Çer-Çöp Olmuşuz
Bush oğlu Bush, bir yalan uydurarak Irak a saldırdığı zaman, yalanı ortaya çıktığında tek kalmasın diye, diğer ülkelerden müttefik aramış, onlara, Bizimle gelin, kâr edersiniz! demiş ve onları bal çanağının üzerine üşüşen eşek arıları gibi Irak ın üzerine üşüşmeye dâvet etmişti. Onun bu çağrıyı yaptığı sırada mu cize gibi tezâhür eden bir hadis-i şerifi hatırladım. Hz. Sevban (ra) den naklolunan hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:
Ümmetlerin, milletlerin birbirleriyle birleşip, oburların yemek çanağına koştuğu gibi, elinizde bulunanları almaya koşmaları yakındır.
Bunun üzerine (sahabelerden) biri:
O gün az olduğumuzdan dolayı mı ya Resûlullah dedi.
Peygamberimiz (asm):
Hayır, bilakis siz o günde çok olacaksınız. Fakat sel üstündeki köpük gibi olacaksınız (çer-çöp gibi olacaksınız). Allah da düşmanlarınızın kalbinden size karşı duydukları korkuyu kaldıracak. Sizin de kalplerinize gevşeklik gelecektir buyurdu.
Dinleyenlerden biri:
Ya Rasulallah, gevşeklik nedir diye sordu.
Peygamberimiz (asm):
Dünya sevgisi ile ölümden hoşlanmamak buyurdu.
Peygamber Efendimiz (asm), kâfirlerin Müslümanların elindekini almak için koşuştukları zaman, Müslümanların, sel üstündeki köpük gibi ya da bir başka tâbirle çer-çöp gibi olacaklarını, yani değersiz hale geleceklerini söylüyor. Müslümanlar neden dolayı, çer-çöp gibi olacak Cevabı yine hadis-i şerifte var. Dünya sevgisi ve ölümden hoşlanmamaktan dolayı.
Bir de şu hadis-i şerife bakalım:
(Peygamberimizin kadınlarından) Zeyneb Bint-i Cahş radıyallahu anhâ dan gelen rivayete göre, Nebî Sallalâhu aleyhi vesellem bir kere telâşla Zeyneb in yanına girerek:
Lâ ilâhe illâllah, vukûu yaklaşan bir şerden, büyük bir fitneden dolayı vay Arab ın hâline Bugün Ye cûc ve Me cûc un seddinden şunun gibi bir delik açıldı! buyurdu da başparmağıyla onu takip eden (şehâdet) parmağını halkaladı. Bunun üzerine Cahş kızı Zeyneb:
Yâ Resûlâllah! İçimizde bu kadar Sâlih (kimse)ler varken biz helâk olur muyuz diye sordu. Resûlullah:
Evet! Fısk-ı fucûr, fuhş ve ma siyet çoğaldığı zaman (helak olursunuz!) diye cevap verdi.
Âlem-i İslâm a bakınız, bütün haramlar sel gibi caddelerde, çarşı-pazarlarda, TV lerde, her yerde akıyor. Bir bu hale bakın, bir de neden perişan haldeyiz sorusuna Cevap açık değil mi
İmâmü l Kübra yok. Müslümanların tek devleti yok. Kardeş olduklarını unutmuşlar. Günahlara dalmışlar. Dünya sevgisi kalplerine yer etmiş. Ölümden korkar hale gelmişler Daha sayalım mı Bir tane daha sayarak mevzuu burada noktalayalım: Bakınız Rabbimiz meâlen ne buyuruyor: Ey iman edenler! Müşrikler necasettirler. Bu seneden (hicretin 9. yılından) sonra, artık Mescid-i Harama yaklaşmasınlar. (Tevbe Sûresi / 28) Bu âyet-i kerime nâzil olduktan sonra Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: Yahudilerle, Hıristiyanları, Müslümanlardan başka kimse bırakmayıncaya kadar, Arap yarımadasından muhakkak çıkaracağım. (Tac Tercemesi 4/774-775) Ve Peygamber Efendimiz (asm) bütün kâfirleri Arap yarımadasından çıkarmıştır. İşte o çıkan kâfirler şimdi geri gelmişler. Tepemize tünemişler. Köstebek gibi çölün ortasına metrelerce derinlikte yuvalar kazıp, üzerini atom bombasının dahi geçemeyeceği betonla kapatmaya başlamışlar. Daha sayalım mı ..-