Süper Lig'in 6. haftasında Papara Park’ın çimlerinde yaşananlar, klasik bir büyük maç rekabetinden ziyade tek taraflı bir futbol dersine şahitlik etti. Trabzonspor’un Galatasaray karşısında elde ettiği 4-0’lık tarihi galibiyet, skor tabelasının ötesinde bir taktiksel ve fiziksel üstünlük manifestosuydu. Bordo-mavili kulüple sözleşme imzaladıktan sadece iki gün sonra ayağının tozuyla kulübedeki yerini alan Trabzonspor’un yeni teknik direktörü Thomas Reis, çıktığı bu ilk sınavda ligin son şampiyonunu kelimenin tam anlamıyla sahadan sildi. Reis’in takımına kurguladığı ön alandaki boğucu baskı, çabuk geçiş hücumları ve oyuncularına saniyeler içinde aşıladığı yüksek reaksiyon gücü, Trabzonspor'u ilk düdükten itibaren gecenin tek hakimi kıldı.

Alman teknik adamın Trabzonspor’a kazandırdığı bu dinamizm, sadece 90 dakikalık bir taktik başarısı değil; takıma dokunuşun ve motivasyonun en somut göstergesiydi. Muhammed Salah'ın hat-trick yaparak devleştiği gecede, rakibin savunma kurgusundaki tüm zaafları bir bir cezalandıran Trabzonspor, mücadeleyi daha ilk yarıda kopardı. Sahada ne yaptığını ezbere bilen, her top kaybında anında reaksiyon gösteren ve oyun disiplininden bir an olsun kopmayan bir Reis takımı izledik. Göreve geldiği ilk maçta Galatasaray gibi kağıt üzerinde ligin en iddialı kadrosuna sahip bir devini bu denli ezerek yenmek, Thomas Reis adını sezona şimdiden damga vuracak bir figür olarak kazıdı.

Sahanın diğer tarafında ise tam anlamıyla bir taktiksel ve zihinsel çöküş hakimdi. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, takımını bu zorlu deplasmana hiçbir şekilde hazırlayamadığını acı bir şekilde belgeledi. Rakibin yeni teknik direktörüyle nasıl bir agresif başlangıç yapacağını öngöremeyen, sahada tamamen ezilen orta sahasına seyirci kalan ve oyuna müdahalelerinde sürekli geç kalan bir kenar yönetimi izledik. Yüksek bütçeli yıldızlar topluluğunun Papara Park’ta bu kadar ağır, bu kadar isteksiz ve organizasyondan uzak kalması, doğrudan teknik heyetin hafta boyunca yapamadığı hazırlığın eseridir.

Bu taktiksel ve fiziksel iflas yetmezmiş gibi, Okan Buruk’un maçın stresi altında kontrolünü kaybederek gördüğü kırmızı kart, gecenin fiyaskosunu tamamlayan unsur oldu. Takımı sahada 4-0’lık ağır bir hezimet yaşarken, kenardaki liderin sükunetini koruyup takıma yön vermek yerine sinirlerine yenik düşüp oyundan atılması kabul edilebilir bir davranış değildir. Bir teknik adam, gemisi batarken dümenden bu kadar kolay ayrılamaz. Buruk’un hem takımı maça zihnen ve fiziken hazırlayamaması hem de kriz anında kenarda disiplinini kaybedip cezalandırılması, Galatasaray taraftarına skordan çok daha fazla acı veren asıl tablo oldu.