YARININ kurulması fikri, neden yerini yarının

kurtarılması endişesine bırakıyor! Çok değil, daha düne kadar ülkemizin göğsünü

kabartacak bütün gelişmelerin, bugün niye bir anlamı kalmadı Çünkü yarını

kurtarmak düşman üreterek gerçekleşemez! Bugün, Türkiye nin haktan, hukuktan,

mazlumlardan ve doğrudan yana olacak güçlü ısrarı tükenmiştir. Yeni bir dünya

kurmanın derdinde olanlarla, suyu bitmiş kuyudan, bir tas daha fazla alma

derdinde olanların bir olmadığı ortaya çıkmıştır.

2000 sonrası yapılan icraatlar ülke lehine gibi

görünürken, bugün bir teminat ve müeyyide sağlamadığı için, sonuç olarak

gerilen bir ortam yaşıyoruz. Şimdiye kadar yapılan icraatlar; futbolda şike,

politikada falso, ekonomideki kan kaybı, sosyal alanda tansiyon yaşanıyor! Günü

kurtarmak üzere yaşayanlar, sıcak para ve borçlanmayla gerçekleri örtmekte ve

yara içeride sürekli büyümektedir. Milli bir siyasetten uzak kalanların,

taşıdıkları dünya görüşleriyle yaşanmakta olan sorunun ciddiyetini bile

kavramaktan acze düştüğünü artık görmek gerekiyor. Çünkü bir dönem one munite

denilenlerle yeniden masaya oturmak durumunda kalındı!

Dünden bugünü görenler; sisteme entegre olmayı ve uyumu

benimseyenler için AKP ideal model bile olabilir ama dikkatlerini fikir,

tutarlılık, seviye, derinlik, Türkiye nin kayıp ve kazançlarını ahlak üzerinde

yoğunlaştıranlar AKP yi herhalde ağırlıklı olarak ne olmamak lazım geleceği

üzerinden düşünüp konuşacaklardır sözleriyle haklılığını ispat ediyor. Çünkü

ne ilk günkü aşk işe yarıyor, ne de 1 Kasım da Gazze kazandı edebiyatı.

Hatta Müslümanlara saldırılar daha fazla artıyor, Nijerya dan Bangladeş e kadar

her yerde sadece onların kanı akıtılıyor.

Hadiselere sürüklenmeden bakabilenler elbette panik

yapıyor, sürüklenenlerse sadece açıklama ! Bu açıdan son MGK toplantı gündemi

yaşanan süreci özetliyor. Başta bölgedeki operasyonlar ve bölge halkının artan

tedirginliği var. Suriye kaynaklı tehditlerin, gerek ülkemizin, gerekse

bölgenin güvenlik ve istikrarına etkilerinin giderek artacak olması, önümüzdeki

dönemde alınabilecek tedbirleri sınırlandırıyor. Mülteci konusu dâhil, tüm

insani meseleler yeni faturalar oluşturuyor. Rusya nın Suriye deki operasyonları ve uçak krizi ise panik alarm

düzeyinin yeni bir göstergesi oluyor.

Her şeyin pazarlığa tabi olduğu tüccar siyaset ten

farklı bir düzeye sahip ve asrın idrakine söyleyeceği sözleri bulunan bir ufkun

algılanmasının arefesindeyiz. Milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmenin

doğru adresi aranıyor. Önemli olanın cumhurbaşkanı, başbakan, bakan olmak

değil, yapılan hizmetin içeriği ve kime yaradığı şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Doğruluk ve adalet temelinde halkının değerlerine bağlı bir siyaset yoluyla

devleti güçlü, vatandaşı mutlu kılacak bir yönetim modeli başarmanın şifreleri

bekleniyor. İstikametinden hiç sapmadan, yılmadan ve yorulmadan yapılan zulme,

haksızlığa ve baskıya hiçbir zaman boyun eğmeden yaşamanın kodları yeniden

yazılıyor.

Sahte nin ustaca oynadığı, toplumu ve hatta kendisini

inandırdığı hakikî rolü, sonunda, ruhlarda büyük bir yıkım yaparak ve enkaz

bırakarak kaybolmaya başladı! Yaşanan acı tecrübeler gösteriyor ki, fırtınanın

dinmesi, ruh dünyalarının dirilmesi için alınacak tedbir zihniyete

dayanmaktadır. Çünkü tek başına güç ve kuvvet, artık zihinleri ve gönülleri

işgal edecek büyüsünü kaybetmiştir. Öncelikle tedbiri elden bıraktıran

düşünceyi ve her problemi kendi aklıyla çözmeye kalkışma anlayışını

sorgulamalıyız. Panik yapmadan bu sorgulama başlamayacağına göre paniğe gerek

var!