin başında kalırsınız, Müslüman olmazsanız, sizi o makamda oturtmam!” diyor. Bakınız, Sevgili Peygamberimiz (asm), Umân’ın [Ummân] o zamanki idarecileri olan iki kardeşe Ceyfer ile Abd ’e gönderdiği da’vetnâmede ne buyuruyor:

“Bismi’llâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Allah’ın kulu ve Peygamberi Muhammed (Salla’llâhu aleyhi ve sellem)’den Cülendî oğullarından Ceyfer ile Abd’e. Doğru yolda gidenlere selâm olsun! Bu du’âdan sonra ey iki birâder, sizi İslâm câmiasınada’vet ediyorum. Müslümân

olunuz ki selâmete eresiniz. Ben beşeriyetin umûmuna gönderilmiş, Allah’ın Peygamberiyim. Hayatta olanları inzâr etmek, kâfirler üzerine de Allâh’ın emirlerini yerine getirmek vazifemdir. Ey kardeş hükümdarlar! İslâm dinini tasdik ve kabûl ederseniz sizi mülkünüzde hâkim kılarım. Eğer İslâm’ı kabul etmezseniz gene biliniz ki, mülk ve saltanatınız uhdenizden zâil olmuştur. İslâm süvârîleri topraklarınızı çiğneyecektir. Mülkünüzde nübüvvetim hâkim o1acaktr.” (a. g. e., c. 12, s. 400)

Üslûptaki haşmete, izzete, celâdete bakın: “Eğer İslâm’ı kabul etmezseniz gene biliniz ki, mülk ve saltanatınız uhdenizden zâil olmuştur. İslâm süvarileri topraklarınızı çiğneyecektir. Mülkünüzde nübüvvetim hâkim olacaktır.”

Bu iki kardeş idareci Müslüman olmuş, dolayısıyla Umman’daki yöneticilikleri devam etmiştir. İşte bu üslûb-u Nebevî ve Sünnet-i Seniyye, sonraki devirlerde bütün Müslüman idarecilere rehber olmuştur. Ülkelerin idarecileri İslâmiyet’i kabul etmişlerse makamlarında bırakılmışlar, etmemişlerse, ya haraca bağlanmış, ya da cihadla o ülke fethedilince o idareciler işbaşından uzaklaştırılmış, yerine Müslüman idareciler tâyin olunmuştur. Efendimiz (asm), “Mülkünüzde nübüvvetim hâkim olacaktır” diyor. Yâni “İslâmiyet hâkim olacak.” İşte bu da Müslüman idarecilerin mücâdelesini özetleyen bir ifadedir. Fatih Sultan Mehmed (rûhu şâd olsun); “İmtisâl-i câhid ü fillaholuptur niyetim/ Dîn-i İslâm’ın mücerred gayretidir gayretim” ve yine “Bizim çektiğimiz zahmetler din-i Mübin-i İslâm uğrunadır. Yoksa toprak almak veya kuru cihangirlik kavgası değildir,” demektedir. Bugün dünyada devlet olarak varlığını devam ettiren yaklaşık yüz yer, Müslümanlar tarafından fethedilmiş topraklardır. Bunlardan altmış küsuruna da şu anda “İslâm ülkeleri” denilmektedir. İslâmiyet’i çok iyi tedkik etmiş olan gayr-i Müslimler, şimdi metnini iktibas ettiğimiz o da’vetnâmedeki üslûbu taklit etmektedirler. Birçok İslâm ülkesinin idarecilerine; “Ya dediklerimizi yaparsınız, ya da sizi görevden uzaklaştırırız. Ülkenizde bizim dediklerimiz geçerli olacak!” demektedirler. Bu sözlerini takviye için de ya aba altından sopa göstermekte, ya da ordularıyla hedef İslâm ülkesinin üzerine çullanmaktadırlar.

Peygamber Efendimiz (asm) bütün dünyaya meydan okuduğunda, ordusunun toplam sayısı otuz bin civarında idi. Şimdi ise Müslüman asker sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Ancak işte hâlimiz meydanda. Demek ki mühim olan, kemiyet değilmiş. Gücünü AllahuZülcelâlden alan, Kur’an’ı ve Hadis’i rehber edinen bir topluluk, “Düşsün çeleng-i Rûm’un / eğilsünser’ifirenk” der ve Allah’ın izniyle bütün küffâra boyun eğdirir. Tarih bunun şâhididir.